Dile getirilemeyen en güzel duygular, dağlarda açığa çıktı

  • 09:02 19 Ekim 2026
  • Portre
Nazlıcan Nujin Yıldız
 
COLEMÊRG - 2013 yılında özgürlük mücadelesine katılan Rojin Gever’i anlatan annesi Zozan Gürbüz, kızının halkı ve toğrağı için gerillaya katıldığını belirterek, mücadelesinin arkasında olduğunu ve kızıyla gurur duyduğunu söyledi. 
 
“Dağlardan ayrılmak insana zor geliyor” diyor Rojin Gever. Dağlardaki yaşama dair çok güzel duygular içerisinde olduğunu ancak dile getirmekte zorlandığını da ekliyor çekilen bir videoda. “Şehit arkadaşlarımın silahını kaldırmak için yemin etmişim, söz de vermişim. Bunun karşısında gereken çabayı da vermeye çalışacağım” diyerek tamamlıyor sözlerini.
 
Colemêrg’in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde dünyaya gelen Rojin Gever (Güler Gürbüz), henüz genç yaşlarda halkının yaşadığı sorunlar üzerine düşünmeye başlar. Kürt halkının özgürlük mücadelesine yönelen Rojin Gever, özellikle Gülnaz Karataş’ın (Beritan) mücadelesinden etkilenerek, 2013 yılında PKK saflarına katılır. Yaşamını mücadele içinde geçiren Rojîn Gever, Kasım 2019’da Heftanîn bölgesinde çıkan bir çatışmada yaşamını yitirir.
 
 
Rojin Gever’i anlatan annesi Zozan Gürbüz, Rojin Gever’in verdiği mücadeleden gurur duyduğunu söyleyerek özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin; toprakları, dilleri ve halkları için mücadele ettiğini söyledi.
 
‘Gururluyum toprağı için, dili için, halkı için gitti’
 
Rojin Gever’in 2013 yılında PKK saflarına katıldığını söyleyen Zozan Gürbüz, aile ve toplum içerisindeki ilişkilerinin çok güzel olduğunu söyledi. Kızıyla gurur duyduğunu söyleyen Zozan Gürbüz, “Hiçbir zaman ‘neden gitti’ demedim. Babası onu görmeyi çok istiyordu ama haberini de alamadan vefat etti. Yedi yıl boyunca gerillaydı. Onun katılım amacı da bizim içindi. Toprağı için, dili için, halkı için gitti. Onlar, halkları için, toprakları ve dilleri için her şeylerini arkalarında bırakıp gittiler. Ben her zaman onunla gurur duyuyorum, başım dik. Evlat acısı zordur ama ben onun verdiği mücadeleden dolayı gurur duyuyorum. Bütün şehit ailelerine de başsağlığı diliyorum. Halkımızın, Önderliğimizin, Kürdistan’ın ve arkadaşlarının başı sağ olsun. Uzun zamandır hastalığımdan kaynaklı Barış Anneleri’nin çalışmalarına katılamıyorum ama sağ olduğum sürece onun mücadelesinin arkasında olacağım. Onun ve arkadaşlarının davasının arkasında olacağım” dedi.
 
 
‘Anmalarda büyük bir sahiplenme açığa çıktı’
 
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan anmalarda büyük bir sahiplenmenin de açığa çıktığını dile getiren Zozan Gürbüz, anmaların yalnızca ailelerin değil, bütün Kürdistan halkının anması olduğunu söyledi. Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin emeğinin çok büyük olduğunu ifade eden Zozan Gürbüz, “Taziyelerdeki sahiplenme bizi çok mutlu etti. Hepsi bizim çocuklarımızdır. Taziyelerden sonra da başta gençler olmak üzere halk bizi yalnız bırakmadı. Bu da bizi çok mutlu etti, çok gururlandım. Sanki Güler evdeymiş gibi hissettim. Gençler eve geldiğinde, kapıyı açtığımda Güler de onların yanındaymış gibi hissettim. Umarım çocuklarımızın verdiği mücadele hatırına, annelerin verdiği mücadele ve döktüğü gözyaşları hatırına bu süreç olumlu bir şekilde sonuçlanır. Umarım cezaevlerinin kapıları da bir an önce açılır” diye belirtti. 
 
 
‘Herkes barış için elini taşın altına koymalı’
 
Özgürlük mücadelesinde kızının ve torunun yaşamını yitirdiğini artık hiçbir annenin acı çekmesini istemediğini sözlerine ekleyen Zozan Gürbüz, “Umarım bu süreç iyi ilerler. Önderliğimiz de cezaevindeki tutsaklar da özgürlüğüne kavuşur. Biz anneler olarak savaş istemiyoruz, hiçbir zaman da istemedik. Biz kimsenin yaşamını yitirmesini istemiyoruz. İstiyoruz ki herkes ele ele versin, hepimiz anneyiz, canımız yanıyor. Kimsenin ölmesini istemiyoruz, bu süreç başarıya ulaşsın. Bizim çocuklarımız şehit düştü ama biz ne askerin ne polisin ne de gerillanın yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Umarım barış sağlanır. Devlet yetkileri de bu sürecin sorumluluğunu yerine getirmeli. Biz anneler, kanımızın son damlasına kadar, bu mücadelede emek veren, şehit düşen çocuklarımızın arkasında olacağız. Erdoğan da Bahçeli de bu süreç için elini taşın altına koymalı, biz anneleri düşünmeli. Herkes bu konuda sorumluluk almalı, barış için elini taşın altına koymalı. Herkese çağrımızdır, bu süreç için herkes mücadele etmeli. Bu süreç yarım bırakılmamalı. Dört parça Kürdistan’da da barış sağlanmalı” diye belirtti.