Af Örgütü’nden İran raporu: 87 yetkili hakkında soruşturma çağrısı

  • 15:22 16 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - İran’da, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan eylemlere dair rapor yayımlayan Uluslararası Af Örgütü, İran’ın insanlığa karşı suç işlediğini belirterek, suçluların cezalandırılmasını istedi. 
 
Uluslararası Af Örgütü, "Zulümlerin Mimarları: İran'ın 2022 Jin, Jiyan, Azadî" eylemlerinde “İnsanlığa Karşı Suçları Düzenleyen Devlet Mekanizması" başlıklı bin sayfayı geçen bir rapor yayımladı. 
 
Raporun hazırlık evresinde Af Örgütü; protestocular, eski tutuklular, katledilen veya gözaltına alınanların yakınları, görgü tanıkları, avukatlar, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve sağlık çalışanları da dahil olmak üzere 270 kişiyle görüştü. Örgüt, 2 binden fazla video ve resmi açıklamalar, sızdırılmış resmi belgeler, savcılık emirleri, mahkeme kararları ve adli tıp kayıtları da dahil olmak üzere kapsamlı belgesel kanıtları analiz etti. Raporun hazırlanması ise 4 yıl aldı. Rapor,  İranlı yetkililerin ayaklanmayı bastırmak için katliam, işkence, zorla kaybetme, hapis, tecavüz, siyasi, cinsiyet, etnik ve dini gerekçelerle zulüm gibi insanlık suçlarının nasıl işlediğini ayrıntılarıyla anlatıyor. 
 
Rapor, ayrıca protestoları katliamlarla bastırma operasyonlarını ve emir komuta yapılarını belgeleyip insanlığa karşı suçlardan dolayı soruşturmaya ve yargılanmaya tabi tutulması gereken 87 yetkiliyi de tespit ediyor. 
 
Yetkililer hesap vermeli 
 
Eylemlerdeki şiddetin emir-komuta zinciri çerçevesinde işlendiğine dikkat çekilen raporda, “Af Örgütü, eylemleri bastırmak için ölümcül güç kullanımına ilişkin devlet politikasını uygulamaktan sorumlu komuta zincirini ortaya çıkardı ve insanlığa karşı suçlardan soruşturulması gereken 87 yetkiliyi belirledi.
 
Örgüt, İran’ın Dini Lideri’ne ve üst düzey güvenlik yetkililerine yazılan mektuplara yanıt alamadı. Uluslararası Af Örgütü'nün 2022 ‘Jin, jiyan, azadî’ eylemlerini bastırmak için işlenen insanlığa karşı suçlara ilişkin soruşturmaları, iki ana güvenlik gücünün, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve İran İslam Cumhuriyeti Polis Komutanlığı'nın (FARAJA), Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, Devlet Güvenlik Konseyi ve il ve ilçe güvenlik konseyleri aracılığıyla tasarlanan devlet politikasını uygulayarak, protestoların ölümcül bir şekilde dağıtılmasına öncülük ettiğini ortaya koymuştur. 87 kişiden oluşan listede, 33'ü Devrim Muhafızları'ndan ve 27'si FARAJA'dan olmak üzere 62 güvenlik gücü komutanı ve il ve ilçe valileri de dahil olmak üzere 25 İçişleri Bakanlığı yetkilisi yer alıyor. Bunlar arasında, Uluslararası Af Örgütü'nün derinlemesine soruşturmalar yürüttüğü Kürdistan, Kirmanşan ve Batı Azerbaycan illerindeki 17 ilçeyle ilgili sorumlulukları bulunan 10 üst düzey yetkili ve 77 bölgesel, il ve ilçe düzeyinde yetkili bulunuyor. FARAJA ve Devrim Muhafızları ajanları, askeri sınıf saldırı tüfekleri, tabancalar ve metal saçmalarla dolu av tüfekleri kullanarak kalabalığa defalarca ateş açtı. Kalabalığa ateş açmanın yanı sıra, kaçan protestocuları ve çevredekileri kovalayarak, güvenlik güçlerine veya başkalarına hiçbir tehdit oluşturmayan silahsız kurbanlara yaklaştılar ve onları yakın mesafeden vurarak öldürdüler” ifadelerine yer verildi. 
 
Sızdırılan belgeler  
 
Raporda, İran’dan sızdırılan belgelerde, “acımasızca” müdahale emri verildiği vurgulanarak, “İncelenen resmi açıklamalar ve sızdırılan belgeler, strateji toplantılarında, bağlayıcı emirlerde, konuşlandırma planlarında, para ve silah tahsislerinde ve ‘kararlı ve sert’ bir karşılık verilmesi yönündeki talimatlarda yansıyan devlet politikasını ortaya koyuyor. Sızdırılan bir emirde, güçlere ‘acımasızca karşılık vermeleri ve gerekirse ölüme yol açmaları’ talimatı veriliyor” denildi. 
 
377 kişinin kimliği tespit edildi 
 
Uluslararası Af Örgütü'nün eylemlerde, 377 protestocunun askeri yetkililer tarafından katledildiği belgelendiği belirtildi. Raporda, “Diğerleri ise gözaltında, gözaltından serbest bırakıldıktan sonra veya devlet sorumluluğunu düşündüren şüpheli koşullar altında hayatını kaybetti. Uzun süredir devam eden inkâr ve örtbas etme kalıplarına uygun olarak, yetkililer yalnızca 202 ölümü kabul etti ve ezici kanıtlara rağmen bunların çoğunu devlet dışı aktörlere, ‘isyancılara’ veya ‘silahlı teröristlere’ yanlış bir şekilde atfetti. Kanıtlar arttıkça suçları durdurmak için harekete geçmek şöyle dursun, üst düzey yetkililer güvenlik güçlerini defalarca övdü ve operasyonların devam etmesi talimatını verdi” değerlendirilmesi yapıldı. 
 
Kürt ve Beluclara karşı orantısız güç
 
Kürt ve Beluc halkına İranlı yetkililerin orantısız güç kullandığı belirtilen raporda, “İran; Kürtler ve Beluclar, ölümcül baskıya maruz bırakarak hedef almış ve onları zulüm gibi insanlık suçuna tabi tutmuştur. İran'da zulüm gören Beluc ve Kürt topluluklarından protestocular, ölümcül baskının yıkıcı bir bölümünü yaşadı; kaydedilen toplam kurban sayısının yüzde 62'sini oluşturdu. Sistan ve Belucistan eyaletinde güvenlik güçleri tarafından 20'si çocuk olmak üzere 106 Beluci protestocu ve çevredeki kişinin yasa dışı bir şekilde öldürüldüğünü kaydetti (kaydedilen kurbanların yüzde 33'ü). Kürdistan, Kirmanşan ve Batı Azerbaycan illerindeki 17 ilçede devam eden veya yakın zamanda gerçekleşmiş protestoların dağıtılması veya protestoların yakınındaki askeri bölgelerde, 13'ü çocuk olmak üzere 95 Kürt protestocu ve sivilin hukuka aykırı bir şekilde öldürülmesinin koşullarını da belgeledi (kaydedilen kurbanların yüzde 29'u). Çoğu vurularak öldürüldü; diğerleri ise dövülerek, göz yaşartıcı gaz kapsülleriyle vurularak veya güvenlik güçlerine ait araçlar tarafından kasten ezilerek öldürüldü. Uluslararası Af Örgütü, Kürt ve Beluc protestoculara karşı siyasi ve etnik gerekçelerle ayrımcı bir niyetle cinayet ve işkence eylemleri işlendiği ve bu hedef alınan gruplar için zulüm suçunun unsurlarının karşılandığı sonucuna varmıştır” ifadelerine yer verildi.    
 
Cezasızlık  
 
Raporun devamında şunlara yer verildi: “İran'da uluslararası hukuk kapsamındaki suçlar ve diğer ciddi insan hakları ihlalleri için cezasızlık sistemik ve kasıtlıdır. İran Anayasası, adalet sistemini doğrudan Yüksek Liderin kontrolüne bırakmaktadır. Yüksek Lider, yalnızca güvenlik güçlerinin başkomutanı olmakla kalmayıp, aynı zamanda yargının başını da atar; yargının başı da kıdemli hakim ve savcıları atar. Güvenlik güçleri mensupları tarafından işlenen ciddi insan hakları ihlalleri içeren davalar, askeri savcılıklar ve mahkemeler tarafından ele alınır; burada hakim ve savcılar güvenlik güçlerinden gelebilir ve rutin olarak suçlara karışan güvenlik birimlerinin ifadelerine güvenirler. İran'ın ‘Silahlı Kuvvetlerin Gerekli Olaylarda Ateşli Silah Kullanımına İlişkin Yasası’, uluslararası hukuku açıkça hiçe sayarak, protestoları dağıtmak için ateşli silah kullanımına izin vermektedir. Uluslararası hukuk, ateşli silahların yalnızca ölüm veya ciddi yaralanma tehdidine karşı son çare olarak kullanılmasına izin vermektedir. Yasa ayrıca, devlet görevlilerini genel olarak hukuki ve cezai sorumluluktan muaf tutmaktadır.”