Kürt sorunu sınavında CHP: Barış samimiyet ister

  • 09:05 14 Şubat 2026
  • Güncel
Rojda Aydın
 
AMED – “Barış samimiyet ister” diyerek sürece dair kaygılarını dile getiren Canan Demir, CHP’nin İmralı’ya giden komisyona katılmamasını eleştirerek, Kürt halkının yıllardır umutlarının istismar edildiğini söyledi. 
 
Kürdistan ve Türkiye’de yeniden dillendirilen barış süreci, umutla kaygının iç içe geçtiği bir döneme işaret ederken, muhalefetin bu sürece yaklaşımı da tartışmaları beraberinde getirdi. Barışın yeniden gündeme taşındığı bir süreçte, CHP’nin İmralı’ya giden komisyona dahil olmama yönündeki tercihi, muhalefetin Kürt meselesine yaklaşımındaki sınırları bir kez daha görünür kıldı. Söz konusu karar Kürt kamuoyunda derin bir kırılmaya yol açarken, bu tutum “samimiyetsiz” olarak değerlendirildi.
 
CHP’de Amed Kadın Kolları Başkanı olarak görev yapan Canan Demir ise bu yaklaşımın ardından 29 Kasım 2025’de partisinden istifa etti. Canan Demir ile süreci ve yapılması gerekenleri konuştuk. 
 
‘Süreç büyük bir umut yarattı’
 
Sürecin toplumda özellikle Kürt halkı açısından büyük bir umut yarattığını ifade eden Canan Demir, barış ihtimalinin herkeste heyecan yarattığını belirtti. Eşit yurttaşlık temelinde bir yaşamın ortak temenni olduğunu vurgulayan Canan Demir, “Önümüzde çok güzel bir sürecin olabileceği hepimize müjde gibi gelen bir haber oluştu. Barış sürecine girildi. Böyle büyük bir adım atıldı. Tabii ki bu hepimizi çok heyecanlandırdı. Türkiye'deki bütün halkların eşit yurttaşlık çerçevesinde yaşaması hepimizin temennisi. Ve bu olumlu gelişmeler mutlu ediciydi" dedi.
 
‘Tutarsız bir yol izlenildiği görülüyor’
 
Bu olumlu havanın ardından CHP’nin sürece yaklaşımının “hayal kırıklığı” yarattığını belirten Canan Demir, özellikle heyet göndermeme kararının barış sürecini zedelediğini ve bölgede yaşayan Kürt CHP’lileri derinden üzdüğünü dile getirdi. Canan Demir, “Sonrasında CHP'nin heyet göndermeme kararı biraz süreci baltalayıcı bir moda soktu açıkçası. Hani buna gönülsüz yaklaşması, desteğinin eksik olduğunu bize hissettirmesi bizi bu durumda biraz üzdü. Bundan dolayı da bu kabul edebileceğimiz bir durum değildi” diye belirtti. 
 
CHP’nin tutumunu anlamlandırmakta zorlandıklarını söyleyen Canan Demir, geçmişte sergilenen söylemlerle bugünkü pratik arasındaki farkın ciddi bir tutarsızlık yarattığını ifade ederek, “Açıkçası biz bir yere koyamıyoruz. Çünkü tutarsız bir yol izlenildiği görülüyor. Bir belirli dönemlerde işte burada çeşitli mitingler, Kürt halkıyla kucaklaşma, artık bütünleşme, biraz daha örtü söylemden uzak bir yol kat edildi” diye aktardı. 
 
‘Kürt halkının kabul edilmediğini bir kez daha gördük’
 
CHP’nin geçmişte Kürt sorununun çözümüne dair daha açık ve cesur bir dil kullandığını hatırlatan Canan Demir, bugün gelinen noktada oluşan zemine rağmen farklı seslerin çıkmasının güven duygusunu zedelediğini söyledi. Canan Demir, devamında şunları söyledi: “Biz de buna istinaden zaten yer alıyorduk orada. Yani Türkiye halkları olarak bütüncül bir yaklaşımı görüyorduk ve sorunun çözümünü Kürt sorunu çözümüne de daha böyle daha kimse dillendirmezken daha bunu dillendiren bir CHP vardı.” 
 
Miting alanlarında Kürt kimliğine yönelik tepkilerin de bu samimiyetsizliği açığa çıkardığını belirten Canan Demir, Kürt halkının kabul edilmediğini bir kez daha gördüklerini ifade ederek, “Hatta böyle olan mitinglerde İmamoğlu ile ilgili yapılan ayaklanmalarda insanların tepkisinde yazılan Kürt pankartların bile ne kadar tepki çektiğini ve oradaki insanların Kürt halkını bir türlü kabul etmeme sistemini görmüş olduk” ifadelerini kullandı. 
 
‘Korkuyoruz’
 
Sürece dair büyük bir umut taşıdıklarını, ancak aynı zamanda ciddi kaygılar yaşadıklarını söyleyen Canan Demir, geçmişte yarım kalan süreçlerin ağır bedellerini hatırlatarak, “Korkuyoruz. Olumlu sonuçlanmasını çok istiyoruz. Barış ortamı gelsin. Biz Kürtler olarak kendimizi savunmaktan, varlığımızı haykırmaktan yorulduk. Hepimizin en büyük temennisi barış ortamının oluşması, bu sürecin tamamlanması. Fakat önceki süreçlerden de edindiğimiz bir deneyim var. Daha önce de bir barış süreci ortamı gelişti ve bu süreç yarıda kesildi. Sürece destek verenler bir anda ceza kesilmesi gereken bireyler haline geldi. Herkes sıyrıldı. Yine günah keçisi olan Kürt halkı oldu. Ve bu çok yıpratıcı bir süreçti. Sürece destek verenler tutuklandı. Şimdi de korkuyoruz, aynı şeyleri yaşayacağız diye..." 
 
‘CHP samimiyetsizce yaklaşıyor’
 
İstifa kararının temelinde de bu güvensizlik ve samimiyetsizlik olduğunu dile getiren Canan Demir, çözüm için gerekli adımların ertelenmesini kabul etmediklerini ifade etti. Canan Demir, “İstifa etmemin en büyük nedeni de buydu. Samimiyetsiz, çözüm odaklı değil de sorunun çözümü ile ilgileniyormuş gibi görünme.” Kürt halkının eşit yurttaşlık dışında bir talebi olmadığını vurgulayan Canan Demir, oy potansiyeli üzerinden yürütülen politikaların Kürtlerde “sömürülmüşlük” hissi yarattığını söyledi.
 
‘Nefret söylemleri barışı zedeliyor’
 
Rojava’da yaşananlara da değinen Canan Demir, özellikle çocukların ve kadınların yaşadığı insani dramın kendilerini derinden sarstığını belirterek, “Rojava’daki durumu korkunç buluyoruz. Çok üzülüyoruz. Orada masum insanlar, soğuktan, gıdasızlıktan, can veriyor” diye belirtti. Türkiye’de bu gelişmelere paralel olarak artan nefret söylemlerinin de barış sürecini tehdit ettiğini söyleyen Canan Demir, medyanın dilinin son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.
 
Son olarak barış sürecinin başarıyla sonuçlanmasını isteyen Canan Demir, eşit yurttaşlık temelinde, kimsenin ölmediği bir gelecek umudu taşıdığını dile getirdi.