Doha'dan Kabil'e: Taliban beş yılda Afganistan'ı nasıl değiştirdi?
- 09:02 12 Ağustos 2026
- Dünya
Dilan Babat
HABER MERKEZİ – ABD ile Taliban arasında 29 Şubat 2020'de imzalanan Doha Anlaşması, Afganistan'da 20 yıllık savaşın sonunu ve Taliban'ın yeniden iktidara gelişinin başlangıcını oluşturdu. ABD ve NATO güçlerinin çekilmesi, Afganistan ordusunun kısa sürede çözülmesi ve kentlerin peş peşe düşmesiyle Taliban, 15 Ağustos 2021'de başkent Kabil'i kontrolüne aldı.
ABD'nin 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından "terörle mücadele" adı altında Afganistan'a yönelik işgali, yaklaşık 20 yıl sürdü. Bu süreçte yüz binlerce kişi yaşamını yitirdi, milyonlarca kişi yerinden edildi ve ülke dış yardımlara bağımlı hale geldi. 2020 yılında ABD ile Taliban arasında imzalanan Doha Anlaşması ise savaşın askeri olarak sona erdirilmesinin önünü açtı. Ancak Afganistan hükümetinin müzakere sürecinin dışında bırakılması ve çekilme planının uygulanması, Taliban'ın kısa sürede ülke yönetimini yeniden ele geçirmesine zemin hazırladı.
Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de Kabil'e girmesiyle birlikte Afganistan'da yeni bir dönem başladı. Taliban, ilk açıklamalarında kadın haklarına "İslami çerçevede" saygı göstereceğini ileri sürse de, geçen beş yılda kadınların eğitim, çalışma, seyahat, siyaset, kültür ve sosyal yaşam hakkını hedef alan onlarca yasak yürürlüğe konuldu.
Doha Anlaşması: Sürecin dönüm noktası
29 Şubat 2020 yılında ABD ile Taliban arasında Katar'ın başkenti Doha'da "Afganistan'a Barış Getirilmesine İlişkin Anlaşma" imzalandı. Anlaşmaya ABD adına dönemin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad, Taliban adına ise Molla Abdulgani Birader imza attı. Anlaşmanın temel maddeleri şunlardı: ABD ve NATO güçleri 14 ay içerisinde Afganistan'dan tamamen çekilecekti. Taliban, Afganistan topraklarının El Kaide ve benzeri örgütler tarafından ABD ve müttefiklerine karşı kullanılmasına izin vermeyecekti. Yaklaşık 5 bin Taliban mensubu ile bin Afgan güvenlik görevlisinin karşılıklı serbest bırakılması sağlanacaktı. Taliban ile Afganistan hükümeti arasında doğrudan siyasi müzakereler başlatılacaktı. Ancak Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümeti anlaşmanın tarafı yapılmadı. Bu durum, daha ilk aşamada Kabil yönetiminin uluslararası alandaki meşruiyetini zedeledi ve Taliban'ı fiilen ABD'nin muhatabı haline getirdi.
Esir takası başladı, müzakereler tıkandı
Mart-Eylül 2020 Doha Anlaşması kapsamında binlerce Taliban mensubu cezaevlerinden çıkarıldı. Taliban da elindeki Afganistanlı güvenlik görevlilerini serbest bıraktı. 12 Eylül'de Katar'da başlayan Afganistanlılar arası görüşmeler ise ateşkes, anayasal düzen, siyasi geçiş ve güç paylaşımı konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle ilerleyemedi. Taliban, diplomatik görüşmeleri sürdürürken sahadaki askeri faaliyetlerini de hız kesmeden devam ettirdi.
ABD çekilmeyi hızlandırdı
Kasım 2020-Ocak 2021 tarihlerinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Afganistan'daki asker sayısının 4 bin 500'den 2 bin 500'e düşürüleceğini açıkladı. Böylece çekilme süreci fiilen başlamış oldu. Bu dönemde Taliban özellikle kırsal bölgelerdeki ilçeleri ve ulaşım güzergâhlarını kontrol altına almaya başladı.
Biden çekilme kararını kesinleştirdi
14 Nisan 2021 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan'da kalan tüm ABD askerlerinin 11 Eylül 2021'e kadar çekileceğini açıkladı. Daha sonra bu tarih 31 Ağustos olarak revize edildi. Joe Biden, "Amerika'nın sonsuz savaşı sona eriyor" açıklamasını yaptı. Taliban ise bu açıklamadan hemen sonra ülke genelinde eş zamanlı askeri operasyon başlattı.
Afganistan ordusu neden çöktü?
Mayıs-Temmuz 2021 tarihlerinde ABD hava desteğinin sona ermesiyle Afganistan Ulusal Savunma ve Güvenlik Güçleri kısa sürede çözülmeye başladı. Ordunun çökmesinde; ABD'nin lojistik desteğini çekmesi, hava kuvvetlerinin işlevsiz hale gelmesi, maaş ödemelerindeki aksaklıklar, yolsuzluk, moral bozukluğu, yerel yöneticilerin Taliban ile anlaşmaları etkili oldu. Birçok ilçe merkezinde güvenlik güçleri çatışmadan teslim oldu ya da geri çekildi.
Kentler peş peşe Taliban'ın kontrolüne geçti
6 Ağustos 2021 tarihinde, Taliban ilk kez bir vilayet merkezini, İran sınırındaki Nimruz'un merkezi Zaranj'ı ele geçirdi. Bu gelişme, örgütün yalnızca kırsalda değil büyük kentlerde de üstünlük sağlamaya başladığını gösterdi. 7-14 Ağustos 2021'de sadece dokuz gün içinde Taliban; Kunduz, Sar-i Pul Talukan, Aybak, Pul-i Humri, Feruz Koh, Faizabad, Gazne, Herat, Kandahar, Leşkergah Mezar-ı Şerif , Celalabad başta olmak üzere ülkenin en stratejik kentlerini ele geçirdi. Özellikle Kandahar ve Herat'ın düşmesi, Taliban'ın ülke genelindeki askeri üstünlüğünü kesinleştirdi.
15 Ağustos 2021: Kabil düştü
15 Ağustos 2021 tarihinde Taliban, herhangi bir büyük çatışma yaşanmadan başkent Kabil'e girdi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terk etti. Taliban savaşmadan Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın kontrolünü aldı ve "Afganistan İslam Emirliği"nin yeniden kurulduğunu ilan etti. Yaklaşık yirmi yıl süren ABD destekli Afganistan Cumhuriyeti böylece sona erdi.
Kabil Havalimanı dünyanın gündemine oturdu
16-31 Ağustos 2021 tarihlerinde Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesinin ardından on binlerce kişi ülkeden ayrılabilmek için Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'na akın etti. Uçaklara tutunarak kaçmaya çalışan insanların görüntüleri dünya kamuoyunun hafızasına kazındı. ABD ve müttefik ülkeler yaklaşık 124 bin kişiyi tahliye etti.
26 Ağustos 2021 tarihinde ise Kabil Havalimanı'nın Abbey Kapısı yakınında DAİŞ -Horasan tarafından düzenlenen intihar saldırısında 170'ten fazla sivil ile 13 ABD askeri yaşamını yitirdi. Bu saldırı tahliye sürecinin en kanlı olayı oldu. 31 Ağustos 2021 ABD'nin son askeri uçağı Afganistan'dan ayrıldı. Böylece 7 Ekim 2001'de başlayan ABD işgali resmen sona erdi.
Taliban yönetimi kuruldu
7 Eylül 2021’de Taliban geçici hükümeti açıkladı. Kabinede hiçbir kadının yer almadığı gibi Kadın İşleri Bakanlığı da kaldırıldı. Yerine 1990'lı yıllardaki Taliban yönetiminde de bulunan "İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı" yeniden faaliyete geçirildi. Taliban yöneticileri iktidarı ele geçirdikten sonra uluslararası kamuoyuna "Kadın haklarına İslami kurallar çerçevesinde saygı gösterecekleri" yönünde açıklamalar yaptı. Ancak kısa süre içinde kadınların kamusal yaşamdaki varlığını hedef alan kararlar peş peşe yürürlüğe girdi.
Eğitime dönük saldırı
Eylül 2021’de kadın öğrenciler ile erkek öğrencilerin ayrı eğitim görmesi zorunlu hale getirildi. Kadın akademisyenlerin ve kamu çalışanlarının önemli bir bölümü görevlerinden uzaklaştırıldı. Mart 2022’de ortaokul ve lise çağındaki kız çocuklarının okulları yeniden kapatıldı. Bu kararla milyonlarca kız çocuğunun eğitim hakkı fiilen sona erdi. Mayıs 2022’de kadınlara yüzü örten kıyafet zorunluluğu getirildi. Erkek refakatçi olmadan uzun mesafeli yolculuk yapmaları yasaklandı. Birçok kamu kurumunda kadınların çalışmasına son verildi.
Kamu alanına dönük saldırı
Aralık 2022’de kadınların üniversite eğitimi tamamen yasaklandı. Ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışmaları engellenen kadınların ayrıca 2023’te parklara, spor salonlarına ve hamamlara girişleri de yasaklandı. Güzellik salonlarının faaliyetleri durduruldu, kadın gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik baskılarda artış yaşandı. 2024-2026 yılları arasında Taliban yönetimi yeni "ahlak" düzenlemeleriyle kadınların kamusal görünürlüğünü daha da sınırlandırdı. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş, Afganistan'daki uygulamaların "cinsiyet temelli zulüm" ve "kurumsallaşmış ayrımcılık" niteliği taşıdığı değerlendirmesini yaptı.
Afganistan'da insani kriz derinleşti
Taliban'ın iktidarı yeniden ele geçirmesinin ardından Afganistan ekonomisi büyük ölçüde çöktü. Uluslararası yaptırımlar, dondurulan merkez bankası rezervleri ve dış yardımların azalması nedeniyle milyonlarca kişi açlık ve yoksullukla karşı karşıya kaldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun yarısından fazlası insani yardıma ihtiyaç duyarken, en ağır yükü kadınlar, çocuklar ve yerinden edilenler taşıyor. Eğitimden, istihdamdan ve kamusal yaşamdan dışlanan kadınlar, hem ekonomik hem de toplumsal olarak derin bir kuşatma altında yaşamını sürdürüyor.







