TJA'lı Yıldız Çetin: O saçı keserek kadını yok edemezsiniz

  • 09:01 1 Şubat 2026
  • Güncel
Büşra Turan 
 
WAN - Rojava'ya yönelik saldırılara dair konuşan TJA'lı Yıldız Çetin, Kobanê’nin günlerdir ablukada olduğunu belirterek, “Savaş, ölüm ve gözyaşı kimseye bir şey kazandırmıyor, barış insana kazandırıyor. Kürt kadın tarih yazdı ve saçımız bizim sembolümüzdür. O saçı keserek kadını yok edemezsiniz" dedi. 
 
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin, Rojava-Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı Kürt halkı ve dostlarının direnişi dünyanın her yanına yayıldı. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) Aktivisti Yıldız Çetin, yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. 
 
‘Dünya ile bağlantısı kesilen bir halk var’
 
Yaklaşık 11 yıldır Suriye’de devam eden iç savaşta binlerce sivilin katledildiğini ve insanların yerinden yurdundan edildiğini belirten Yıldız Çetin, Kürt halkının ağır bedeller ödediğini söyledi. Kürt halkının kendi topraklarını savunmak için DAİŞ barbarlığına karşı mücadele verdiğinin altını çizen Yıldız Çetin, "Bu mücadeleyle bir başarıya ulaştı. Son dönemde müzakerelerin başladığı, savaşın bittiği, gözyaşının durduğu ve kanın akmadığı bir sürecin başlayacağı umut ediliyordu. Ancak emperyalist güçlerin IŞİD’in yeniden yapılanmasıyla bölgede savaşı yeniden tetikledi. Bugün Rojava’da ve özellikle Kobanê çevresinde bir abluka oluşturulmuş durumda. Çocukların öldüğü, insanların elektriksiz, gıdasız ve susuz bırakıldığı ve dünya ile bağlantısı kesilen bir halk gerçekliği var. Bütün dünyanın buna sessiz kaldığını görüyoruz. Bu yaşananlar bir insanlık dramıdır ve kabul edilemez” şeklinde konuştu.
 
‘Irka, cinse, topluma göre ses çıkartmak yanlıştır’
 
Yıldız Çetin, dünyanın çifte standartlı tutumuna dikkat çekerek, Filistin’de yaşanan saldırılara karşı gösterilen tepkinin bugün Kobanê ve Rojava’da yaşananlara gösterilmediğini vurguladı. Yıldız Çetin, “Dünyanın buna sessiz kalması içler acısı bir durumdur. Bugün bir insana, bir topluma, bir halka zulüm ediliyorsa hep birlikte buna ses çıkartmak gerekir. Zulme karşı ses çıkartmamak dilsiz şeytandır, bu dinde de böyle ifade ediliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Irka, cinse, topluma göre ses çıkartmak yanlıştır. Zulüm zulümdür, nereden gelirse gelsin karşısında ses çıkartmak gerekir. Eğer dün Filistin için hepimiz ses çıkartıyorsak, bugün Rojava’ya, Kobanê’ye sessiz kalıyorsak bu kabul edilebilir bir durum değildir. Orada da kadınlar ve çocuklar öldü, burada da kadınlar ve çocuklar ölüyor” dedi.
 
‘Dünyanın dört bir yanındaki Kürtler Rojava için ayakta’ 
 
Kürt halkının uzun yıllar boyunca ulusal birlik temelinde ortak bir tutum geliştiremediğine dikkat çeken Yıldız Çetin, bugün ortaya çıkan ortak tepkinin önemli ve anlamlı olduğunu dile getirerek, “Bugün Rojava’da yaşananlar içler acısı ve bir insanın kabul edebileceği bir durum değil. Ancak dört parça Kürdistan’da ve dünyada tek bir sesin, ortak bir tepkinin ortaya çıkması, dünyanın dört bir yanındaki Kürtlerin buna karşı ses çıkartması çok güzel bir durumdur. Yıllarca Rojava’da bir savaş sürdü, dört-beş yıl önce yanı başımızda Kobanê bombalanırken, siviller katledilirken birçok yerde ve birçok ülkede ses çıkarılmıyordu. Bugün Süleymaniye’de, Kuzey Kürdistan’da, Kuzey Irak’ta halkın ayakta olması, Türkiye’de halkın ayakta olması, Avrupa’nın her yerinde gece gündüz, kadın erkek demeden 24 saat boyunca tepkilerin gösterilmesi insanlık, birliktelik ve ulusal birlik açısından çok önemli ve anlamlı bir duruştur” diye konuştu.
 
‘Sürecin sabote olmamasını talep ediyoruz’
 
Yıldız Çetin, saldırılara karşı gösterilen demokratik tepkilerin öncülüğünü kadınların yaptığını belirterek, halkın sessiz kalmadığını vurguladı. Yıldız Çetin, “Bir insanın bulunduğu her yerde kabul etmediği bir durum karşısında demokratik tepkisini ortaya koyması en doğal hakkıdır. Bu nedenle gözaltıların ve saldırıların olması doğru bir durum değildir. İnsanlar ve toplumlar demokratik haklarını kullanarak eylem ve etkinliklerini sürdürebilir. Türkiye’de de yürütülen bir süreç var ve bu tablolar insanı kaygılandırıyor. Biz her yerde barışın sağlanmasını, gözyaşının durmasını, akan kanın durmasını, insanların ölmemesini, annelerin ağlamamasını istiyoruz. Kendi ülkemizde de insanların eşit haklara sahip, özgür yurttaşlar olarak yaşama talebi varken, ortaya çıkan bu tablolar gerçekten kaygı vericidir. Burada söyleyeceğimiz son söz şudur; Bir insanlık dramı yaşanıyor ve insan olan herkesin bu tablo karşısında demokratik hakkını kullanması gerekir. Ülkemiz özelinde yürütülen sürecin sabote olmaması için sağlam ve doğru adımların atılmasını talep ediyoruz” diye belirtti.
 
 ‘O saçı keserek kadını yok edemezsiniz’
 
Yıldız Çetin, Kobanê direnişinde kazanılan zaferde kadınların belirleyici rol oynadığını belirterek, kadınlara yönelik tahammülsüzlüğün bugün açık bir barbarlıkla ortaya çıktığını ifade etti. Yıldız Çetin, “En son bir kadın arkadaşın saçının örgüsünün ‘Ondan kalan sadece budur’ mesajı verilerek kesilmesi barbarlıktır. Bu kabul edilir bir şey değildir. Biz Kürt kadınlar olarak, çocukluğumuzdan bugüne annelerimizin saçlarımızı tarayıp ördüğü bir kültürle büyüdük. O örgü bizim sembolümüzdür, kadının sembolüdür. Saçları örgülü kadınlar Rojava direnişini gerçekleştirdi, orada bir sembol oldular ve zafer kazandılar. Bugün bu tahammülsüzlük o örgü üzerinden açığa çıktı. Sonrasında ise ciddi bir sahiplenme ortaya çıktı. Başta Wan olmak üzere dünyanın dört bir yanında kadınların örgüleriyle verdikleri mesaj çok anlamlıydı. Hiç beklemediğimiz şekilde basında, dünyada, Meclis’te, Avrupa Parlamentosu’nda birçok yerde kadınlar örgüleriyle mesaj verdi. Evet, siz öldürebilirsiniz, katledebilirsiniz, saç kesebilirsiniz ama tarihte kadını yok edemezsiniz. Kadının sembolünü görmezden gelemezsiniz. Kürt kadın tarih yazdı, Kürt kadın bir semboldür ve saçımız bizim sembolümüzdür. O saçı keserek kadını yok edemezsiniz. Bu tabloyla kadınları birbirine daha da kenetlediniz ve çok güçlü bir mesaj aldınız” şeklinde konuştu.
 
‘İŞİD barbarlarına değil sınırda Kürtlere neden tahammül edilmiyor?’
 
Kadınların artık ölmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldız Çetin, savaşlarda ve toplumsal yaşamın her alanında kadınların hedef alındığının altını çizdi. Yıldız Çetin, kadın katliamlarının yıllardır devam ettiğini belirterek, "Bugün yine görüyoruz ki, savaşlarda yine kadınlar hedef alınıyor. Aile içinde kadın hedef alınıyor, toplumda kadın hedef alınıyor. Kadınlar ve çocuklar ölüyor. Biz savaşın doğru olmadığını, savaşın insanlara hiçbir şey kazandırmadığını biliyoruz. Yıllarca süren savaş herkese kaybettiriyor. Biz her zaman barıştan yana sesimizi yükselttik, barışı istediğimizi dile getirdik. Kendi ülkemizde de coğrafyamızda da bulunduğumuz tüm koşullarda barışı örmek, eşit haklara sahip olmak, eşit temsiliyeti açığa çıkarmak ve halka eşit davranmak için elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Savaş, ölüm ve gözyaşı kimseye bir şey kazandırmıyor; barış insana kazandırıyor. Toplumu ayakta tutan birliktelik ve barıştır. Rojava’ya karşı sessiz kalmayalım. Kendi sınırlarımızda IŞİD barbarlığına neden yer veriliyor, neden kendi Kürt kardeşlerimize karşı bu tahammülsüzlük sergileniyor? Bugün Türkiye’de sesini yükselten halka neden saldırılar yapılıyor?” diye sordu. 
 
‘Kürt halkına karşı uygulanan bir barbar çete pratiğidir’
 
Sınırların kendilerini ayıramayacağını ifade eden Yıldız Çetin, yaşanan zulme karşı gösterilen tepkilerin son derece meşru olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugün Nusaybin ile Qamışlo’daki akrabadır, Suruç ile Kobanê’deki akrabadır. Bir baba orada kalıyor, bir kardeş bu tarafta kalıyor. Bunlar kardeştir. Kimse bu insanlara yapılan zulme karşı sessiz kalmamızı beklemesin. Benim kardeşim diğer tarafta, akrabam diğer tarafta acı çekiyorsa, bombanın altındaysa, savaşla karşı karşıyaysa insanların tepki göstermesi gayet normaldir. Buna karşı tahammülsüzlük sergilemek doğru değildir. Bugün IŞİD barbarlarının kafa kesmesi, kadınları cariye olarak köle pazarlarında satması ve bugün yine basında okuduğumuz kadınlara yönelik tecavüzler ortadadır. Böyle barbarlara karşı topyekûn bütün toplumun, bütün halkların sesini yükseltmesi gerekir. Bu barbarlar İslam’ı temsil etmiyor. Biz de Müslümanız; İslamiyet’in neresinde böyle bir yaşam, böyle bir anlayış var? Ama ne yapıyorlar, ölenleri dördüncü, beşinci kattan atıyorlar. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bu hem dine aykırıdır, hem insanlığa aykırıdır, hem de yaşama aykırıdır. Bu sadece Kürt halkına karşı uygulanan bir barbar çete pratiğidir. Bir an önce bu katliamların, bu saldırıların son bulmasını istiyoruz.”