Suriye İnsan Hakları Federasyonu: Anadilde eğitim güvenceye alınmalı
- 23:54 4 Ekim 2026
- Dünya
HABER MERKEZİ - Suriye İnsan Hakları Örgüt ve Kurumları Federasyonu anadilde eğitim hakkına dair yaptığı açıklamada, “Suriye’deki tüm bileşenlerin dilsel ve kültürel hakları ile anadilde eğitim güvence altına alınmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır” dedi.
Suriye İnsan Hakları Örgüt ve Kurumları Federasyonu Yürütme Kurulu, dil ve kültür haklarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Suriye’de yaşayan tüm bileşenlerin anadilde eğitim hakkının güvence altına alınması ile kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunması gerektiği belirtildi.
Uluslararası hukuka dikkat çekildi
Açıklamada, kültürel ve dilsel hakların korunması ve bu haklara saygı gösterilmesine ilişkin uluslararası hukuk ve bildirgelere dikkat çekildi. Açıklamada, dilsel ve kültürel çeşitliliğin korunmasının insan haklarının korunmasının bir parçası olduğu belirtilerek dil ile kimlik, kültür, eğitim ve öğrenim hakkı ve kamusal yaşama katılım arasındaki bağın güçlü olduğu ifade edildi.
‘Anadil hakkı resmi dili küçümsemez’
Suriye’deki kültürel ve dilsel çeşitliliğe dikkat çekilen açıklamada, Kürt, Süryani, Asuri, Ermeni, Çerkes ve diğer bileşenlerin haklarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği kaydedildi. Açıklamada, bu hakkın tanınmasının devletin resmi dilini küçümsemek anlamına gelmediği ve resmi dilin devlet kurumları ile kamu yönetiminde kullanılmasına karşı olmadığı vurgulandı.
‘Anadilin korunması bölünme anlamına gelmez’
Açıklamada, “Devletin resmi dili ile ulusal diller veya ulusal ve kültürel bileşenlerin dilleri arasındaki farkın tanınması önemlidir. Devletin ve kurumlarının işlerini yürütmesini sağlayan resmi bir dilin bulunması, tek başına diğer dillerin eğitimden, kültürden ve toplumsal yaşamdan dışlanmasının gerekçesi olamaz. Anadilin korunması ve öğrenilmesi bölünme ve izolasyon anlamına gelmez. Aksine tüm yurttaşların ortak haklarına saygı çerçevesinde aidiyet, katılım ve eşitliğin geliştirilmesine vesile olabilir. Çok dilli eğitim de dilsel çeşitliliğin dışlanmaya neden olması yerine kültürel çeşitliliğin korunması, karşılıklı anlayışın ve ortak yaşamın geliştirilmesi için bir araç olabilir.”
‘Kürtçe ulusal bir dil olarak kabul ediliyor’
Açıklamada, 2025 tarihli Anayasa Bildirgesi’ne de dikkat çekilerek bildirgenin dördüncü maddesinde Arapçanın devletin resmi dili olarak belirlendiği, yedinci maddesinde ise Suriye toplumunun kültürel çeşitliliğinin yanı sıra tüm Suriyelilerin kültürel ve dilsel haklarından söz edildiği hatırlatıldı. Açıklamada ayrıca 2026 tarihli 13 sayılı karara işaret edilerek, kararda Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği ve nüfusun çoğunluğunun Kürtlerden oluştuğu bölgelerde devlet okullarında Kürtçe eğitim verilmesine izin verildiği belirtildi.
‘Kürtçe müfredatlar çerçevesinde okutulacaktır’
2026 tarihli 13 sayılı kararın içeriğine ilişkin yapılan değerlendirmenin devamında şunlar kaydedildi: “Kararın ikinci maddesinde devletin kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasına ve Kürtlerin Kürtçeyi geliştirme hakkına bağlı olduğu belirtilmiştir. Bu yaklaşım, Eğitim Bakanlığı tarafından Ağustos 2026’da yapılan pratik düzenlemelerle ilerletilmiştir. Yenilenen karara göre Kürtçe, ulusal bir dil olarak resmi ve özel okullarda ve eğitimin tüm kademelerinde, onaylanmış müfredatlar çerçevesinde okutulacaktır.”
‘Dilsel çeşitlilik Arapçayı zayıflatmaz’
Dillerin karşı karşıya getirilmemesi ve Arapçanın küçümsenmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, hukuki bir çerçevenin oluşturulması çağrısında bulunuldu. Açıklamada, devletin resmi dili ile ulusal diller ve bileşenlerin dillerinin bir arada varlığını güvence altına alan, eşitliği sağlayan, ayrımcılığı ortadan kaldıran ve eğitim, kimlik, kültür ve dil haklarını koruyan bir düzenleme gerektiği ifade edildi. Kürtçe, Süryanice ve Asurcanın ulusal diller olarak tanınmasının Suriye toplumunun kültürel ve dilsel çeşitliliğinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, bunun devletin birliğini veya Arapçanın resmi dil olarak konumunu zayıflatma anlamına gelmediği vurgulandı. Açıklamada, eğitim ve kültür politikalarının bir yandan devletin bütünlüğü ve resmi dili, diğer yandan kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunması arasında denge temelinde oluşturulması gerektiği kaydedildi.
Açıklamanın devamı şu şekilde:
“Suriye’deki tüm bileşenlerin dilsel ve kültürel hakları ile anadilde eğitim güvence altına alınmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Dilsel ve kültürel çeşitliliğin korunması için açık yasal ve anayasal çerçevelerin geliştirilmesi, resmi dil ile ulusal ve diğer bileşenlerin dillerinin hukuki konumunu belirlemeli, bu hakları korumalı ve yönetimlerin geçici kararlarına bağlı hale gelmelerini engellemelidir.
Bileşenlerin dilleriyle eğitim verilmelidir
Resmi diller, ulusal diller ve bileşenlerin dilleri birbirinden ayrıştırılmalıdır. Böylece resmi dil, anayasa ve yasalar doğrultusunda devlet işlerinde, kurumlarında ve resmi belgelerde kabul edilen dil olarak varlığını sürdürürken, eğitim ve kültür alanlarında ulusal dillerin tanınması, korunması, öğretilmesi ve kullanılmasının önüne geçilmemelidir. Ulusal diller ve bileşenlerin dilleriyle eğitim verilmelidir. Gerekli eğitim ve kurumsal koşullar oluşturulduğunda bu diller okullarda ders olarak okutulmalıdır. Müfredat, kitap ve eğitim materyallerinin geliştirilmesi ile gerekli kadroların yetiştirilmesi için adımlar atılmalıdır.
Kazanılmış dil hakları güvence altına alınmalıdır
Eğitim politikalarının kazanılmış dil haklarını geriletmemesi güvence altına alınmalıdır. Eğitim dilindeki her değişiklik, öğrencilerin yararı ve eğitim sürecinin devamlılığı gözetilerek aşamalı ve sistematik biçimde yapılmalı; öğrencilerin eğitimden kopmasına ve eğitimlerinin engellenmesine neden olmamalıdır.
Dilsel ve kültürel haklar için yasal adımlar atılmalı
Dil veya ulusal ve kültürel aidiyet temelinde ayrımcılık ya da dışlamayı içeren yasa, yönetmelik ve uygulamalar gözden geçirilmelidir. Dilsel ve kültürel haklara erişimde etkin eşitliğin sağlanması için gerekli yasal ve idari adımlar atılmalıdır. Dilsel ve kültürel hakların korunması ve uygulanmasının izlenmesi, ulusal dil veya ilgili bileşenin diliyle eğitim ve bilimsel materyallerin geliştirilmesi için kurumsal mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bu haklara saygı düzeyi, eğitim ve kültür politikalarında izlenmelidir. Kültürel ve dilsel çeşitliliğin anayasa ve yasalarla güvence altına alınması, devletin birliği ve resmi dili ile ulusal dillerin korunması arasında denge kurulmalıdır.
Ülkenin dilsel ve kültürel çeşitliliği korunmalıdır
Anadilin korunması bir ayrıcalık değil; kimliğin, kültürün, eğitim hakkının, eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkesinin korunmasının bir parçasıdır. Suriye’de dilsel ve kültürel çeşitliliğe saygı, devletin bütünlüğüne aykırı değildir ve Arapçanın resmi dil olarak konumuyla çelişmez. Devletin resmi dili, ulusal diller ve farklı bileşenlerin dillerinin bir arada varlığını güvence altına alan yasal ve anayasal bir çerçeve oluşturulmalıdır. Vatandaşlık, eşitlik ve insan haklarına saygı temelinde bir Suriye’nin inşası için ülkenin dilsel ve kültürel çeşitliliği korunmalıdır. Gelecek kuşakların anadillerinde öğrenme, dillerini koruma ve gelecek kuşaklara aktarma hakkı güvence altına alınmalıdır. Böylece Suriye toplumunun birliği ve kültürel çeşitliliğinin korunması sağlanmalıdır.”







