Reyhan Kumru polis tehdidiyle teşhis edilmiş!
- 12:59 6 Ekim 2026
- Hukuk
AMED - Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı yapılan eylem ve etkinliklere katıldıkları iddiasıyla 5 kişinin yargılandığı duruşmada, TJA aktivisti Reyhan Kumru’nun fotoğrafının polis tehdidiyle teşhis edildiği ortaya çıktı.
DAİŞ, HTŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter güçler tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Amed’te yapılan eylemlere katıldıkları gerekçesiyle Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Reyhan Kumru’nun içinde yer aldığı 5 kişinin “Örgüte üye olma”, “Toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hale getirerek katılma”, “Örgütü propagandası yapmak”, “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi” ve “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması, Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya yargılanan isimlerden tutsak Reyhan Kumru, Ahmet Karakuzu ve Ferhat Vural ile tutuksuz yargılanan İsmet Ayaz ve Mustafa Aydın katılırken, avukatları da duruşma salonunda hazır bulundu. Yine yargılananların aileleri ile çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de duruşmaya izleyici olarak katıldı.
Duruşmada ilk olarak söz alan Ahmet Karakuzu, eyleme katılmadığını olayı sokakta sadece izlediğini dile getirdi. Ardından Reyhan Kumru’nun avukatı Gulan Çağın Kaleli, Ahmet Karakuzu’nun müvekkilli Reyhan Kumru’yu tanıyıp, tanımadığını ve fotoğrafını nasıl teşhis ettiğini sordu.
Polis tehdidiyle teşhis
Devamında Ahmet Karakuzu, “Reyhan Kumru’yu tanımıyorum ama gözaltında polislerin Reyhan Kumru’nın fotoğrafını telefondan göstererek bu yönde teşhis yapmamı söylemesi üzerine bu şekilde ifade verdim. Polisler tarafından ‘Cezaevinde bulunan abin içeriden çıkamaz’, ‘aile evine şafak operasyonları’ yaparız diyerek tehdit edildim” dedi.
‘TJA aktivistiyim barışın mücadelesini yürütüyorum’
Devamında cezaevinde tutsak olan Reyhan Kumru söz aldı. Reyhan Kumru, “TJA aktivistiyim, DBP üyesiyim, kadın mücadelesi yürüten bir kadınım. Bu topraklarda katliamlar, soykırımlar, sürgünler yaşanmıştır. Biat ettirerek tek kimlik yaratma gerçekliğiyle yüz yüzeyiz. Savunmamı Kürt alevi olarak kendi ana dilim olan Kurmanckî ile yapamadığımdan kaynaklı öz eleştirimi veriyorum. 2 yıldır devam eden anlamlı süreç eşit, özgür, birlikte yaşam için önemli bir adımdır. Bu süreçte sadece Türkiye’yi değil Ortadoğu topraklarını etkileyecek bir süreç. Barış ve Demokratik Toplum çağrısı ile kendi özümüzle buluşma zamanıdır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile fesih kongresi yapılmış, silahlar yakılmıştır. Demokratik cumhuriyet ile birlikte yaşamı inşa edebiliriz. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplumu sürecini Kürt ve Türk kardeşliğinin tesisi ve sorununun demokratik çözümü için baş müzakerecidir. Günde beş kadın şiddete uğruyor, katlediliyor bunun için barışı inşa etmek gibi önemli görevim olduğunu bilerek mücadelemi yürütüyorum. Kadının özgür olması demek toplumun özgür olması demektir. Barışın mücadelesini yürütüyorum” dedi.
‘Bir kişi hem Silvan’da hem Diyarbakır’da nasıl olabilir?’
8 aydır tutuklu olduğunu ifade eden Reyhan Kumru şunları belirtti: “8 aya yakın tutukluyum. Benimle bağlantısı olmayan durumdan kaynaklı tutukluyum. Üzerime ifade verenleri tanımıyorum, suçlamaları kabul etmiyorum. Aile ziyaretleri ya da arkadaş ziyareti yaparım bu evlerin hücre evi olarak adlandırılmasını kabul etmiyorum. Rojava’da yaşanılan durumda, insanların ölüme seyirci kalamayız. Gazze’de nasıl seyirci kalınmıyorsa Rojava’ya da seyirci kalamayız. Barış ve Demokratik Toplum çağrısı yapıyoruz bu süreci bozma hakkım olamaz. 19 Ocak günü yürüyüşten sonra Diyarbakır’dan ayrıldım, şehir dışındaydım. Bir kişi hem Silvan’da hem Diyarbakır’da nasıl olabilir? Beraatimi talep ediyorum.”
Geçmiş olsun ziyareti suç sayıldı!
Ardından savunma yapan İsmet Ayaz, “Evimde bulunan havai fişekler yeğenimin düğünü için önceden alınmıştı. Reyhan Kumru geçmiş olsun ziyareti için evimizdeydi. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
Ardından savunma yapan Mustafa Aydın, “Önceki savunmalarını tekrar ederim. Ben sadece 19 Ocak’ta Koşuyolu Parkındaki eyleme katıldım başka eyleme katılmadım. Beraatimi talep ederim” dedi.
Savunmaların ardında iddia makamı, tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
‘Kolluk yönlendirmesi ile tutuklandı’
Devamında savunma yapan Reyhan Kumru’nun avukat Gulan Çağın Kaleli, 2 ihbar ile gözaltıların olduğunu ama müvekkiline dair ihbarda ibarelerin yer almadığını ifade ederek hukuki bir sürecin yürütülmediğini belirtti. Gulan Çağın Kaleli, “Demokratik siyaset alanında çalışan bir kadın her yere gidip süreci anlatabilir. Silvan’da evinde kaldığı ailelerin evi basılıyor. Faaliyetlerin illegalize edilmesi demokratik siyaset yürüten ile toplum arasında korku yaratılması legal siyasetin önünde engeldir. Ahmet Karakuzu beyanlarıyla müvekkilim dosyaya dahil edilse de Ahmet Karakuzu’nun hukuka aykırı şekilde ifadesi alınmıştır. Polis zoruyla ifade verdiği kendisi de beyan etmiştir. Yüzü kapalı, teşhisin söz konusu olmadığı bir kişi Reyhan Kumru’dur demek hukuka uygun değildir. Kolluk bizim karşımıza gelerek ‘hayat tesadüfleri sever’ dedi. Kolluk yönlendirmesi ile yapılan yorum nedeniyle müvekkilim tutuklu” dedi.
‘Müvekkilim hangi örgüt üyeliğinden yargılanacak’
Gulan Çağın Kaleli, müvekkilinin tahliyesini talep ederek şunları dile getirdi: “İstihbarat ne sıfatla cezaevine gitti, görüşmeye gitti? PKK silah yaktı, fesih gerçekleşti, çerçeve yasa Resmi Gazete’de çıktı. Müvekkilim hangi örgüt üyeliğinden yargılanacak. 19 Ocak tarihli yürüyüşün propaganda, örgüt üyeliği olarak değerlendirilmesi mümkün değil. İnsanlığa karşı suç işlenmesine karşı insanların yürüyüşe katılması kadar doğal olay yoktur. Müvekilimin beraatini talep ediyorum” dedi.
Duruşma ertelendi
Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutukluk halinin devamında karar vererek eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 28 Ocak’a erteledi.







