‘Barış sürecinin ana dinamik gücü kadınlardır’
- 09:03 7 Ekim 2026
- Güncel
İSTANBUL - DEM Parti İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Kamile Kandal, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kadınların ana bileşen olması gerektiğini vurgulayarak, “Kadın özgürlüğünü ve eşitliğini merkeze alan bir çalışma sistemi talep ediyoruz. Bu konuda da ısrarcı ve zorlayıcı olacağız” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonun hazırladığı rapor doğrultusunda oluşturulan çerçeve yasa, milletvekillerinin büyük çoğunluğunun onayıyla kabul edilerek Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmişti. Yasanın uygulamaya geçirilmesi yönündeki beklentiler sürerken, iktidarın pratik adımlar atma noktasındaki tutumu ise süreç açısından temel tartışma konularından biri olmaya devam ediyor. Süreç ilerlerken kurullarda, komisyonlarda ve müzakere mekanizmalarında kadınların ne oranda yer alacağı ise kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kritik bir soru işareti olarak öne çıkıyor. Kadınlar ise bu sürecin öncü aktörleri olmaya aday olduklarını her platformda dile getiriyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Kamile Kandal, sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin tarihsel bir dönemden geçtiğini belirten Kamile Kandal, bu dönemin hem Türkiye halkları hem de Kürt halkı için önemli olduğunu söyledi. 50 yıllık çatışmalı bir sürecin ardından Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin önemli olduğunu vurgulayan Kamile Kandal, “Gerçek bir barışı isteyenler, barış için çaba gösteren insanlardır. Bu sürece katkı sunan insanlar var. Ama bu süreci istemeyen, savaştan ve çatışmadan beslenen kesimler de var maalesef. Barış süreçleri öyle kolay kolay olmuyor. 10 yıla varan süreçler de var. O yüzden çok sabırlı olmak gerekiyor. İnançlı olmak gerekiyor. 50 yılın sonunda ateşkes ilan edildi. Bundan önce bir Dolmabahçe sürecini yaşadık. Nasıl bitirildiğini, neden istenmediğini ya da bir masanın nasıl devrildiğini gördük. Açıkçası halk tarafından da kaygılar var, yok değil. Bu süreci izleyen taraflar açısından da kaygılar var. Çünkü geçmiş sürece baktığımız zaman olumsuz ya da kesintiye uğrayan bir süreç olduğunu görmüştük. Ama Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin şöyle bir farkı var: Yasal zemin. Meclis’te tüm partilerin de içinde olduğu, çerçeve yasanın çıkarıldığı bir süreci yaşadık. Tarihî anlamda bir önemi var. Çerçeve yasası geldiği zaman Meclis’te neredeyse tüm partilerin onayıyla geçti. Bu çok önemli” şeklinde konuştu.
‘Sürecin başarıya ulaşması Ortadoğu’yu da etkileyecek’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması ve demokratikleşmesi için daha hızlı adımların atılması gerektiğini dile getiren Kamile Kandal, “Hem dünya hem Ortadoğu hem de Türkiye gündemi çok hızlı değişiyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşması Ortadoğu’yu da etkileyecek. Onurlu bir barıştan, demokratik bir toplumdan bahsediyoruz. Kürtlerin kültürel, tarihsel ve dilsel haklarının da tanınması gerekiyor. Toplum da bir beklenti içerisinde. Hızlı adımlar atılması gerekiyor. Toplumsal çatışmaları bitirmek ve toplumun demokratikleşmesini istiyorsak doğru adımların atılması gerekiyor. Statülerin de doğru verilmesi gerekiyor. Yani bu sürecin muhatabı olarak Sayın Öcalan’ın sürece çok değerli katkıları olduğunu biz de gördük” diye konuştu.
'Sürecin dinamik gücü kadınlar'
Süreç ilerlerken oluşturulan kurullar, komisyonlar ve müzakere mekanizmalarına işaret eden Kamile Kandal, “Bu kurullar eğer görevlerini doğru yerine getirirse bu süreci belki çok hızlı olmasa da başarıyla ilerleteceklerine inanıyoruz. Bunun için tabii ki muhalefet partilerinin de destek vermesi gerekiyor. Bir de Sayın Öcalan’ın fikirsel, düşünsel ve felsefi olarak çok katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda sadece Silahsızlandırma Kurulu’nda söz edilmesi de açıkçası bize dar geliyor. Yani birçok kurulda yer alması gerekiyor. Gazeteci ve yazarlarla görüşebilmesi, kendi görüşlerini rahatça söyleyebilmesi ve anlatabilmesi için iletişim kanalının sürekli açık olması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi lazım. Sayın Öcalan’ın kadın kurulu önerisi de vardı. Özellikle Kürt kadın hareketinin, Türkiye kadın hareketinin ve feminist hareketin de içinde olacağı bu kurul, kurumsal olarak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni yönetecek, ilerletecek ana bileşen olmalı. Çünkü kadınlar bütün süreçlerin ve toplumun ana dinamik gücüdür. Bu anlamda kadınların ayrıca bir kurul oluşturması gerekiyor. Kurumsal olarak bu süreçte kadın özgürlüğünü ve eşitliğini merkeze alan bir çalışma sistemi talep ediyoruz. Bu konuda da ısrarcı ve zorlayıcı olacağız. Kadınların beklentisi var bu süreçten. Katacak gücü de düşüncesi de var. Bu sürecin başarıya ulaşması için, yeniden demokratik bir toplumu inşa etmek için bizler göreve hazırız” dedi.
‘Kadınlar zorlayıcı olmalı’
Kamile Kandal, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesini oluştururken ya da Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni başarıya ulaştırırken kadınları kapsamayan, ezilenleri kapsamayan, emeği kapsamayan, ekolojiyi kapsamayan bir demokratik toplum olamaz. Bizim pek çok talebimiz var. Bu anlamda toplumun da demokratikleşerek barışçıl bir toplum, demokratik bir toplum hâline gelmesi lazım. Kadınlar bulundukları alanlarda, kendi kurumlarında, kendi partilerinde bunun için zorlayıcı olacak. İktidarın da toplumun da öncülüğünü yapacak.”







