ÖHD Mûş Eşsözcüsü: Yeni bir anayasa ihtiyacı var
- 09:04 4 Mart 2026
- Hukuk
Öznur Değer
MÛŞ - Meclis Komisyonu'nun raporunu değerlendiren ÖHD Mûş Eşsözcüsü Berfin Demirtaş, “Sürecin başat rolünü üstlenenlerden Sayın Öcalan’ın, sürecin ruhuna uygun olarak da umut hakkından yararlandırılması gerekir. Türkiye’ye dönmek isteyen örgüt üyelerinin Türkiye’de adil bir şekilde yaşamını sürdürebileceğine, siyaset yapabileceğine yönelik kuşkularının olmaması hedeflenmelidir” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı bir yılı geride bıraktı. Meclis’te süreç kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, nihai raporunu tamamlayarak Meclis’e sundu. 110 sayfalık rapor, “Komisyon Çalışmaları”, “Komisyonun Temel Hedefleri”, “Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku”, “Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları”, “PKK’nin Kendini Feshetmesi ve Silah Bırakması”, “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerisi”, “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” olmak üzere 7 temel başlık ve birçok alt başlıktan oluştu. Eksik bulunan ve dili eleştirilen rapora yönelik birçok kesimden eleştiriler gelirken, komisyonun da raporda önerisini sunduğu hukuki zeminin Meclis’te oluşması bekleniyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mûş Eşsözcüsü Berfin Demirtaş, komisyon raporuna dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Raporla uyumlu yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalı’
Raporun kıymetli olduğuna işaret eden Berfin Demirtaş, “Bu tarz yazılı raporların geliştirilmesi ile toplumun bu sürece güveni artacaktır. Söz konusu rapor, bundan sonraki süreçte yapılacak yasal düzenlemeler ve demokratikleşme adına atılacak adımlara yönelik planlamalardan oluşmakta. Komisyon raporuna düşülen şerhler, rapor hazırlanırken sunulan eleştirilerin tamamının sürecin güçlenmesi ve sağlam zemine oturması adına yapıldığına inanıyoruz. Bundan sonraki sürece yönelik çerçeve bir taslak oluşturan bu raporla birlikte, toplumun beklentisi raporla uyumlu yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasıdır” dedi.
Umut hakkı
Sürecin başlangıç aşamasında “umut hakkı”ndan sıkça söz edilmesi ve umut hakkının temel bir hak olduğunun dile getirilmesine rağmen raporda bu hususa yeterince değinilmediğinin altını çizen Berfin Demirtaş, “Sürecin başat rolünü üstlenenlerden Sayın Öcalan için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde verilen karara yönelik tespit ve değerlendirmelerin raporda yer alması toplumun beklentisi, hukukun gereğidir. Yine demokratikleşmeyi hedef alan süreçte kayyum uygulamalarına yönelik değerlendirme ve tespitlerin güçlü olması gerekirdi. Bundan sonraki süreçte yapılacak yasal düzenlemelerde barolar ve hukuk örgütleriyle ortaklaşılması, fikir alışverişinde bulunulması sürecin hukuki boyutunu güçlendirecek ve eksiklikleri giderecektir” şeklinde konuştu.
‘Raporda kullanılan ‘terör’ kavramı sürecin ruhuna uygun düşmedi’
Raporun diline değinen Berfin Demirtaş, raporda sürekli olarak kullanılan “terör” kavramının sürecin ruhuna uygun düşmediğinin altını çizdi. Değişimin ve demokratikleşmenin öncelikle dilde başlayacağını belirten Berfin Demirtaş, “Birlikte tek taraflı bakış açısıyla hazırlanmış hissini yaratan bu dilin, sürecin ruhuna da uygun şekilde terk edilmesi gerekir Raporun üçüncü başlığında, ‘Ortak geçmişimiz ortak geleceğimizin pusulasıdır’ denilerek, Türk ve Kürt toplumunun geçmişte bir arada yaşamının geleceğe de ışık tutmasından bahsedilmiştir. Sancılı süreçlerden geçen Kürt halkının kendisini eşit ve özgür yurttaş görmesi, sürecin temel amaçlarından olmalıdır. Bu amaç hayata geçirildiğinde aslında şu an üzerinde durulan sorunların tamamı çözüme kavuşacaktır” sözlerine yer verdi.
'Örgüt üyeleri siyaset yapabilmeli’
Raporda, “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerisi” başlığı altında örgüt üyelerine yönelik müstakil yasaların hazırlanması ile örgüt üyelerinin Türkiye’ye dönebileceğinin belirtildiğini kaydeden Berfin Demirtaş, “Silah bırakan örgüt üyelerinin Türkiye’ye dönmesi için bu yasaların adil ve bütünlükçü olması gerekir. Bu yasa ile Türkiye’ye dönmek isteyen örgüt üyelerinin Türkiye’de adil bir şekilde yaşamını sürdürebileceğine, siyaset yapabileceğine yönelik kuşkularının olmaması hedeflenmelidir. Bu raporla birlikte örgüt üyelerinin geri dönüşe yönelik yasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda ortak fikre varıldığı görünüyor. Bu geri dönüşe yönelik düzenlemelerin kapsayıcı ve bütünlükçü olması adına barolar ve hukuk örgütleriyle ortak bir çalışma yürütülmeli” dedi.
‘AİHM ve AYM kararlarını yerine getirmeyenlere yaptırımlar yapılmalı’
AİHM ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının koşulsuz uygulanması konusunda mevcut yasalarda herhangi bir eksiklik olmadığını vurgulayan Berfin Demirtaş, “AİHM kararlarının Türkiye açısından ülkedeki tüm resmi kurum ve kuruluşların bağlayıcı olduğu hususunda ikilem yaşatacak düzenleme yok. Ancak söz konusu bazı AİHM kararlarının uygulanması konusunda eksiklik mevcut. Raporda da söz konusu kararların uygulama oranlarından bahsedilmiş ve devamında bu kararların eksiksiz uygulanacağına yönelik düzenlemeler yapılacağına vurgu yapılmıştır. İşin aslı mevcut yasal düzenlemelerin gereği yerine getirildiğinde AİHM ve AYM kararlarının uygulama oranı yüzde yüz olacaktır. Bu nedenle yapılacak şey belki de AİHM ve AYM kararlarını yerine getirmeyenlere yönelik yaptırımları içeren bir düzenleme olabilir” diye belirtti.
‘Yeni bir anayasa ihtiyacı var’
Yeni bir anayasa ihtiyacının, toplumun her kesimi tarafından dile getirildiğine işaret eden Berfin Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yeni anayasa, devam eden sürece uygun Türkiye’nin demokratikleşmesine yönelik düzenlemelerden oluşmalıdır. Komisyon raporu, sürece yönelik atılacak ve atılması gereken adımların mihenk taşı olarak kabul edildi. Raporda bahsedilen eşit ve özgür yurttaşlığı pekiştirmek adına tabi ki yeni, kapsayıcı ve güçlü bir anayasa oluşturulmalıdır. Sürecin başat rolünü üstlenenlerden Sayın Öcalan’ın, sürecin ruhuna uygun olarak da umut hakkından yararlandırılması gerekir. Buna yönelik Kürt halkının ciddi beklentisi bulunmakta. Umut hakkı konusunda AİHM’in ilk olarak Öcalan kararı ve devamında umut hakkının ihlal edildiğine yönelik diğer kararları mevcuttur. Bu süreçle birlikte AİHM kararlarının eksiksiz uygulanacağı rapor altına alınmıştır. Bu doğrultuda da AİHM/Öcalan kararının uygulanması, sürecin siyasal ve hukuki zeminde yürümesine katkı sağlayacaktır.”







