Siyasetçi Elif Bulut: Ertelemeler toplumu geriyor, barış toplumsallaşmalı
- 09:09 7 Kasım 2026
- Siyaset
Elfazi Toral
İSTANBUL - İktidarın süreci erteleyici tutumunu eleştiren DEM Parti MYK üyesi Elif Bulut, oyalama politikalarının toplumda gerginliğe yol açtığını ifade ederek, barışın toplumsallaşması için ortak mücadele çağrısı yaptı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürt Özgürlük Hareketi, fesih, silah bırakma ve sınır dışına çekilme gibi birçok adım attı. Sürecin yeni bir aşamaya taşınmasına yönelik beklentiler artarken, iktidardan atılması beklenen hukuki ve siyasi adımlar gündemdeki yerini koruyor. Güvenlik ve silahsızlanma başlıkları öne çıkarken; eşit yurttaşlık, dil, kimlik ve anayasal güvencelere ilişkin demokratikleşme adımlarının nasıl hayata geçirileceği belirsizliğini koruyor.
Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolünün hukuki zemine kavuşturulması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması çözüm bekleyen başlıklar arasında bulunuyor. Başta Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) olmak üzere çeşitli siyasi çevreler, çatışmasızlık ortamının kalıcı barışa dönüşmesi için iktidara somut adımlar atma çağrısında bulunurken, sürecin hangi hukuki ve siyasi adımlarla ilerleyeceği sorusu öne çıkıyor.
DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Elif Bulut, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Sürecin 100 yıllık bir geçmişi var’
Sürecin başlangıcını hatırlatan Elif Bulut, toplumsal beklentilere değindi. Sürecin iki yıla yaklaştığını ifade eden Elif Bulut, “Uzun süreden beri konuşulamayan konular Meclis zemininde gündem olmaya, tartışılmaya ve halkın gündemini oluşturmaya başlamıştı. Her şey olağan akışında ilerleseydi bugüne kadar yasanın çoktan bir noktaya gelmiş olması, toplumun beklentilerinin karşılanması, cezaevinden çıkışların ve yurt dışından dönüşlerin durumunun netleşmesi beklenirdi. Sürecin 100 yıllık bir geçmişi var. Bu kadar hızlı ve sınırları belli çözümlerle önümüze çıkmayacaklarını tahmin ediyorduk. Adım adım ilerletmek ve bir çözüme ulaşması için biz de kendi açımızdan mücadele etmeye devam ettik, ediyoruz da. En son Meclis kapanmadan önce çerçeve yasa, rekor ve Türkiye tarihinin en kapsamlı oylamasıyla Meclis’ten geçti” şeklinde konuştu.
‘Komisyon bir an önce İmralı Adası’na gitmeli’
Çerçeve yasanın ardından gözlerin pratik adımlara çevrildiğini ifade eden Elif Bulut, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolüne ve İmralı koşullarına dikkat çekti. Elif Bulut, “Meclis açılınca haliyle biz bu yasanın maddelerinin hayata geçmesini bekledik. Kurulan komisyonlar kendi açılarından ve devlet bünyesinde çeşitli bakanlıklar nezdinde çalışmalar başlattı. Fakat bu çalışmalar kendi içlerinde yürüyor. Bizim asıl beklediğimiz komisyon, Sayın Öcalan’ın içinde yer alacağı koordinasyon ve bu komisyon çalışmalarının somut olarak nasıl yürütüleceğidir. Ancak bunun için Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının yaratılması, önünün açılması, o komisyonda yer alacak kişilerin netleşmesi ve bir an önce İmralı Adası’na gitmesi gerekiyor. Bu işin bir ayağıdır. Diğer ayağı ise Meclis çalışmasıdır” sözlerine yer verdi.
‘Bu süreç tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor’
İktidarın sürece dair erteleyici pratiğini eleştiren Elif Bulut, toplum üzerindeki etkilerine işaret etti. Elif Bulut, şunları söyledi: “1 Ekim’den itibaren Meclis’teki işleyiş MGK kararına bağlandı. MGK bir kez toplandı ve şimdi ikinci toplantısını bekliyoruz. Yasal düzenlemelerin karara dönüşmesi MGK kararının onayına bağlandı. Oradan 10 ayın geçmesini ve ilgili çalışmaların hızlıca başlamasını bekliyoruz. Bugünlerde bütçeyi de konuşuyoruz. Barış, hepimiz açısından bu ülkenin en temel sorunlarından biridir. Bunlar birbirinden bağımsız işler değildir. Bu yüzden bizim için ekmek ve su kadar önemli bir süreçtir. Barış gündemi tüm Türkiye halklarını ilgilendirmektedir. Devletin aşamaları ertelemesi toplumu ciddi bir gerginliğe ve endişeye sürüklüyor. Bir yandan toplum somut adımlar görmek istiyor; örneğin cezaevinden çıkışların başlamasını arzuluyor. Yasa hayata geçtiğinde öncelikli olarak durumu ağır olan hasta tutukluların serbest bırakılması bekleniyor. Bir yandan da cezası bittiği halde devlete verilen sürenin sonuna gelmiş olan ve sürekli ek cezalar verilen tutsaklar var. Toplum bunların bırakılmasını bekliyor.”
‘Tüm halkların bu sürece dahil olması gerekir’
Çözümün sadece siyasi partilerle sınırlı kalamayacağının, tüm sivil toplumun sürece dahil olması gerektiğinin altını çizen Elif Bulut, “Bu durum sadece siyasi partilerin veya sosyalist kesimin yürüteceği bir çalışma ile çözülemez. Bu alanda emek vermiş insan hakları derneklerinin, hukuk kurumlarının ve tüm sivil toplum örgütlerinin demokratikleşmenin önünü açacak tartışmalar yapması, konuyu halkın gündemine sokması ve baskı oluşturması gerekmektedir. Zaten hiçbir zaman ‘Bu işi tek başımıza çözelim’ demedik. Mesele bunu çözecek gücümüzün olup olmadığını aşmaktadır; bu ortak bir sorundur. Bütün toplumu ilgilendiren toplumsal bir problemdir ve Türkiye’nin geçmişi, geleceği ile Ortadoğu’nun sıcak barış meselesidir. Dolayısıyla hepimizi ilgilendirmektedir. Ortak çözümü yaratabilmemiz için koşulların sağlanması ve barışın toplumsallaşabilmesi adına tüm halkların bu sürece dahil olması gerekir” dedi.
‘Tutarlı olunmasını istiyoruz’
Süreçte tarafların sorumluluklarına işaret eden Elif Bulut, iktidarın tutarlı olması gerektiğini ifade etti. Elif Bulut, “Halklar büyük bir beklenti içerisine girdi. PKK kendi tarafında üzerine düşeni fazlasıyla gerçekleştirmiştir. Ancak hiçbir süreç tek taraflı adımlarla ilerlemez. Bu yüzden süreç ciddi bir tıkanmaya gitmeden iktidar kanadının da üzerine düşeni yapması, Meclis’i bu alanda hızlandırması ve Meclis’teki siyasi partilerin görevini yerine getirmesi toplumun ve bizim en büyük beklentimizdir. Siyaset kurumunun süreçle ilgili çelişkili açıklamaları ve kararları toplumda bir güvensizlik yaratıyor. Siyasette bir söz verilince insanlar doğal olarak bunun tutulmasını beklerler. İktidarın kalkıp tek başına söz vermesini beklemiyoruz, ancak işin tarafı ve iktidarda olduğu için sorumluluğu gereği bunun karşılığının hayata geçmesini bekliyoruz. Dolayısıyla tutarlı olunmasını istiyoruz. ‘Örgüt bunu yapsın, şu yapılacak’, ‘Başkan Öcalan bunu yapsın, bu yapılacak’ ya da ‘Şu partiler bunu yapsın, bu yapılacak’ gibi ifadeler kurulduğunda, her kesim üstüne düşen görevi fazlasıyla yaparken, iktidarın da verdiği sözü tutması bekleniyor. Çünkü iktidar süreci birtakım şartlara bağlıyor ve o şartlar hayata geçtikçe süreç tek taraflı ilerlemez. Müzakerenin tarafı olanlar da masadaki tartışmaları hayata geçirmelidir ki süreç aksın, yoksa bir yerde durur ve ilerleyemez” şeklinde konuştu.
‘Bu düğümü çözecek olan Meclis’tir’
Demokratikleşme taleplerine ve kadınların mücadelesine değinen Elif Bulut, kilit noktanın Meclis olduğunu belirtti. Elif Bulut şunları dile getirdi: “Bir yandan kadınların fazlasıyla talepleri var. Bu süreç içerisinde hayatını kaybetmiş birçok insanın yakınlarının talepleri bulunuyor. Ülkenin en büyük sorunlarından biri olan demokratikleşmeme haliyle ilgili yoğun talepler var. Yasal düzenleme talepleri her seferinde dönüp dolaşıp müzakereyi yürüten tarafların gereği gibi adım atmasına düğümleniyor. Bu düğümü çözecek olan Meclis’tir. Meclis’te önemli bir sayısal çoğunluğa sahip olan ve iktidarda olan partinin kendisi bu aşamayı ilerletecek olandır.”
‘Ülke demokratikleşmeli’
Kalıcı çözümlerin ancak eksiksiz bir demokratikleşmeyle sağlanabileceğini paylaşan Elif Bulut, “Barışın toplumsallaşması, tüm kesimlerin taleplerini tatmin edecek şekilde yasal çerçeveye oturtulmasıyla ve yasal düzenlemelerin yapılmasıyla mümkündür. Çünkü bu anlık bir çözüm değildir. Bugün cezaevindeki insanları bırakırsınız, demokratikleşmenin önünü açarsınız ve gerillanın gelişimini sağlarsınız; peki bir sonraki aşamalar ne olacak? Ülke demokratikleşmediğinde benzer sorunların tekrar ortaya çıkması kaçınılmazdır. Ortadoğu denkleminde de bunu yaşıyoruz. Bu yüzden en büyük talep Türkiye’nin demokratikleşmesidir; bizim de en büyük beklentimiz budur” sözlerine yer verdi.
‘Tüm halklar sürecin tarafı olmalı’
Devam eden bütçe görüşmelerini ve toplumsal beklentileri değerlendiren Elif Bulut, “Önümüzdeki dönemde geleceksizleşmenin önüne geçmek, demokrasinin tüm kurullarıyla ülkeye yerleşmesini sağlamak, kadınların özgürce yaşayabileceği koşulları açmak, barışı tesis etmek ve yoksulluğu bu kadar yakıcı hale getiren militarizmi geride bırakmak gerekiyor. Yeni bir bütçe dönemine girmişken, savunmaya ayrılan bu büyük bütçenin yerine; kadınlara, gençlere, eğitime, sağlığa ve bu ülkenin yok sayılan tüm kesimlerine ayrılabileceğinin gösterilmesi şarttır. Toplumun her ayağında çoklu bir beklenti vardır. Süreç sadece tek bir kesimin çabasıyla ilerlemeyecektir; bunu hep dillendiriyoruz. Bütün Türkiye toplumunun, barışın bu ülkeye tam anlamıyla gelebilmesi ve sürecin demokratik bir şekilde ilerlemesi için mücadele etmesi gerekiyor. Aksi takdirde tek taraflı yürütülen bir çalışma tek bir alanda kalır ve bir süre sonra kadük olabilir. Bu yüzden tüm halkların bu sürecin bir tarafını desteklemesini, parçası olmasını ve bu ülkenin demokratikleşmesine katkıda bulunmasını bekliyoruz” dedi.







