14 yıldır süren davaya ilişkin açıklama: Yargılanan kadın mücadelesi

  • 13:58 21 Nisan 2026
  • Hukuk
ANKARA - KESK’li kadınların 14 yıldır süren davasının karar duruşması öncesi adliye önünde yapılan açıklamada, yargılananın kadın mücadelesi olduğu belirtilerek, “Dava ile amaçlanan kadınları kamusal alandan çekmektir” denildi. 
 
13 Şubat 2012’de Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) kadın sendika yöneticileri, 25 Kasım ve 8 Mart etkinlikleri ile Kürt sorununun demokratik çözümü talebiyle barış mücadelesini kadın mücadelesiyle birleştirme çabalarına ilişkin faaliyetleri gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan 15 kadından 9’u tutuklanırken, ilk duruşmada 6’sı tutuksuz yargılanmıştı.
 
14 yıldır süren davanın karar duruşması öncesi KESK üyeleri ve yöneticileri Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. 
 
Açıklamaya İnsan Hakları Derneği, Eğitim-Sen, Türk Tabipler Birliği, ETUC PERC Genel Direktörü Anton Lepttik, EPSU Genel Sekreter Yardımcısı Paola Panzeri, CFDT Yönetim kurulu üyesi ve ETUC Kadın Komitesi Başkan Yardımcısı Helene Ibanez, UNISON Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Margaret Mckee, UNISON Uluslararası İlişkiler Direktörü Mark Beacon, CGIL Konfederasyonu Kamu İşkolu Uluslararası İlişkiler Departmanı Andrea Russo, Vision Sendikası Genel Başkanı PSI Yönetim Kurulu Üyesi Veronica Magnusson,  Vision Sendikası Kurulu Üyesi Eva-Lotta, ST Sendikası Uluslararası İlişkiler Sekreteri Karin Brunzell  de katıldı. 
 
‘KESK barış ve kadın örgütüdür’
 
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, adliye saraylarının artık hak arayanların olduğu yerler değil, hakkını arayanların yargılandığı yerler olduğunu ifade ederek, “Bugün bakınız; hiçbir fabrikada bu kadar çalışan, hiçbir markette bu kadar ‘müşteri’ yoktur. Ama adliyeler dolup taşmaktadır. Bu tablo, adalet sisteminin değil; adaletsizliğin büyüdüğünün en açık göstergesidir. Bu adliyelerde görev yapan hâkim ve savcılara açıkça sesleniyoruz: Yargı bağımsızlığı bir tercih değil, tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yok sayan her tutum, adaleti değil, hukuksuzluğu büyütür. KESK’in temel ilkelerine; işine, ekmeğine, bedenine, kimliğine, diline ve iradesine sahip çıkan KESK’li aktivist kadınlar, 14 yıldır sendikal faaliyetleri nedeniyle yargılanıyor. Bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe artık yeter diyoruz. KESK, kurulduğu 8 Aralık 1995’ten bu yana emek mücadelesini barış ve demokrasi mücadelesiyle birlikte yürüten bir örgüttür. Bu nedenle KESK; yalnızca bir emek örgütü değil, aynı zamanda bir demokrasi, barış, insan hakları ve kadın örgütüdür” sözlerini kullandı. 
 
‘Dava ile amaçlanan kadınları kamusal alandan çekmektir’
 
“İşte bu nedenle KESK’li kadınlar; baskının, şiddetin, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin bin bir haliyle her gün karşı karşıya kalmaktadır” diyen Ahmet Karagöz devamında ise şunları söyledi: “Her gün ortalama üç kadının katledildiği ülkemizde, kadın mücadelesini yürütmek giderek daha da zorlaştırılmaktadır. 13 Şubat 2012’de, 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK’li kadın yöneticilerin sendikal faaliyetleri suç kapsamına alınmıştır. Bu dava, bugün FETÖ davaları kapsamında tutuklu yargılanan bir savcının hukuksuz ve keyfi yaklaşımının ürünüdür. Kadınlar diyor ki: Bizi ezen, görünmez kılan, bedenlerimizi metalaştıran bu düzene boyun eğmeyeceğiz. Bu sistemin çarkında ezilen değil, o çarkı durduran olacağız. Bu dava ile amaçlanan; kadınları kamusal alandan çekmek, KESK’i sindirmek ve kriminalize etmektir. Ancak KESK’li kadınlar, dün bu saldırılara nasıl boyun eğmediyse, bugün de yarın da boyun eğmeyeceklerdir.”
 
‘Uzun yargılama bir cezalandırmaya dönüşmüştür’
 
CFDT Yönetim kurulu üyesi ve ETUC Kadın Komitesi Başkan Yardımcısı Helene Ibanez ardından söz alarak, “Bugün buraya uzun yıllardır yargılanan KESK üyesi kadınların duruşması için kadınlarla dayanışmak için geldik. Burada bulunmamız sadece sembolik bir anlam değil, burada bulunmamız bir gerekliliktir. Çünkü kadın sendikacılar mücadeleleri nedeniyle yargılandığında sadece bireysel bir güvenlikleri ve özgürlükleri risk altında değildir. Tehlike altında olan kadın hakları, kadın mücadelesi, eşitlik, özgürlükleri, sosyal adalet, insan hakları ve sendikal faaliyetlerdir. Bu dava şubat 2012’te başladı ve kadınlar gözaltına alındı. Bu durumun ne kadar ağır olduğunu anlamalıyız, uzun süren yargılama bize bunu gösteriyor. Bu kadar uzun süren yargılamalar aslında kişilerin belirsiz bir durumda yaşaması, belirsizlik içinde hem kendilerinin hem ailelerinin hem de politik olarak dahil oldukları sendikaların ciddi tehlike altında olduğunu gösteriyor. Bu uzun yargılamanın kendisi bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Bu tür yargısal durumlar birçok ülkede devam ediyor ama bunlar salt bir yargılama değil insanların itibarsızlaştırılmasına yönelik olduğunu biliyoruz. 8 Mart çalışmalarını hazırlamak, kadın çalışmaları ile ilgili çalışmalar yürütmek, sendikal faaliyetleri yürütmek, suç değildir. Yaşasın enternasyonal dayanışma” sözlerini kullandı. 
 
‘Yargılama konusu kadın mücadelesinin ortak değerleridir’
 
Ankara Kadın Platformu adına Ebru Özel söz alacağı sırada polis tarafından megafonun sesi kapatıldı. Ebru Özel şöyle konuştu: “Şu anda olduğu gibi 14 yıldır devam eden hukuksuzluğun tanığı ve takipçisi olarak buradayız. Arkadaşlarımızın her biri Ankara Kadın Platformu'nun üyesi, büyük emektarı, aynı zamanda kadın mücadelesine önemli katkılar sunan arkadaşlarımızdır. Dosyalarına, yargılanmalarına gerekçe yapılan emek mücadelesi, barış mücadelesi, özgürlük mücadelesi aynı zamanda kadın mücadelesinin ortak değerleridir. Biz bunu yaşamın her alanında savunmaya, alanlarda, meydanlarda, sokaklarda yaşatmaya devam edeceğiz. Direnişlerle, büyük bedellerle örülü kadın mücadelesinin tarihini bilenler bilir. Bizler hiçbir saldırı karşısında bugüne kadar geri adım atmadık. Bundan sonra da geri adım atmayacağız. Dolayısıyla Ankara Kadın Platformu olarak bugün bağımsız bir yargı sürecinin yürümesini diliyor. Bütün arkadaşlarımızın beraat etmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda bu süre zarfında hukuksuz şekilde işlerinden ihraç edilen bütün kadın arkadaşlarımızın derhal işlerine iade etmesini iade edilmesini talep ediyoruz.”
 
Kitle ardından duruşma salonuna geçti.