‘Umut hakkı sürece bağlı bir hak değil’
- 09:05 17 Eylül 2026
- Güncel
ANKARA - Sürecin gereklerinin doğru karşılanması için Abdullah Öcalan’ın hukuki statüye sahip olması gerektiğini vurgulayan ÖHD’li Hülya Yıldırım, “Abdullah Öcalan ile yapılacak görüşmeler birilerinin iznine bağlı olmamalı. Umut hakkı ne sürece ne de çerçeve yasaya bağlı bir hak” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı ardından sürecin hukuki zemini kapsamında hazırlanan kök yasa, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla 10 Ağustos’ta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yasada belirtilen silahsızlanmaya ilişkin Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) teyit ve tespit raporu beklenirken, sürecin sağlıklı yürütülmesi noktasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hukuki statüye sahip olmasının önemine işaret ediliyor.
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Hülya Yıldırım konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Terör’ kavramına itiraz
Kök yasada en temelde itiraz ettikleri noktanın “terör” kavramı olduğunu vurgulayan Hülya Yıldırım, “Müzakere hukuki bir zeminde tanımlanmamış olabilir ama bir müzakere varlığı açık ve net bir şekilde görünüyor. Bu müzakere varlığı ve iki taraf söz konusuyken taraflardan birini ‘terör’ kavramlarıyla ilişkilendirmek ve bunu dil olarak yasaya yansıtmak yerinde bir kullanım değil. Buna itiraz ettiğimiz gibi devam yasalarında da bu tarzın sürdürülmemesi gerekiyor” dedi.
‘Yürütülen müzakerenin güvencesi hukuki zeminde’
Yürütülen müzakerenin çerçeve yasada hukuki zemine kavuşturulmadığına dikkat çeken Hülya Yıldırım, “Her ne kadar müzakere hukuki bir zeminde anlamlaştırılmamış olsa da burada bir müzakere var. Müzakereyi yürütenler var ve baş müzakereci olarak Sayın Abdullah Öcalan var. Ama ne müzakere hukuki bir zemine kavuşturulmuş durumda ne de baş müzakereci olarak Sayın Abdullah Öcalan’a hukuki bir statü tanımlanmış durumda. Her şeyden önce bunların yapılması gerekliydi. Sonuç olarak yürütülen müzakerenin güvencesinin sağlanmasında önemli bir nokta olarak duruyor. Müzakerenin gereklilikleri ve ihtiyaçları var. Bunların yerine getirilmesi için Sayın Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü, özgür yaşam ve çalışma koşullarının, iletişim koşullarının olmasının gerekliliği söz konusu. Çünkü bu müzakereyi güvence altına alır. Bunun olmaması yasada bir eksikliğe işaret ediyor. Ama bu düzenlenebilir bir eksiklik, o yüzden beklentimiz devam yasaları olarak ivedilikle hukuki statünün tanımlanmasına ilişkindir” şeklinde konuştu.
‘Kapsam dışı bırakılmanın hukuki bir açıklaması yok’
Silahsızlanmanın bir bütün olarak yasada tariflendiğine değinen Hülya Yıldırım, yasanın silahsızlanma sürecini MGK’nin teyit ve tespitine muhtaç bıraktığını belirterek şunları söyledi: “Şimdi taraflardan birinin silahsızlanmasını bütünüyle beklediğimiz noktada tarafın tamamını kapsayan bir yasa yapmamak eksikliktir. Bu yüzden kapsam dışı bırakılan kişiler ve durumlar için de gerekli ek düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Çünkü silahsızlanmanın kendisi bütünü tariflerken, ‘nasıl birileri kapsam dışı olacak’ meselesi hukuki olarak açıklanabilir bir yerde durmuyor.”
‘Teyit ve tespite ilişkin belirsizlikler tartışma konusu’
MGK’nin teyit ve tespite ilişkin süreçteki belirsizliklerin temel tartışma konusu olduğunu kaydeden Hülya Yıldırım, “Hem zamansal olarak bir belirlilik yok hem de teyit ve tespiti hangi kriterler karşılayacak meselesine dair de elimizde bir belirlilik yok. Geldiğimiz noktada da hâlen bu yapılmış değil. Ne zaman yapılacağına dair de bir bilgimiz yok. Sonuç olarak bu belirsizlik sürecin içerisinde sorunlar doğurabilir. Bu sorunların oluşmaması için de yeni bir yasal düzenlemeden çok hızlıca teyit ve tespitin yapılması ve yasanın uygulanmasına geçilmesini bekliyoruz” sözlerine yer verdi.
‘Geri dönenlerin özne olabilmeleri için devam yasası çıkarılmalı’
Yasa kapsamında geri dönüşlerde kişilerin “cezadan muaf” olarak değerlendirilmesini eksiklik olarak nitelendiren Hülya Yıldırım, geri dönenlerin siyasal ve toplumsal özne olabilmeleri için gerekli bazı düzenlemelerin devam yasası olarak hızlıca çıkarılıp yürürlüğe girmesi gerektiğinin altını çizdi. Barışı inşa edecek düzenlemelere vurgu yapan Hülya Yıldırım, “Eşit yurttaşlığa, anadile, yerel demokrasiye ilişkin düzenlemelerin hızlıca hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun takipçisi ve ısrarcısı da olacağız. Hâlihazırdaki hukuki düzenlemelerin uygulanması ile dahi birçok hakkın hayata geçmesi mümkün. Ama mevcut yasalar da uygulanmadığı için bu haklardan mahrumiyet var” ifadelerini kullandı.
‘Umut hakkı ne sürece ne de çerçeve yasaya bağlı bir hak’
Umut hakkının çerçeve yasaya ve sürece bağlı bir hak olmadığına dikkat çeken Hülya Yıldırım, umut hakkının 2014’te “Öcalan Türkiye” kararıyla çıkarılan bir hak olduğunu vurguladı. Hülya Yıldırım şöyle devam etti: “2021 yılından bu yana Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK), Türkiye’ye bu ihlal kararlarının gerekliliklerini yerine getirmesi için de çeşitli uyarılarda bulundu. Buna rağmen umut hakkı tesis edilmiş değil. Çerçeve yasada kapsam dışı bırakılmış kişilerin umut hakkıyla ters düşmesi bir yana, umut hakkının AİHM kararına rağmen hâlâ tesis edilmemesi bizim için gündemde tartışılması gereken bir meseledir. AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için komisyon raporuna veya bir siyasetçinin açıklama yapmasına da gerek yok. Biz umut hakkının yerine getirilmesini savunmakla birlikte topyekûn ağırlaştırılmış müebbet rejiminin insan onuruna aykırı olarak görüyoruz.”
‘Süreç hukuki statü olmadığı için eksik kalıyor’
Sürecin gereklerinin doğru karşılanması için Abdullah Öcalan’ın hukuki statüye sahip olması gerektiğine dikkat çeken Hülya Yıldırım, “Abdullah Öcalan ile yapılacak görüşmeler birilerinin iznine bağlı olmamalı. Bu bir müzakere ise hukuki bir statüye kavuşmalı ki bu kişilere ve durumlara göre değişmeyen bir müzakere süreci olabilsin. Bu süreç hukuki statüden faydalanamadığı için bir yanıyla eksik kalıyor. Güvence önemli bir yerde duruyor, o yüzden de hukuki statüye kavuşturulduğunda bu iletişim kanallarının açılması süreci rahatlatacaktır” diye belirtti.







