KJAR Koordinasyon üyesi: İran başkaldırısı sıradan bir serhildan değildir
- 09:07 9 Ocak 2026
- Güncel
Öznur Değer
WAN - KJAR Koordinasyon Üyesi Çimen Şine, Jin jiyan azadî ile kadınların önemli bir ivme kazandığını belirterek, “İran devleti ‘jin, jiyan, azadî’ ile sarsıldı. Bu sürece daha güçlü katılmayı önemli buluyoruz. Kadınların öncülüğünde demokratik İran gelişecek, baskıcı rejim ve mola rejimi gidecektir” dedi.
İran’ın başkenti Tahran’da 16 Eylül 2022 tarihinde 22 yaşındaki Kürt kadın Jina Mahsa Emînî’nin “ahlak polisleri” tarafından işkence edilerek katledilmesinin ardından İran ve Rojhilat’ta başlayan ve çok sayıda kişinin katledildiği “Jin, jiyan, azadî” eylemlerinin yarattığı değişim talebi devam ediyor. Halkın “Jin, jiyan, azadî” eylemleri ile haykırdığı devrim talebi, 28 Aralık 2025’te riyalin değer kaybetmesiyle başlayan protesto eylemleri ile yeniden canlandı.
12 günü geride bırakan ve İran ile Rojhilat genelinde 31 şehir, 111 ilçe ve 348 kasabaya yayılan eylemlerde İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, Protestolarda 5’i çocuk olmak üzere en az 34 eylemci katledilirken, 2 bin 217 kişi ise gözaltına alındı.
Doğu Kürdistan Özgür Kadın Topluluğu (KJAR) Koordinasyon Üyesi Çimen Şine, yaşanan gelişmeleri ajansımıza değerlendirdi.
‘İran devleti ‘jin, jiyan, azadî’ ile sarsıldı’
“Jin, jıyan, azadî” serhildanının hiç durmadığının altını çizen Çimen Şine, “2026 yılına İran ve Rojhilat Kürdistanı’nda gelişen serhildanlarla girdik. İran toplumu ve Rojhilat halkı ile kadınları, ‘jin, jiyan, azadî’ serhildanları ile çok önemli bir ivmeyi kazandı. Kadın devrimi açısından büyük bir zemin ve gündem oluşturdu. İran devleti ‘jin, jiyan, azadî’ ile sarsıldı. Kadınlar en büyük korkuları oldu. O sebeple İran’da ve Rojhilat Kürdistanı’nda devrim zemini ve potansiyelinin oldukça güçlü olduğunu belirtebiliriz. Şimdi de devam etmektedir. Üçüncü Dünya Savaş gerçeği karşısında, İran-Rojhilat Kürdistan’ı halkının, devrim, demokratikleşme, değişim konusundaki net duruşları, 2026 yılın ilk günlerinde devrim tutumunu ifade etmektedir. Özellikle halkın hiç durmayan serhildan duruşları yıl boyunca farklı biçimlerde dile gelmiştir. Halk, bu rejime karşı olan tepkileri her fırsat ve koşulda ortaya koydu. Ciddi anlamda birikmiş bir değişim talebi vardır. Bu rejim artık aşılmak istenmektedir. Rejim, halkın, kadınların, toplumların demokratik yaklaşımını hiç doğru okumamıştır. Tersinden idamla toplumu teslim almayı gündemde tutmuştur” ifadelerini kullandı.
‘İran başkaldırısı sıradan bir serhildan değildir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına değinen Çimen Şine, “Dolayısıyla şunu da belirtebiliriz; 2025 yılında Önder Apo’nun tarihsel ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı İran ve Rojhilat Kürdistanı halkında ciddi anlamda umut yaratmış ve etkilemiştir. Bugün İran toplumunun, bu serhildan başkaldırısını doğru okumak gerekir. Sıradan bir serhildan değildir. ‘Farklı güçlerin projesi’ diyerek bu halkın en meşru ve haklı taleplerinin yanında olmamak, halk öncülüğü değildir. O sebeple halkın en temel istemi demokratik bir İran’dır. Halk, kadın özgürlüğünün geliştiği bir İran istemektedir. Tüm toplumsal kesimlerin özgür olduğu bir ülke, demokratikleşmeden geçiyor, kadın özgürlüğünden geçiyor. Bu ancak halkların özgürlüğü ile mümkündür. Maalesef İran bunların hiçbirini yapmadı. İdam siyaseti ile toplumu hep sindirmeye, baskı cenderesinde tutmaya ısrar etmiştir. ‘Jin, jiyan, azadî’ devrimi kadınların öncülüğüdür, kadın devrimidir. İran da en fazla kadınları katletmiştir. Şimdi İran’a da özgürlük, kadınların eliyle gelecektir. Özellikle bu başlayan serhildanı da, ‘jin, jiyan, azadî’ isyanı ve mücadelesinin sonuçları ile bağlantılı ele alarak daha da güçlendirmek, örgütlü ve kalıcı kılmak önemlidir. Ekonomik talepler deyip halkın, kadınların taleplerini kimse yadsıyamaz, geriletemez, serhildanı yanlış ifadelendirmemelidir. Her zaman farklı farklı sebeplerle halk ayakta olmuştur. Hepsi devrim ve serhildan gerekçesidir” sözlerine yer verdi.
‘Rejime boyun eğmeyen, kadınlar ve gençler oldu’
İran’da kadına dayatılan sömürgecilik ve köleleştirme politikalarının her geçen gün daha fazla derinleştiğine ve yayıldığına işaret eden Çimen Şine, “Özellikle mola rejiminin zihniyeti ve baskıları, sömürgecilik, erkek kanunları toplumu atomlarına kadar parçalamıştır. Cinsiyetçilik, ideolojik saldırı aracı olarak toplumu kuşatmış ve içten çürütmektedir. Örgütlü ve iradeli toplum yerine, çaresiz ve çözümsüz bir toplum gerçeğini yaratmayı topluma, kadınlara dayatmıştır. Halk bu gerçeği red ediyor ve hiçbir biçimde tahammülü kalmamıştır. İşte bu zihniyetin saldırıları, en fazla kendisini dayattığı kesim ise toplumun yarısını ifade eden kadınlardır. ‘Jin, jiyan, azadî’ serhildanından sonra da ve sonraki tüm yıllarda da halkın ve kadınların demokratik tutumları karşısında, İran rejimi çözümsüzlüğe saplanmıştır. Kadına dönük politikalarında cinsiyetçiliğe, milliyetçiliğe, dinciliğe ağırlık veren bir durum ile politikalarında ısrar etmiştir. Bunun da kadınlarda büyük bir öfke selini ortaya çıkarttığını bugün rahatlıkla ifade edebiliriz. İran’da kadınlar, cinsiyetçi politikalara karşı demokratik, kadın özgürlüğüne dayalı bir ülke istiyor. 2025 yılında, demokratik bir yaşam için aktif bir mücadelede geliştirdiler. Demokrasiye dayalı bir İran’ın öncüsünün kadınlar olduğunu her seferinde gündemleştirdiler. Kadınlar idamla tehdit edildiler ve bununla terbiye edilmeye çalışıldılar. Rejime boyun eğmeyen, kadınlar ve gençler oldu. Şimdi toplum bu dinamik güçle de özgürlüğünü alacak” dedi.
‘Sürekli kadınlara yönelen bir sistem, kaybetmeye mahkumdur’
2022 yılında başlayan “jin, jiyan, azadî” serhildanının hep devam ettiğinin altını çizen Çimen Şine, “2026 yılının ilk günlerinde bu serhildan ve halkın protesto eylemlerinin yoğun olarak devam etmesi de halkın birikmiş isyanıdır. Halkın özgürlük arayışından hiç vazgeçmemesidir. İran toplumu, çok önemli bir dinamiktir. Var olan bu durum gittikçe daha siyasi bir niteliğe kavuşmaktadır. Halklar sadece ekonomik temelli bir serhildan geliştirmiyor. Siyasal talepler, ekonomik talepler, sosyal, kültürel istemlerin hepsini içermektedir. Siyasal itiraz, esasta demokratik bir sistemin talebidir. Halk ve kadınlar bu rejimden bıkmıştır ve rejimin değişmesini istiyorlar. İran rejimi, idam ve katliamla kadın iradesini tanımayan, erkek zihniyetli bir rejimdir. İran rejimi ‘jin, jiyan, azadî’ serhildanından sonra, yeni bir sürece girmiştir. Rejimin, geriye dönülmez bir döneme girdiğini bu son 3 yıllık süreçte gördük. Sürekli kadınlara yönelen bir sistem, kaybetmeye mahkûmdur” diye belirtti.
‘Bir sistem kadın iradesini tanımıyorsa, demokratikleşemez’
“Bir sistem kadın iradesini tanımıyorsa, demokratikleşemez” diyen Çimen Şine, “İranlı kadınlar sadece bildik taleplerle, bugün alanlarda değil. Ciddi bir değişim ve demokratik çözüm talebi var. Tüm kesimlerin talep ve istemleri, toplumsal devrim özlemiyle demokratik bir İran’dır, demokratik ulustur. 2025 yılında İran, kadınlara zindanlarda işkence, tutuklama, taciz ve kadın kırımı politikaları uyguladı. İdamla korkutarak, demokrasi ve özgürlük gücü olan kadınları sindirmeyi hep esas aldı. İradesini yok saydı. Ancak İran, kadınların çizgisi olan ‘üçüncü çizgi’ ile özgürleşecektir. İran rejim politikası zihniyeti hep kadına şiddet uygulamıştır. Yaşam alanlarını ortadan kaldırmıştır. Kadınlara zindan yaşamı uygulanamaz. Tüm dünyada kadınlar bugün ‘jin, jiyan, azadî’ ile yürüdü. Bugün de İranlı ve Rojhilatlı kadınların, yanında olmanın zamanıdır. Ayağa kalkmış Fars, Beluc, Kürt, Azeri kadınların, haykırışlarının dili olma, dayanışma ve birlikte hareket etme zamanındayız. Serhildan dalga dalga tüm İran’a yayılmaktadır” şeklinde konuştu.
‘Jin, jiyan, azadî’yi yeni bir aşamaya taşırma dönemindeyiz’
Son olarak eylemlerde yaşanan katliamlara dikkat çeken Çimen Şine, şunları söyledi: “32 insanın şehit olması, ne kadar kararlı bir potansiyelin olduğunu ortaya koymaktadır. 100’ün üzerinde yaralıların olduğu bilgileri gelmektedir. Binlerce tutuklu var. Kürdistan’da büyük bir abluka var. Askeri gücün sevkiyatı yapıldığı söylenmektedir. Özellikle bu eylemlerde katledilen isyancı kadın ve erkeklerin isimleri mutlaka anılmalı, resimlerini halkımız taşımalıdır. Sorumlulardan hesap sorma, İran sisteminin ne kadar baskıcı bir rejim olduğunu daha güçlü dile getirebilmeliyiz. İran rejimi halkımızı kadınları kırımdan geçirmektedir. Bunun önüne geçecek bir demokratik direniş ve kendisini savunacak bir öz savunma duruşunu her yerde sağlayabilmeliyiz. Bir nevi bu yeni serhildanla birlikte ‘jin, jiyan, azadî’yi yeni bir aşamaya taşırma dönemindeyiz. Bu konuda ‘jin, jiyan, azadî’ serhildanındaki kadınlara, gençlere tüm İran’daki halklara, toplumuna sesleniyoruz; Bu sürece daha fazla güç katmayı ve güçlü katılmayı önemli buluyoruz. Bu serhildan ‘jin, jiyan, azadî’ serhildanının devamı olarak, İran’daki tüm halklar ve kimliklerin sesidir. Serhildan kendisini giderek tüm İran halklarının demokratik devrimine ulaştırmaktadır. Ve bu niteliğe kavuşturacağına inanıyorum. Kadınların öncülüğünde demokratik İran gelişecek, baskıcı rejim ve mola rejimi gidecektir. Halkımızın demokratik direnişini selamlıyorum. Demokratik direnişi kadınlar başaracaktır. ‘Jin jiyan azadî’ ile özgürlük devrimi kazanılacaktır.”







