İran’da korku duvarı yıkıldı: Değişim kaçınılmaz

  • 09:01 10 Ocak 2026
  • Güncel
Dilan Babat 
 
HABER MERKEZİ - İran İslam rejiminin yalnızca ekonomi değil, güvenlik ve toplumsal adalet alanlarında da büyük yıkım yarattığını söyleyen gazeteci Berivan Şaho, değişimin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
 
İran ve Rojhilat’ta son yıllarda art arda patlak veren halk eylemleri, yalnızca ekonomik krize değil, onlarca yıldır biriken siyasal baskıya, toplumsal adaletsizliğe ve özgürlüklerin sistematik biçimde gasp edilmesine karşı yükselen bir itirazın ifadesi olarak şekilleniyor. Özellikle kadınların öncülüğünde gelişen “Jin Jiyan Azadî” direnişiyle birlikte sokaklara taşan öfke, korku duvarının aşılmasıyla yeni bir mücadele evresine işaret ediyor. Rejimin idam, gözaltı ve şiddet politikalarına rağmen süreklilik kazanan eylemler, İran toplumunun artık dayatılan yaşam biçimini kabul etmediğini ve demokratik bir gelecek talebinde ısrarcı olduğunu ortaya koyuyor.
 
Gazeteci Berivan Şaho, İran ve Rojhilat’ta devam eden eylemlere dair değerlendirmelerde bulundu.  
 
‘Halk kendi taleplerini haykırıyor’
 
Berivan Şaho, Rojhilat ve İran’da halkın 10 yıldan fazladır yaşadığı rahatsızlığın siması hâline geldiğini belirterek, “Bu İslami rejimin geldiği günden bu yana, hatta onlar gelmeden önce de halk haksızlıklara karşı, rejimin yaşattığı adaletsizliklere karşı bir uyanma çağrısı içindeydi. Çok uzun süredir bu kabul edememe hâli vardı. Daha önce yaşanan haksızlıklar ve adaletsizlikler İran İslam rejiminden sonra daha da arttı ve fazlalaştı. Hem İslam ülkesinin halk üzerindeki etkisi hem de rejimin yaşattıkları, halkı artık tahammül sınırının son noktasına getirmiş durumda. Halk bunu artık kabul etmiyor. İran İslam rejiminin yarattığı sorunlar sadece ekonomiyle sınırlı değil; toplumsal adalet, güvenlik ve birçok alanda büyük zorluklar yarattı. Halk kendini hiçbir şekilde güvende hissetmiyor. Bu rahatsız olma ve kabul edememe hâliyle İran İslam rejimine şu mesaj veriliyor: ‘Bizim artık tahammülümüz kalmadı, bunu kabul etmiyoruz. Ya bir çözüm bulursunuz ya da amacımıza ulaşıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz.’ Yapılan gösterilerde gördük ki halk kendi haklarını talep ediyor” dedi.
 
‘Mücadele kadınların etrafında şekilleniyor’
 
Geçtiğimiz yıllarda yapılan gösterilerden sonra halkın rejime karşı korkusunun da azaldığına vurgu yapan Berivan Şaho, “Halkın tamamında rejimi kabul etmeme duygusu hâkim. Rejim yıllar boyunca halkı zindan, idam, gözaltı ve işkenceyle korkuttu. Ama halkın içinde bunun kırıldığını, artık korkmadıklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz 10 yıldaki mücadele bize şunu gösterdi: İran’da artık direniş ve mücadele başka bir aşamaya geçti. Halk, isteklerini ve amaçlarını dile getirmek için ısrarcı. Son 10 yılda bu kabul etmeme ve tahammül edememe hâli, jin jiyan azadî felsefesinin İran’da daha fazla yayılması ve büyümesiyle birlikte direnişi daha da artırdı. Kadın devrimiyle birlikte İran’da ve Rojhilat’ta bir kez daha şunu gördük: Daha demokratik ve özgür bir dünya mümkün. Kadın devrimi ve direnişi çok değerli. Kadın özgürlüğünü her şeyin en temel taşı olarak görüyorum. Bütün özgürlüklerin yaşanabilmesi, halkların özgür olabilmesi için kadın özgürlüğünü çok başka bir yerde tutuyorum. Jin jiyan azadî direnişinden sonra kadınlar, bütün direnişlerin ve mücadelelerin en merkezindeydi. Mücadele, kadınların etrafında şekilleniyor” diye belirtti.
 
‘Her direnişin ayrı bir rengi vardı’
 
Kadınların başlattığı direnişin ataerkil sisteme, sermayedarlara, patriyarkal yapıya ve İran İslam rejimine karşı yapılan eylemler olduğuna vurgu yapan Berivan Şaho, “Bu, erkek devlete ve rejime karşı yapılan bir direnişti. Hepimiz kendi özelliklerimiz ve direnme biçimlerimizle meydanlardaydık. 2022 tarihinde başlayan kadın direnişleri bugüne kadar sürdü. Geçmişten bugüne yaşanan her direnişin ayrı bir rengi vardı. 2022’de kadınların başlattığı direnişin her birinin ayrı bir özelliği vardı ve İran ile Rojhilat’ta yapılan eylemlerin kendine özgü bir rengi ve karakteri oluştu. Bu direnişler binlerce gencin yolunu açtı, toplumun üzerindeki ölü toprağın atılmasına neden oldu. İnsanları daha fazla meydanlara taşıdı ve cesaret verdi. Bazı kişiler jin jiyan azadî devriminin sessiz olduğunu söylüyor, bunu asla kabul etmiyoruz.  Jin jiyan azadî devriminden sonra İran İslam rejiminin baskıları daha da arttı. Birçok arkadaşımızı kaybettik, idam edildiler. Bir gün içinde kaç kişinin idam edildiğini, tutuklandığını gördük. Bu devrimler kolay olmadı. Günden güne büyüyen bu kadın devrimine sessiz demek doğru değil. Her geçen gün daha fazla ses çıkıyor. Jin jiyan azadî devrimi asla sessiz bir devrim değildir” sözlerini kullandı.  
 
‘İran’da eylem yapmak ateşin üzerinde yürümek gibidir’
 
İran’da devam eden eylemlere dikkat çeken Berivan Şaho,“İran halkı hiçbir zaman haksızlığa karşı susmadı. Geçmişte kadınların yaptığı eylemlerde nasıl seslerini yükselttilerse bugün de halk aynı duruşu sergiliyor. İran İslam rejiminin baskılarına rağmen halk direnmeyi sürdürüyor. İran’da bu eylemleri yapmak adeta ‘ateşin üzerinde yürümek’ gibidir. Buna rağmen İran ve Rojhilat halkı hiçbir zaman bir adım geri durmadı. Yaşanan krizler ve eylemlerle birlikte ekonomik krizler de derinleşiyor, toplum eski hâlinde kalamıyor. Ancak direnen insanların tek bir arzusu var: Biz bu haksızlığı kabul etmiyoruz. Ekonomi elbette önemli, hayatın olmazsa olmazı. Ancak bu eylemlerin amacı ‘biz burada haklarımız için bulunuyoruz’ demektir. Ekonominin bu hâle gelmesinin sebebi de İran İslam rejiminden başkası değildir. Altı yıldan fazladır İran’ı bu noktaya getiren yine kendileridir. İran İslam rejimi ‘halk ekonomiye sahip çıkmalı’ diyor. Ben de onlara şu soruyu soruyorum: Siz bu halk için ne yaptınız? Yıllardır baskı, işkence ve şiddet dışında bu halkın yanında nasıl oldunuz? Halk için öyle bir ülke yarattınız ki artık bu ülkeye karşı tahammül kalmamış durumda” dedi. 
 
‘İran rejimi baskı dışında bir şey yapmadı’
 
Berivan Şaho sözlerini şöyle sürdürdü: “Değişimin olması için İran İslam rejiminin bu talepleri karşılaması gerekiyor. Çünkü halk artık bu şekilde yaşamak istemiyor. İran İslam rejiminin önünde iki yol var. Birincisi, genel ve kalıcı bir değişim yapılması, ikincisi hukuki bir çözüm geliştirilmesidir. İran İslam rejiminin değişmesi gerekiyor. Halk demokratik bir yaşam istiyor. Dünyada yaşayan her insan gibi yaşamak, kendi kararlarını kendisi vermek istiyor, dayatmaları değil. İran İslam rejimi insanlar üzerinde baskı dışında bir şey yaratmadı. İran’a baktığınızda zengin bir ülke olduğunu görürsünüz. Bu rejim olmasa, halk ekonomik olarak kalkınabilir. Kendi kaynaklarıyla ayakta durabilecek bir ülkeden söz ediyoruz. Ancak bugün insanların evinde yiyecek ekmek yok, yaşamlarını sürdüremeyecek durumdalar. Pezkiziya’nın bir sözü var: ‘Evinde bir çıra yanmıyorsa, başkasının evinde yanamaz; hatta haramdır.’ Kendi ülkesindeki sorunları çözmüş, ekonomik olarak güçlü, halkı bu kadar sefil ve çaresiz olmayan bir ülke olsaydı, başka ülkelere yardım etmesinde bir sorun görmezdim. Ama bugün İran’ın durumu ortada. Rejimin yarattığı bir diğer büyük sorun ise uyuşturucu ve madde kullanımının son yıllarda ciddi biçimde artmasıdır. Sadece uyuşturucu değil; fuhuş ve kadınların seks işçiliğine zorlanması da toplumun ve ekonominin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Halk bunların farkında. İran İslam rejimi bunu reddetse de değiştirmediği sürece sonu kaçınılmazdır. Bunlar çözülmesi gereken, asla görmezden gelinecek meseleler değildir. Çözüm ise bütün halkların, toplumların ve inançların bir arada, barış içinde yaşayacağı demokratik bir yaşamla mümkündür.”
 
‘İran toplumu canlı, değişime açık’
 
İran rejiminin çözümüne ilişkin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasına dikkat çeken Berivan Şaho, ulus-devlet anlayışının Ortadoğu’yu nasıl bir noktaya getirdiğinin açıkça görüldüğünü belirterek, “Tek siyaset, tek bayrak, tek mezhep, tek dil ve tek din üzerine kurulu bu sistemler artık sona yaklaşmıştır. Ulus-devlet mantığı İran’da ve Rojhilat’ta da aynıdır. Abdullah Öcalan, 1979’da yaşananların bir siyasi devrim olduğunu, ancak bunun halkın devrimi olmadığını ifade eder. İran devleti ulus-devletçi, cinsiyetçi, ataerkil ve tekçi bir yapıdır. İslam devriminden bugüne bir kesimin nasıl zenginleştiğini, halkın ise hangi noktaya sürüklendiğini görüyoruz. Bunun bir çözüm olmadığı açıktır. Özellikle kadınlar üzerinde yaşananlar bunu net biçimde ortaya koyuyor. İran İslam rejiminde kadının hakkından söz etmek mümkün değil. Din ve cinsiyetçilik adı altında kadın hakları yok sayılıyor. Bu sistem sonsuza kadar devam etmeyecek. İran toplumu canlı, değişime açık ve haklarını savunan bir toplumdur” diye konuştu.