Tutsak yakınlarının talebi net: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü

  • 09:04 5 Mart 2026
  • Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız 
 
İZMİR - Sürece rağmen cezaevlerindeki ihlallerin devam ettiğini ifade eden EGE-TUHAYDER Eşbaşkanı Ayfer Yıldırım, tutsak yakınlarının ve halkın tek talebinin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşması olduğunu söyledi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden bir yıl geçti. Bir yıl boyunca çeşitli gelişmeler yaşansa da halkın öncelikle gündeminde, Abdullah Öcalan başta olmak üzerine özellikle hasta tutsakların ve siyasi tutsakların fiziki özgürlüklerine kavuşmaları oldu. Sürece rağmen cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ise devam ediyor.
 
Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (EGE-TUHAYDER) Eşbaşkanı Ayfer Yıldırım değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Cezaevlerinde baskılar devam ediyor’
 
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın halkta büyük bir umut yarattığını ifade eden Ayfer Yıldırım, bu süreç içerisinde siyasi temsilcilerin ve demokratik kurum temsilcilerinin, süreci halka doğru aktarmak için emek verdiğini söyledi. Ayfer Yıldırım, “Bizi ilgilendiren alan direkt cezaevleri. Cezaevlerindeki tutuklu arkadaşların durumu iyiye gitmeyi bir tarafa bırakalım aksine baskılar çok daha fazla arttı. Şiddetin her türünü orada görmek maalesef mümkün özellikle psikolojik şiddet. Ekonomik boyutu da var. Şimdi eğer bir süreç varsa ve biz bununla ilgili halkları bilgilendirmek adına sürekli toplantılar alıyorsak, süreci anlatıyorsak; eğer bir kardeşlik inşa edilecekse halklar ve tutsakların aileleri özellikle devletten de bir adım bekliyorlar. Biz barışı yapacaksak tek başımıza mı yapacağız? Türkiye'deki halkların tamamını ilgilendiriyor bu süreç. Kardeşlik inşa edilecekse ailelerin de biz kurumların da talebi bir an önce sürecin samimi bir şekilde işletilmesi. En azından cezaevlerine yansıtılması. Ceza içinde sürekli cezalandırma var. Tahliyesi gelen tutuklu arkadaşların sudan sebeplerle infazları erteleniyor. Kadın arkadaşları ziyarete giden aileleri ya da görüşçüleri gittiklerinde artık yanında diğer gelenler arkadaşla görüştüğü zaman bile bu hemen hücre cezasına sebep olabiliyor” dedi.
 
‘Hasta tutsaklara yönelik özel bir çaba sarf edilmeli’
 
Cezaevindeki tutsakların hala tecritte olduğunu söyleyen Ayfer Yıldırım, “Tecrit daha çok körükleniyor. Cezaevlerindeki son süreç çok daha korkunç. Hem psikolojik hem de ekonomik. Tutuklu arkadaşların çoğunun ekonomik sıkıntıları var. Çoğunun ailesi burada değil. Biri para göndermek istiyor ama o bile suç sayılıyor. Yani her türlü hak ihlali maalesef devam ediyor cezaevlerinde. Umut hakkından bahsedersek Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecrit aslında sadece hapishanelerde değil, tamamımızın üzerinde. Bütün Türkiye halklarının üzerinde tecrit var. Biz mevcut iktidara evrensel hukuka uyması konusunda çağrıda bulunuyoruz. Biz TUHAYDER olarak hem aileler ile ilgili hem de kendimiz kurumumuza yansıyan sıkıntılarla ilgili şu düşüncedeyiz; eğer gerçekten bir süreç işletilecekse bir barış süreci, bir kardeşlik süreci, demokratik yaşam inşa edilecekse önce cezaevlerinden başlamaları lazım. Önce Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecridin akabinde diğer bütün siyasi tutsakların üzerindeki tecridin kalkması lazım. Hasta tutsaklara yönelik özel bir çaba sarf edilmeli. Hasta tutsaklar ilaçlarını alamıyorlar, revire gidemiyorlar, hastanelere gidemiyorlar. Bir kart dayatması var son süreçte. Kartı olmayan hasta tutsaklar hastanelere gidemiyor. Şakran Kadın Hapishanesi'nde Esmer Ayaz şu anda çok kötü durumda ve ailesi çok endişeli. Bunun gibi bir sürü arkadaşlarımız var” şeklinde konuştu.
 
‘Sayın Öcalan başta olmak üzere tüm tutsaklar özgür olmalı’
 
Umut hakkının kendileri ve tutsak yakınları için çok önemli olduğunu dile getiren Ayfer Yıldırım, bu hakkın tutsaklar için sağlanması gerektiğini dile getirerek, “Eğer gerçekten bir barış ve kardeşlik oluşturulacaksa, Demokratik Cumhuriyet oluşturulacaksa bu şekilde olmaz. Bizim talebimiz şu. Bütün siyasi tutsakların bir an önce serbest bırakılması, önce Sayın Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğüne kavuşması. Bu çok nettir. Çünkü biz biliyoruz ki bu barışın mimarı Sayın Abdullah Öcalan'dır ve tutuklu aileleri de bu şekilde düşünüyor. Sayın Abdullah Öcalan ve bütün siyasi tutukluların tabii ki özgürlüklerine kavuşmasını istiyoruz.  Bu rapor neyi amaçlıyor, cezaevleriyle ilgili ne yapılacak? Sayın Abdullah Öcalan'la beraber tüm siyasi tutsaklar özgür kalacak mı? Sayın Abdullah Öcalan ve PKK kendi üzerine düşen ne varsa yaptı. Başka ne bekleniyor? Bunu insanlar soruyor, bunu ailelerimiz soruyor. Çünkü biz gerçekten bütün bu olumsuzluklara rağmen ısrarla barışı istiyoruz. Barış diyoruz, demokrasi diyoruz. Bugün kendimiz için istediğimiz adalete, yarın onların da ihtiyacı olacak. Halkın tek talebi şu; siyasi tutsakların bir an önce özgürlüklerine kavuşması” diye ifade etti.