Taliban yargısında kadınlara yer yok: Yurttaş değil, ‘şeriata tabi’
- 12:57 29 Ocak 2026
- Dünya
HABER MERKEZİ - Taliban tarafından yayımlanan yeni yargı yönetmeliği, şeriatı tek ve mutlak hukuk kaynağı ilan ederken fail haklarını belirsiz bırakıyor. Yönetmelik, kadınları yargı sisteminin tamamen dışına itiyor, yargı gücünü Taliban liderliği altında merkezileştiriyor.
Taliban’ın ülke yönetimini yeniden ele geçirmesinin ardından Afganistan’da yargı düzenini belirleyen en kritik belgelerden biri olan yeni yargı yönetmeliği kamuoyuna yeniden sunuldu. Metin, yalnızca yargılama süreçlerini düzenlemekle kalmıyor; Taliban’ın adalet anlayışını, hukuk ve şeriat yorumunu da açık biçimde ortaya koyuyor. Yönetmelik, kadınları ve azınlıkları sistematik biçimde dışlayan bir yargı mimarisini kurumsallaştırıyor.
Şeriat tek kaynak, sivil hukuk yok sayılıyor
NûJINHA’nın geçtiği habere göre; Yönetmelikte “İslam şeriatının uygulanması” tek ve mutlak yasa kaynağı olarak tanımlanıyor. Afganistan’ın önceki sivil yasalarına, anayasal düzene ya da uluslararası sözleşmelere herhangi bir atıf yapılmıyor. Bu durum, modern hukuk sisteminin fiilen tasfiye edildiği ve geçmiş yıllarda elde edilen hukuki kazanımların yok sayıldığı şeklinde değerlendiriliyor.
Yargı gücü Taliban liderliğinde toplandı
Metin, yargı yetkisinin Taliban’ın üst kadrolarında toplandığını ortaya koyuyor. Özellikle Taliban lideri Heybetullah Ahundzade’nin belirleyici konumda olduğu belirtilirken, hâkimlerin seçiminde mesleki yeterlilik ve bağımsızlık yerine ideolojik bağlılık ve örgütsel itaatin esas alındığı görülüyor.
Fail hakları belirsiz, keyfilik yaygın
Yönetmelikte sanık haklarına dair açık ve bağlayıcı bir çerçeve yer almıyor. Avukat tutma hakkı, masumiyet karinesi, susma hakkı ve adil yargılanma gibi temel güvenceler ya hiç tanımlanmıyor ya da muğlak ifadelerle geçiştiriliyor. Bu durumun, keyfi kararların ve yaygın hak ihlallerinin önünü açtığı belirtiliyor.
Kadınların ve azınlıkların tanıklığı geçersizleştiriliyor
Yeni düzenleme, tanıklık meselesini Taliban’ın katı fıkıh yorumuna göre ele alıyor. Kadınların, dini azınlıkların ve Taliban’a bağlı olmayan kişilerin tanıklığı ya ciddi biçimde sınırlandırılıyor ya da tamamen değersizleştiriliyor. Uzmanlar bu durumu, yargı sistemine “yapısal ayrımcılığın” yerleştirilmesi olarak yorumluyor.
‘Ahlak suçları’ adı altında baskı
Taliban mahkemelerinde cezai, siyasi ve “ahlaki” suçlar arasında net bir ayrım yapılmıyor. Özellikle kadınların davranışları, kıyafetleri ve sosyal ilişkileri hukuki ölçütler olmaksızın “İslami suç” kapsamına alınabiliyor. Eleştirilere göre bu yaklaşımın amacı adalet sağlamak değil, toplumsal korku üretmek ve iktidarı tahkim etmek.
Kapalı yargılama, itiraz hakkı yok
Yönetmelik, yargılamaların çoğu zaman kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Bağımsız denetim ve şeffaflık mekanizmalarına yer verilmezken, birçok davada hâkim kararlarının “nihai” olduğu, itiraz ve temyiz yollarının fiilen kapatıldığı belirtiliyor. Hâkimlerin aynı zamanda güvenlik ve istihbarat işlevi üstlenmesi, yargının baskı aracına dönüştüğü eleştirilerini güçlendiriyor.
Kadınlar yurttaş değil, ‘şeriata tabi’
Yönetmeliğin kadınlara dair hükümleri en sert eleştirilerin odağında. Kadınlar bağımsız haklara sahip yurttaşlar olarak değil, “şeriat hükmüne tabi kişiler” olarak tanımlanıyor. Kadınların hâkim, savcı ya da yargı personeli olmasına dair hiçbir düzenleme bulunmuyor.
Kadınların yargıya erişimi de ağır biçimde kısıtlanıyor. Pek çok durumda mahkemeye “şer’i mahrem” olmadan çıkmalarına izin verilmiyor. Bu durumun, kadınların adalete erişimini fiilen engellediği ifade ediliyor.
Tanıklıkta eşitsizlik, cinsel şiddette belirsizlik
Yönetmelikte kadın tanıklığı erkeklerle eşit görülmüyor; bazı durumlarda tamamen geçersiz sayılıyor. Zina ve evlilik dışı ilişki iddialarında kadınların kanıt olmaksızın suçlandığı, daha ağır cezalara maruz bırakıldığı aktarılıyor.
Cinsel şiddet konusunda ise rıza ile zorlamanın açık biçimde ayrıştırılmaması, tecavüz mağdurlarını hukuki korumadan yoksun bırakıyor. Aile içi şiddetin bağımsız bir suç olarak tanımlanmaması da cezasızlığı derinleştiriyor.
Adalet değil, korku üretiliyor
Uzmanlara göre Taliban’ın yargı sistemi adalet üretmekten çok, siyasi ve ideolojik hakimiyeti pekiştiren bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. Kadınlar başta olmak üzere birçok kişi, mahkemeye başvurmak yerine susmayı ya da zorla uzlaşmayı tercih ediyor.
Taliban yargısı yürürlükte kaldıkça Afganistan’da bağımsız, kapsayıcı ve insani bir adaletin mümkün olmadığı vurgulanıyor. Çıkış yolunun ise kadınların ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunanların sürdürülen mücadelesinden geçtiği ifade ediliyor.







