‘Abdullah Öcalan’ın statüsü netleştirilmeli’

  • 09:01 29 Mayıs 2026
  • Güncel
Beritan Tunç
 
İZMİR - Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDK İzmir Eşsözcüsü Vezan Karabulut, Vezan Karabulut, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ve süreçte güven artırıcı adımların atılması gerektiğini belirtti. Kadınların süreçte kurucu bir rol üstlenmesini isteyen Vezan Karabulut, “Savaşın en ağır yükünü kadınlar taşıdı” dedi.  
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrası yeniden gündeme gelen süreç, siyasal ve toplumsal tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiği 12’nci Kongresi’nde açıkladığı fesih kararının üzerinden bir yıl geçerken, Özgürlük Hareketi’nin sürece dair yaptığı son açıklamalar da kamuoyunda yeni bir dönemin tartışmalarını beraberinde getirdi.
 
Kadın örgütleri ise kalıcı ve demokratik bir barışın ancak kadınların kurucu özne olarak yer aldığı bir zeminde mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. 
 
HDK İzmir Eşsözcüsü Vezan Karabulut, iktidarın süreç kapsamında atması gereken adımlara ve kadınların süreçteki rolüne dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Sürecin adı konulmamış biçimde ilerlediğini, buna rağmen çeşitli siyasal ve toplumsal gelişmelerin yaşandığını dile getiren Vezan Karabulut, sürecin tamamen durduğuna dair değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Özellikle son dönemde yeniden bir hareketlenme olduğuna dair işaretlerin arttığını belirten Vezan Karabulut, “Bir önceki bayramdan sonra bazı gelişmeler olacağı söylenmişti; şimdi de bu bayram sonrası işaret ediliyor ve beklentilerimiz daha da artmış durumda. Gerek Devlet Bahçeli’nin söylemleri gerekse her ne kadar doğrudan ilişkili olmadığı ifade edilse de kurumdan gelen söylemler, yeniden bir hareketlenme olduğunu gösteriyor. Biz de Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak süreç daha kurulmadan ve başlamadan önce harekete geçmiş bir oluşumuz. 
 
Sürecin içinde de aktif olarak yer alıyoruz. Peki, bu sürecin içinde nasıl aktif yer alıyoruz? Barışın toplumsallaşması için özellikle kadınlar alanında faaliyet yürütüyoruz. Çünkü biliyoruz ki savaşın en çok zarar görenleri kadınlar oluyor. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde topluma barışın ne kadar önemli olduğunu ve kadınların neden barışa en çok ihtiyaç duyan kesim olduğunu anlatmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu örgütlenme de tam olarak böyle bir ihtiyaçtan doğdu. Bu nedenle Meclis’te kurulan komisyona bir rapor sunduk. Görüşmeler yapıldı, raporumuz iletildi ve bir sunum gerçekleştirildi. Ancak dinlenmiş olmamıza rağmen ortaya çıkan komisyon raporunda önerilerimize dair herhangi bir şeye rastlayamadık” dedi.
 
‘Süreçten beklentilerimiz sürüyor’
 
Komisyon raporunun Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’ni memnun etmediğini kaydeden Vezan Karabulut, “Çünkü farklı yerlerden derlenmiş, ortaya karışık bir çalışma izlenimi vermesine rağmen bize ait hiçbir şey yoktu. Buna rağmen çalışmalarımıza devam ettik ve hâlâ da ediyoruz. Şimdi bu hareketlenmeyle birlikte yeniden sesimizi duyurmak amacıyla bir basın açıklaması yapma kararı aldık. Bir basın toplantısı düzenledik. Ayrıca Gülistan Doku’yla ilgili bir çalışmamız var; 6-7 Haziran’da Dersim’de gerçekleştirilecek. Gülistan Doku, diğer birçok kadın gibi simge isimlerden biri hâline geldi. Özellikle şu anda dosyasının yeniden gündeme gelmesi ve cinayetinin aydınlatılıyor olabileceğine dair gelişmeler nedeniyle Gülistan Doku nezdinde; öldürülen, kaybedilen ya da şiddetin mağduru olan tüm kadınlar adına bir buluşma gerçekleştirilecek. İpek Er, Rojin Kabaiş ve daha birçok kadın için ortak bir toplantı ve çeşitli etkinlikler yapılacak. 
 
Süreçten beklentilerimiz ise sürüyor. Örneğin kayyum politikaları nedeniyle kadınlar çok şey kaybetti. Özellikle Kürdistan’daki belediyelere yönelik müdahaleler, ardından son dönemde CHP’li belediyelere yapılan müdahaleler gündemde. Ancak özellikle Kürdistan’daki belediyelerde eşbaşkanlık sistemi sayesinde kadınlara yönelik çok önemli kazanımlar elde edilmişti. Kayyumların ilk işi ise bunları ortadan kaldırmak oldu. Kreşler kapatıldı, kadın merkezleri kapatıldı, kadınlara ücretsiz ya da indirimli sunulan birçok belediye hizmeti sona erdirildi. Anadilde yürütülen hizmetler ortadan kaldırıldı. Savaş politikaları nedeniyle kadınların yaşadığı kayıplar saymakla bitmeyecek kadar fazla” şeklinde konuştu.
 
‘Kadınların barış çalışmalarına katılımı çok önemli’
 
Yeterince konuşulmayan başlıklardan birinin de Kürt Kadın Özgürlük Hareketi olduğunu dile getiren Vezan Karabulut, süreç ilerlediğinde kadın hareketinin de karşı karşıya kalacağı sorunlar olacağını söyledi. Kadın tutsakların durumunun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Vezan Karabulut, “Çünkü savaş koşullarında kadınlar her alanda daha fazla etkileniyor ve daha ağır zarar görüyor. Bu durum zindandaki kadınlar ve kadın gerillalar için de geçerli. Bu nedenle beklentilerimiz arasında kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi de var. Cezaevlerinde bulunan eşbaşkanlarımız var; belediye başkanlarından söz ediyorum. Elbette diğer tüm tutuklular için de aynı durum geçerli. Ancak özellikle kadın eşbaşkanların bir kısmının yalnızca eşbaşkan oldukları için yargılandığını görüyoruz. Başka hiçbir suç isnadı olmadan cezaevinde tutulan ya da davaları süren kadınlar var. Bu taleplerimiz sürüyor ve bunun için çalışmalarımıza devam ediyoruz. 
 
Özellikle kadınların barış çalışmalarına katılmaları çok önemli. Şu anda farklı örgütlenme biçimleri mevcut. ‘Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’ var. İzmir özelinde konuşursak Barış Forumu var. Karma bir yapı olmasına rağmen kadınların aktif olduğu ve özellikle BİV’le ortak çalışmalar yürüten bir forum. HDK Kadın Meclisi Girişimi de var. Şu anda bütün gündemimiz barış ve yaptığımız tüm çalışmalar bu eksende ilerliyor. Bu nedenle henüz haberi olmayan kadınlara da seslenmek istiyorum: Bizlerle birlikte bu mücadelenin bir parçası olurlarsa daha yaygınlaşabilir, daha fazla insana ulaşabiliriz. Hem barışın gelmesini hızlandırabilir hem de istediğimiz nitelikte bir barışın inşasına katkı sunabiliriz” dedi.
 
'Sürece güven duymayı sağlayacak bir adım gelmedi’
 
Özgürlük Hareketi’nin silah bırakma çağrısı ve sembolik silah yakma sürecinin yıldönümünün geldiğini hatırlatan Vezan Karabulut, “Aradan bir yıl geçmesine rağmen devletten, daha doğrusu iktidardan buna karşılık gelebilecek en küçük bir jest dahi görmedik. İnsanları motive edecek, rahatlatacak ya da sürece güven duymayı sağlayacak herhangi bir adım atılmadı. Öncelikle iktidarın bu konuyla ilgili gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerekiyor. Özellikle hasta tutsaklar, daha da özelde kadın hasta tutsaklar konusunda adım atılmalı. Örneğin 34 yıldır cezaevinde bulunan kadın tutsak arkadaşlarımız var. Bunun son 4 yılı büyük bir beklenti içinde geçmiş durumda. Zaten 30 yıl başlı başına ağır bir hak ihlaliyken buna bir de belirsizlik içinde geçen yıllar ekleniyor. Bu gerçekten kabul edilebilir değil” diye konuştu.
 
‘Abdullah Öcalan’ın statüsü netleştirilmeli ve özgürlüğüne kavuşmalı’
 
Vezan Karabulut, Kürt Kadın Özgürlük Hareketi’nin geleceğinin belirsiz durumda olduğunu ifade ederek, “Hareketin içindeki kadınlar siyasette mi yer alacaklar, farklı bir statü mü belirlenecek; buna dair açık bir çerçeve oluşturulmalı. Silah bırakmış olmalarının ardından nasıl bir yaşam süreceklerini ve geleceklerinin ne olacağını bilmeleri gerekiyor. Bu konuda adım atabilecek temel merci ne yazık ki iktidar olduğu için beklentimiz, bir an önce harekete geçilmesi ve somut adımlar atılması yönündedir” sözlerine yer verdi.