‘Kadınlar, özgür yaşamın öznesi olma kararlılığıyla alanlarda olacak’
- 09:02 20 Mart 2026
- Güncel
Elfazi Toral
İSTANBUL – Hazırlıkları süren İstanbul Newrozu’na ilişkin konuşan DEM Parti İstanbul Kadın Meclisi Üyesi Şengül Bingöl, Newroz alanlarının tüm renklerin ve inançların bir arada olduğu bir direniş sahasına dönüşeceğini belirterek, "Kadınlar, barışın ve özgür yaşamın öznesi olma kararlılığıyla alanlarda olacak" dedi.
Bu yıl “Özgürlük ve Demokrasi” şiarıyla karşılanan Newroz hazırlıkları İstnabul’da büyük bir coşku ile devam ediyor. Kadınlar, 8 Mart’tan devraldıkları direniş ruhunu Newroz alanlarına taşımaya hazırlanıyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi üyesi Şengül Polat 22 Mart’ta Newroz’a dair değerlendirmelerde bulundu.
“İstanbul'da Newroz hazırlıkları, sürecin vermiş olduğu coşku, heyecan, umut, inanç ve büyük bir sahiplenme duygusuyla devam ediyor” diyen Şengül Bingöl, Newroz alanlarında tüm renklerin, inançların, farklılıkların ve ötekileştirilenlerin bir arada olacağını vurguladı. 27 Şubat 2025 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla beraber, kadınların barış adına söz söyleyecek irade ve güç olma kararlılığının ortaya çıktığını söyleyen Şengül Bingöl, “Bu güçlü sahiplenmeyi alanlarda, mahallelerde ve kadınların yürüttüğü çalışmalarda net bir şekilde görüyoruz. Kadınlar, Newroz alanlarını bu taleplerin ve özgürlük isteğinin dile getirileceği bir direniş sahası olarak görerek ciddi bir hazırlık içerisindeler. Özellikle Barış ve Demokratik Toplum çağrısı, kadınlar tarafından büyük bir sahiplenmeyle karşılandı. Bu çağrının özünde tüm halklara, inançlara ve farklılıklara sunulan yaşam perspektifiyle beraber; kadının eşit ve özgür yaşamda hayatın öznesi olması, kendi hayatı üzerinde söz ve yetki kurması ile toplumda eşit bir birey olarak yer alması hedefleniyor. Sürecin ilerleyebilmesi adına son dönemlerde kadınların alanlarda, meydanlarda ve etkinliklerde dile getirdiği taleplerin başında, ‘umut ilkesinin’ hayata geçirilmesi talebi gelmektedir. Bu talep sıkça, ısrarla ve inatla dile getiriliyor; getirilmeye de devam edilecektir. Kadınlar, Newroz'da da yine bu taleplerle alanlarda olacaklar. Tüm halkların ve farklılıkların bir arada bulunacağı bir Newroz coşkusuyla; renklerimizle, dillerimizle, zılgıtlarımızla ve inançlarımızla bu sürece hazırlanıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Newroz’un özünde eşitlikçi bir ruh barındırdığına inanıyoruz’
Komünal yaşama işaret eden Şengül Bingöl, “İlk komünal yaşamlara bakmak gerekiyor; çünkü komünal toplumlarda cins ayrımı ve eşitsizlik yoktu. Fakat son beş bin yıllık süreçte, iktidarların ve eril egemen sistemlerin kadını hiçleştirdiği; kadının hayatın
hiçbir alanında özne olamadığı, söz, karar ve yetki mekanizmalarında yer bulamadığı bir sistemde yaşadık. Buna karşın, kadın özgürlükçü paradigmanın bize sağladığı alanla birlikte kadın, yeniden hayatın öznesi olma, söz kurma ve yaşamın her alanında var olma iradesini yakaladı. Örgütlü kadının, birbirine güç katarak hayatın her alanında yaşam bulacağına inanıyoruz. Newroz da bu anlamda; eşitlikçi, özgürlükçü ve tüm inançların, renklerin, farklılıkların kendisini bir yaşam alanı olarak ortaya koyabildiği bir direniş sahası olarak anlamlıdır. Bu alan kadınlar için çok değerlidir; bu yüzden Newroz'u önemsiyoruz. Biz Newroz'u; kadın erkek ayrımı olmaksızın herkesin eşit ve özgür bir yaşamda bir arada bulunduğu bir alan olarak görüyoruz. Bu anlamda Newroz bizim için çok değerli ve anlamlıdır. Kendi rengimizle, zılgıtlarımızla, halaylarımızla ve türkülerimizle kendimizi var edebildiğimiz bir alan olduğu için Newroz’un özünde eşitlikçi bir ruh barındırdığına inanıyoruz” dedi.
Direniş vurgusu
İstanbul’daki Newroz kutlamalarının yıllar içinde büyük bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Şengül Bingöl, “Eski dönemlere baktığımızda; baskıların, korkuların, zulmün ve inkarın en yoğun yaşandığı zamanlarda Newroz, küçük gruplar halinde ateşler yakılarak kutlanırdı. Bu baskı ve zulüm ortamı, zamanla büyük bir direniş ruhu yarattı. Amed Zindanında Mazlum Doğan’ın üç kibrit çöpüyle bedenini Newroz’a armağan etmesi; kadın mücadelesinde ise Zekiye Alkan, Rahşan Demirel, Ronahî ve Berîvanların bedenlerini ateşe vererek bu ateşi gürleştirmeleri, o direniş ruhunu perçinlemiştir. Newroz, bu miras sayesinde bugün milyonların, farklı halkların ve tüm renklerin bir arada coşkuyla buluştuğu bir kutlama haline gelmiştir. İlk günler ile bugün arasında, ödenen ağır bedellere rağmen devasa bir fark vardır. Tüm baskı, şiddet ve sömürüye karşı yürütülen bu müthiş direniş, bugün sahalarda milyonlara ulaşmış durumdadır. Günümüzde baskı ve şiddet araçları halen mevcudiyetini korusa da, bugün gelinen nokta geçmişteki o zorlu süreçlerden çok farklıdır. Ödenen büyük bedeller ve verilen kararlı mücadele sayesinde Newroz, bugün milyonların bir araya geldiği devasa bir iradeye dönüşmüştür. Geçmiş Newrozlar, o dönemin ağır baskılarına karşı birer direniş ruhunun yansımasıydı; işte o ruh ve inanç bizleri bugün milyonlara taşıdı. Halklar, yasaklamalara karşı direnişten aldıkları güçle bu günü coşkulu bir kutlamaya dönüştürmüştür” diye konuştu.
Alana çağrı
Şengül Bingöl son olarak şunları dile getirdi: “Bugün Nevroz alanlarında kadınların görünürlüğü ve örgütlü katılımı giderek artmaktadır. Kadınlar; hayatın öznesi, iradesi ve örgütlü gücü oldukları oranda toplumun ilerlemesine ve özgürleşmesine yaşamsal bir öncülük yapacaklardır. Tarih boyunca barış süreçlerinde kadınların her zaman öncü bir rol üstlendiğini görüyoruz. Bu anlamda barışın, eşitliğin ve özgürlüğün bu topraklara kök salmasını yine kadınların omuzlayacağına inanıyoruz. Savaşlarda ve saldırılarda gerici zihniyetlerin ilk hedefi her zaman kadınlar, çocuklar ve onların kazanımları olmuştur; bu saldırganlık aslında kadının uyanışından duyulan korkunun bir göstergesidir. Bizler, kadınların demokratik toplum ve barış sürecine çok büyük katkıları olacağını biliyoruz. Kadınlar zaten bu sürece inanmış ve büyük bir moral ile çalışmalarını sahiplenmiş durumdadır. Özgürlük mücadelemizi sadece Kürt kadınının özgürlüğü temelinde sınırlı görmüyoruz. Beş bin yıllık sistematik bir sistemle kadınların hiçleştirilmesine karşı, bugün dünya kadınlarının ‘jin jiyan azadî’ felsefesi etrafında kenetlendiğine şahitlik ediyoruz. Barış; sadece bir kesim için değil; tüm kadınlar, anneler, ezilenler, hatta tüm canlılar ve doğa için yaşamsal bir ihtiyaçtır. Bu nedenle, Barış ve Demokratik Toplum sürecinde tüm kadınların yan yana gelerek ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğine inanıyoruz. Geçmişten aldığımız direniş ruhuyla, tüm kadınları kendi renkleri, sesleri, kültürleri ve farklılıklarıyla Newroz alanlarında omuz omuza olmaya çağırıyoruz.”









