Kayıplar için üç kentte aynı talep: Cezasızlık son bulsun
- 14:21 3 Ocak 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, üç kentte yaptıkları eylemlerde, Fethi Yıldırım ve Mehmet Şirin Maltu’nun akıbetini sorarken, Nazmi Çaçan’ın faillerini sordu. Eylemde, faillere yönelik cezasızlığın son bulması istendi.
Kayıp yakınları ile İnsan Hakları Derneği’nin Êlih, Amed ve Colemêrg şubeleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle üç kentte eylemlerini sürdürdü.
Amed
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eyleminin 882’ncisini Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleşti. Eylemde, üzerinde gözaltın kaybedilen ve “faili meçhule” gidenlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart taşındı. Yitirdiklerinin fotoğraflarıyla eyleme katılan aileler, bu haftaki eylemde 4 Ocak 1994 tarihinde gözaltında kaybettirilen Fethi Yıldırım’ın akıbetini sordu. Eylemde ilk olarak konuşan İHD Amed Şube Başkanı Ercan Yılmaz, 30 yıl bu mücadeleyi sürdürdüklerini belirterek, “Her hafta burada hikayesini paylaştığımız insanların akıbetinin hala açıklanmamış olması devlet açısından bir utançtır” dedi.
Ardından Fethi Yıldırım’ın hikayesini Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz okudu. Fırat Akdeniz, Fethi Yıldırım’ın hikayesini şu sözlerle paylaştı: “Riha’nın Wêranşar ilçesinde yaşayan Fethi Yıldırım, dört kardeşin üçüncüsüdür. Viranşehir Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1978-1979 yıllarında ilçe merkezinde meydana gelen bir cinayet nedeniyle tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulmuştur. Yargılama sürecinde Devrimci Doğu Kültür Dernekleri (DDKD) üyesi olmak ve söz konusu cinayetin faili olmakla suçlanmış, bu kapsamda hapis cezasına mahkum edilmiştir. Cezaevinde dört yıl kaldıktan sonra tahliye edildiği gün zorunlu askerlik hizmetini yapmak üzere Agirî ili Panos ilçesine sevk edilmiştir.
Burada acemi birliğini tamamladıktan sonra Bolu Askeri Jandarma Tugayı’nda askerlik hizmetini tamamlamış ve ardından Wêranşar’a dönmüştür. Bir süre yalnızca çiftçilikle uğraşan Yıldırım, daha sonra kurulan Demokrasi Partisi’nin (DEP) yönetim kuruluna girerek aktif siyasi faaliyet yürütmeye başlamıştır.1993 yılı Ekim ayı başlarında DEP yönetiminde yer alan Mehmet Çakı gözaltına alınmıştır. Çakı, gözaltı sürecinin ardından Yıldırım ailesinin evine gelerek, gözaltında tutulduğu süre boyunca kendisine Fethi Yıldırım hakkında sorular yöneltildiğini söylemiştir. Bu sırada Fethi Yıldırım İstanbul’da bulunmaktadır. Bu gelişmeler üzerine abisi Süleyman Yıldırım, kardeşi Fethi Yıldırım’ı telefonla arayarak yaşananları kendisine aktarmış; bunun üzerine Fethi Yıldırım ertesi gün Wêranşar’a dönmüştür. Yıldırım, 4 Ocak 1994 akşamı Almanya’da ikamet eden arkadaşı Abdo Mutlu’nun Wêranşar’a geldiğini, DEP Yönetim Kurulu üyesi olan Ali Kuran ve Naci Kapancılar ile birlikte Mutlu’nun evine gideceklerini ailesine söylemiştir. Saat 17.30 sıralarında evden ayrılarak Abdo Mutlu’nun evine gitmişlerdir. Burada bir süre bulunduktan sonra Viranşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından eve baskın düzenlenmiş ve ev sahibi Abdo Mutlu ile birlikte Ali Kuran, Naci Kapancılar ve Fethi Yıldırım gözaltına alınmıştır. Aynı gün saat 23.00 sıralarında serbest bırakılan Ali Kuran, Süleyman Yıldırım’ı telefonla arayarak gözaltına alındıklarını ancak Fethi Yıldırım dışında kendilerinin serbest bırakıldığını bildirmiştir.
Başvurular sonuçsuz kaldı
Olayın ayrıntılarını öğrenmek amacıyla Süleyman Yıldırım, ertesi gün Ali Kuran ve Naci Kapancılar ile görüşmüştür. Kuran ve Kapancılar, yaşananları şu şekilde aktarmışlardır: ‘Evde oturduğumuz sırada İlçe Emniyeti’nden aralarında Selçuk Uygur, Osman Harman, Alptekin Kartal ve Uğur Avşar isimli polislerin de bulunduğu kalabalık bir grup geldi. Bizi bir araya toplayarak hangimizin Fethi Yıldırım olduğunu sordular. Fethi’nin kim olduğunu öğrendikten sonra dördümüzün de gözlerini bağlayarak götürdüler. Yaklaşık iki saat sonra gözlerimizi açarak önümüze konulan bir tutanağı imzalamamızı istediler. Bu sırada Fethi’nin yanımızda olmadığını fark ettik. Tutanağı imzaladıktan sonra bizi serbest bıraktılar.’
Fethi Yıldırım’ın ailesi, olayın ardından yetkili tüm mercilere başvuruda bulunmuş; ancak herhangi bir yanıt alamamıştır. Bunun üzerine, 26 Ocak 1994 tarihinde adı geçen polisler hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Suç duyurusuna 14 Eylül 1994 tarihinde verilen yanıtta, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 15/3 maddesi uyarınca görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın İlçe İdare Kurulu’na gönderildiği belirtilmiştir. İlçe İdare Kurulu’nun konuya ilişkin verdiği kararı öğrenmek amacıyla Yıldırım ailesi tarafından 15 Eylül 1994 tarihinde başvuruda bulunulmuş; ancak başvuru kabul edilmediği gibi herhangi bir yanıt da verilmemiştir. Fethi Yıldırım’dan bu tarihten sonra bir daha haber alınamamıştır.”
Hikayenin okunmasının ardından oturma eylemi yapıldı.
Êlih
Êlih'te de İHD ve kayıp yakınları, eylemlerinin 718’inci haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 31 Ocak 1995 tarihinde Hezo (Kozluk) ilçesinde bağlı Zêdiya köyünde bulunan evinden gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Şirin Maltu’nun akıbeti soruldu. Mehmet Şirin Maltu’nun kaybedilme hikayesini okuyan İHD Şube Yöneticisi Metin Nas, kendilerine yapılan başvuruda anlatılanları şu sözlerle dile getirdi: “17 yaşındaki Mehmet Şirin Maltu’nun evine 31 Ocak 1995 gecesinde aralarında asker, özel tim ve köy korucularının da bulunduğu güvenlik güçleri tarafından panzerler eşliğinde baskın yapıldı. Kimlik kontrolü yapan askerler Maltu’yu dışarı çıkardılar. Sabah saat 04.00’e kadar açık alanda işkence gören Maltu’nun çığlıkları duyuldu. Ardından Maltu’yu alıp götürdüler. Ertesi gün saat 12.00 civarı dört araç eşliğinde elleri, ayakları bağlı ve kafasına çuval geçirilmiş halde köye geri getirdiler. PKK sığınaklarını ve silahlarının göstermesini istediler. Köylüler; Maltu’ya işkence yapıldığını, ayakta duramayacak durumda olduğunu, Maltu’nun PKK ile ilgisinin olmadığını ve sürekli ‘bilmiyorum’ dediğini belirtmişlerdir. Daha sonra askerler Maltu’yu taşıyarak araca bindirip götürdüler. Aile, Bekirhan Jandarma Karakolu ve Kozluk Jandarma Bölük Komutanlığına başvurur. Aileye çocuklarının gözaltında olmadığı söylendi. Aynı tarihlerde Batman Komando Taburu’nda gözaltında tutulan bir kişi serbest bırakılınca Maltu ailesi’ne, Mehmet Şirin’i taburda gördüğünü ve altı gün boyunca beraber gözaltında tutulduklarını anlattı.
Savcılığa başvuran aileye soruşturma başlatmak için aile dışından iki şahit göstermesi istendi ama olaya tanık olanlar ağır baskı ortamında şahitlik yapamadı. Maltu’dan bir daha haber alınamaz. Ailesinin yetkili makamlara yaptığı başvurulardan bir sonuç alınamaz. Anne Sabriye Maltu’nun ‘Oğluma ne olduğunu bilmek istiyorum. Başında dua edeceğim bir mezarı olsun istiyorum. Onu kaybedenlerin bize yaşattıkları bu zulmün hesabını vermesini istiyorum. Adalet istiyorum. Barış istiyorum. Hiç bir anne evlat acısı yaşamasın istiyorum’ diyen sesi, taleplerini yerine getirmekle görevli olanlar tarafından karşılıksız bırakıldı."
Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.
Colemêrg
Colemêrg’de ise, eylemin 208’incisi Sanat Sokağı’nda gerçekleştirildi. “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” pankartı ve kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde, bu hafta Bedlîs’in Tetwan (Tatvan) ilçesinde 29 Aralık 1993 tarihinde operasyona çıkan askerler tarafından alıkonulduktan sonra katledilen Nazmi Çaçan’ın failleri soruldu. Açıklamayı okuyan İHD Şube Eşbaşkanı Sibel Çapraz, yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol’u anarak, şöyle devam etti: Nazmi Çaçan 29 Aralık 1993 tarihinde Bedlîs’in Tetwan ilçesine bağlı Çorsin köyüne operasyon düzenlendi ve köy halkı meydanda toplatıldı. Evinden çıkmak istemeyen Necmi Çaçan’ın evine uzun süre taciz ateşi açıldı. Akabinde evin önüne gelen askerler, kapıyı açan ve hamile olan eşi Gülşen Çaçan’ı ve çocuklarını darp etti. Necmi Çaçan’ı yerde sürükleyerek evden çıkarmak isteyen askerlere karşı çıkan eşi Gülşen Çaçan ağır biçimde darp edildi. Köylüler ve akrabaları askerlerce gözaltına alınan Necmi Çaçan’ı aramaya çıktı. Ağır işkence görmüş cansız bedeni sabah saat 06.00 sularında kızı Pınar tarafından iki köy arasında bir bölgede bulundu. Cenaze bulunmasına rağmen cenazenin köye getirilmesine uzun süre izin verilmedi. Necmi Çaçan’ın ağır işkence görmüş bedeni dini vecibeler dahi yerine getirilmeden köylüler tarafından defnedilmek zorunda bırakıldı. Olayın medyaya yansımasıyla konuşmak isteyen görgü tanıkları tehdit edildi. Akabinde Tatvan Savcılığı olayla ilgili olarak yapılan başvuruyu ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi. 20 yıllık zaman aşımı ile dosya faili meçhul bırakılmak istendi. Necmi Çaçan dosyasında sorumluların bir an önce açığa çıkarılıp gereken hukuki cezanın verilmesi için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”
Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi







