’Önderlik Türkiye, kadınlar ve Kürt halkı için özgür yaşamdır’

  • 09:06 16 Şubat 2026
  • Güncel
Dilan Babat
 
HABER MERKEZİ - 15 Şubat komplosunun etkilerinin bugün Rojava’ya dönük saldırılarla sürdüğünü,  demokratik toplum ve “Jin jiyan azadî’nin bir slogan değil, kadın-erkek özgürlük mücadelesinin kurucu felsefesi olduğunu belirten Şadiye Manap, “Önderlik Türkiye, kadınlar ve Kürt halkı için özgür bir yaşamdır” dedi.
 
Uluslararası komplo, yalnızca 15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tutuklanmasıyla başlayan bir tarihsel kırılma değil; Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği, halkların iradesinin baskı ve savaş politikalarıyla biçimlendirildiği uzun soluklu bir müdahale hattı olarak bugün de sürüyor. Bu hat, 15 Şubat 1925 provokasyonundan bu yana dört parça Kürdistan’da statüsüzlüğün devam ettirilmesiyle yürütülüyor. Bugün Kürt özgürlük mücadelesinin hedef alınmasıyla ve Rojava’ya dönük saldırıların süreklileştirilmesiyle kendini yeniden üretiyor.
 
30 yılın sonunda cezaevinden tahliye edilen Şadiye Manap, uluslararası komplo ve bugüne yansımalarına dair değerlendirmelerde bulundu.  
 
Komplonun etkileri 
 
1998 ve 1999’a uzanan uluslararası komplonun etkilerinin hâlâ sürdüğünü belirten Şadiye Manap, “Neden 15 Şubat komplosu” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Önderliğin tutuklanması ve Türkiye’ye teslim edilmesi komplonun önemli bir dönemeci ve amacı ama salt başlangıcı değildi. Türk ve Kürt halkını bir savaşın içine koymaktı asıl amaç. 91’den 99’a kadar komplo sürüyor. Ortadoğu’da hegemon güçler 3’ncü Dünya Savaşı’nı başlattı. Bugün baktığımızda bunun etkilerini daha fazla görebiliriz. Neden komplo Ortadoğu’da yürütülüyor, neden dört parça Kürdistan’da yürütülüyor? Neden Kürdistan topraklarında özgürlük mücadelesi ve direk Önderliği hedef alıyor? Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Hegemon güçler Ortadoğu’ya müdahale ettiğinde hiçbir devlet onlara karşı engel olma pozisyonunda görülmedi, Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi kadar. Yapısal kriz yaşayan  kapitalist sistem yeniden kendini şekillendirmek istiyordu. Hiçbir devlet onlara  gerçek anlamda karşı çıkamadığı için, onlar da bunun üzerine Ortadoğu’da komplolarını yürüttüler. Ortadoğu’da hangi halklar üzerinden oyun oynadılar? İlk olarak Kürt halkı ve özgürlük mücadelesine yöneldiler. Kendi sistemlerini inşa etmek için herkesi kontrol altına almak istiyorlardı. Irak’a müdahale yapılmak istenildiğinde durdular; çünkü özgürlük mücadelesini kendilerine sorun olacak diye görüyorlardı. 99’da müdahale yapıldığında, Önderlik tutuklandığında, Türkiye’ye teslim edildiğinde; 2003 yılında Irak’a müdahale ettiler” dedi.
 
‘Kürt halkının statüsü kabul edilmeden Kürt sorunu sürer’
 
Hegemon güçlerin 3’ncü Dünya Savaşı’nı sürdürdüklerini ve Ortadoğu’da çıkarlarını genişletmeye çalıştıklarını dile getiren Şadiye Manap, “Önderliğin dediği gibi; komplonun içerisinde tüm dünya vardı. Komplo tek bir güç veya devlet tarafından yapılmadı; tüm devletlerin dahil olduğu bir komplo süreci yaşandı. Kürt halkının Ortadoğu’da statüsüz hali 100 yıldır sürüyor. İnsan tarihe baktığında, komploda yer alan ülkelerin tutumunu görüyor. Uluslararası komploda yer alan ülkelerin halklar üzerindeki etkileri de komplodur. Kürt halkı yüzyıldır statüsüz bırakıldı, dört devlet arasında parçalandı. İran, Irak, Suriye ve Türkiye’yi istedikleri zaman bir araya getiriyorlar; istemediklerinde birbirleriyle çatıştırıyorlar. Komplonun kökü çok derin ve 27 yıldır bu şekilde sürüyor. Çok büyük bir mücadele yürütüldü. Ortadoğu’da ve dünyada artık kimse Kürt halkını inkâr edemiyor; . Rojava şahsında Kürt halkı; insanlık, kadın ve demokratik toplumda büyük bir şey inşa etti. İnsanlar bunu örnek almak istiyor; kadınlar ve gençler açısından nasıl bir sistem sorusuna yanıt verildi. Ama bir yerde Kürt halkı hâlâ statüsüz. Kürt halkının statüsünü kabul etmiyorlar. Kürt halkının statüsü kabul edilmeden, demokratik toplum zemini oluşmadan Kürt sorunu sürer” diye belirtti.
 
Hegemon devletlerin güç dengeleri
 
2 Ağustos 1990’da Körfez savaşı öncesinde Irak’a dönük müdahale söylemlerinin gündem olduğunu, ardından Suriye’nin gündeme geldiğini dile getiren Şadiye Manap, “Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Komplo başlandığında Rusya yerindeydi, İran’ın geniş etki alanı söz konusuydu. Suriye yerindeydi. Ama bugün baktığımızda çok fazla değişim yaşandı. Rusya, Ukrayna savaşı ile bir yere kadar çekildi. Suriye bir amaç için kullanıldı; dünya dengesi bir yere kadar değişiyor. İsrail öne çıktı, İngiltere ve ABD daha fazla yayıldı. Fransa Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye üzerinde yürüttü süreç politikasını; emperyalist bir güç olarak hâlâ devam ediyor. Değişimler dünyada ve Ortadoğu’da yaşanıyor. Komplonun amacı ve komplonun önüne geçmek isteyenler için bu durumda hâlâ bir değişim olmadı. Ortadoğu’da ve dünyada denge değişiyor. Komplo, uluslararası  güçler ve hegemon devletler üzerinden Rojava’da kendi sistemlerini oluşturmak istiyorlar. Bu sistemlerini oluşturmak istediklerinde ise bazı güçleri küçültmek, aralarında savaş çıkarmak ve bir çıkar çatışması yaratmak istediler. HTŞ, DAİŞ… bunların eseridir ve bu anlama geliyor. Onların önünü tutan ise ayakları üzerinde duran, özsavunmasını yapanlar ya da araç olmak istemeyenlerdir. Bu önlerini kesiyorlar; o yüzden uluslararası komplo diyoruz. Bu dün de öyleydi, bugün de öyle” ifadelerini kullandı.
 
‘Komplodan sonra sorunun büyüklüğünü gördüler’
 
Şadiye Manap, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Rojava’ya yönelik saldırıda Türkiye bir türlü kendisini geri çekmiyor. Komplo hâlâ sürüyor. Türkiye’deki devlet aklı, ‘evet bir çözüm lazım’ diyor ama bu halklar arası değil diyor. Rojava’ya yönelik saldırıda Kürt, Arap ve diğer halklar arasında iç çatışma çıkarıp Türkiye’de süreci bitirmek istediler. Kürt halkının statü sahibi olmasını, çözüm istemedikleri için bunu yaptılar. O yüzden komplo sürüyor. Reel sosyalizmin sona ermesi, özgürlük mücadelesine baktığımızda; Önderliğin perspektifine, topluma, kadınlara, gençlere baktığımızda; reel sosyalizmin dağılmasından sonra çözümü halkların birliğinde gördü. 93’teki ateşkes, Özal’ın çözüm arayışları… Komplodan sonra bakıldığında sorunun ne kadar büyük olduğunu gördüler. Demokratik modernite, halkların birliği bu perspektifle öne çıktı. Bu perspektifler Kürt halkı, kadın ve insanlık için… Gözlerimizi kapattığımızda bir dakika düşünelim: Bu perspektif ve kadın özgürlükçü paradigma öne çıkmasaydı; Kürt halkı ile Türk halkı arasında bir savaşın kapısı aralanmış olsaydı, bugün nerede olurduk? Rojava’da inşa edilen demokratik toplum ve ‘Jin jiyan azadî’ yalnızca bir slogan değil; kadın-erkek özgürlük mücadelesinde yürüyenlerin emeğiyle büyüyen, yayılan bir felsefenin ifadesi. Kürt sorununun bugün Meclis’te konuşulabilmesi de tam olarak bu perspektifin; kadınların, gençlerin ve Türkiye halklarının yürüttüğü mücadelenin geliştirdiği bir sonuçtur.”
 
Abdullah Öcalan’a dönük saldırılar
 
15 Şubat’tın bir hafıza yarattığını ve Rojava için dört parça Kürdistan’da halkın eylemselliklerinden bu hafızayı görmenin mümkün olabileceğini kaydeden Şadiye Manap, “Tarihe baktığımızda Kürt halkı zarar gördü; öncülerini idam ettiler ya da sürgün ettiler. Özgürlük ve demokrasinin önünü kestiler. Kürt halkına baktığımızda komplonun etkilerini teorik olarak dile getirmesi zor olur ama komployu halklar çok derin hissetti. Büyük mücadele verildi; özgür bir yaşam için. Kürt halkı, ‘Bir kere daha özgürlük ve umudumuz alınırsa artık olmaz’ denilerek, dört parça Kürdistan’da sahip çıktı. Güney Kürdistan’da çocuklar kalkıp ‘Kürdistan birdir’ dediğinde bunu söylediler: ‘Artık bizler kırılmayı kabul etmiyoruz.’ Komplo hegemon devletlerle ilerletildi. Hegemon güçler kendi sistemlerini kurmak için Ortadoğu’dan başlattılar. Ortadoğu’da statüsüz bırakılan Kürt halkı üzerinden oynamak istediler. Kürt halkının içinde ise Kürt özgürlük mücadelesi ve Önderlik var. Bugün Kürt halkına, Önderliğe, özgürlük ve demokrasiye saldıranlar hegemon güçlerdir. Kim barışa, Önderliğe ve özgürlük mücadelesine saldırıyorsa; komplo ile birlikte hareket edenlerdir” sözlerini kullandı.
 
‘Kürt halkının özgürlüğü kadınların özgürlüğüne bağlı’
 
Şadiye Manap son olarak şunları söyledi: “Eğer kadınların özgürlüğü Önderliğin hattına bağlanmasaydı; Arap Baharı oldu, orada mücadele ve kadın özgürlüğü öne çıkmadı. Çünkü orada özgürlük mücadelesi ve kadın özgürlüğünü esas alan bir mücadele hattı yoktu. Kadın özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüne bağlıdır. Kadın özgürlüğü bunun öncülüğünü yapıyor. Ortadoğu’da yapılmak istenen şey, halkı nesne haline getirmektir. Komplo kadınların iradesi üzerine yapılmak istendi; esas komplo özgür kadına yapıldı. Kadınlar bu komploya karşı mücadele etti. Kadınlar kendilerini yeniden geliştirdiler, özgürleştirdiler, mücadelede yerini aldılar. Bugün komplo bir yerde durmuşsa özgür kadınlar sayesinde; Kürt kadınlar, Türkiyeli kadınlar ve dünyadaki kadınlar sayesinde oldu. Önderlik Türkiye, kadınlar ve Kürt halkı için özgür bir yaşamdır. Fikirleri ve perspektifleriyle de öyledir. Önderlik 50 yılda şunu gösterdi: Kadın özgürlüğü, Türkiye halklarının özgürlüğünün önemli olduğunu gösteriyor. Bugün dijital medya üzerinden Önderliğe ve özgürlük mücadelesine laf edenler; şahıs kişiler değil. Kürtlük üzerinde yapılan saldırılar; bunlar Türkiye’ye, Kürtlere, insanlığa ve kadınlara saldırıyor. 50 yıla baktığımızda halklar ve kadınlar için ne yaptılar; demokrasi için… İnsanlık bunu görmeli; toplumumuz ve kadınlar bunları dinlememeli. Kadınlara yönelik saldırılara karşı kendisini ölümlerin üzerinden yaşatanlara sözümüz olsun: Kürt halkı, Türk halkı ve kadınlar için mücadele büyütülmelidir.”