Sêwaz’da anma: Madımak utanç müzesi yapılsın

  • 14:29 2 Temmuz 2026
  • Güncel
SÊWAZ - Sêwaz’daki anmada Madımak Oteli’nin "Utanç Müzesi" olması istenilerek, katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı. 
 
Sêwaz’da 2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılan 33 aydın ve sanatçı, Madımak Oteli’nde yakılarak katledilişlerinin 33’üncü yıl dönümünde anıldı. Anmaya katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarının yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, ile çok sayıda siyasi parti, Alevi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
 
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sêwaz Şubesi önünde bir araya gelen kitle, kortejler halinde katliamın yaşandığı Madımak Oteli’ne doğru yürüyüşe geçti. Kortejin ön kısmında üzerinde katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının baskılı olduğu tişörtleri giyenler yer aldı. Yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan kitle, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “33 Yıl geçti unutmadık, unutturmayacağız”  pankartı taşıdı.
 
“Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Sivas’ı unutma unutturma” ve “Katiller halka hesap verecek” sloganları eşliğinde yürüyüş başladı. Yürüyüş esnasında katliamda yaşamını yitiren sanatçıların seslendirdikleri türküler ile deyişler çalındı. Yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okunduğu sırada “Burada” yanıtı verildi.
 
Utanç müzesi talebi 
 
 Madımak Oteli polis bariyerleriyle kapatılırken, sadece konuşmacılar ve katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin bariyerlerden geçmesine izin verildi. Aileler, otele “Madımak Utanç Müzesi” yazan afişleri astı.
 
Anmada ilk olarak katliamda yaşamını yitiren Seher Gülateş’in yakını konuşarak, “Madımak katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçtur ve zaman aşımını kabul etmiyoruz. Çünkü insanlık suçunun zaman aşımı olmaz. Burası utanç müzesi olacak” dedi. 
 
'Acımız hala diri'
 
Daha sonra konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şunları belirtti: “Bugün Sivas’ta Madımak Oteli’nin önündeyiz. Aradan 33 yıl geçti. 33 canımızın acısı hala dipdiri. Çünkü bu davayla ilgili yargılananlar hakkında açılan dava, zaman aşımına uğradığı iddiasıyla kapandı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye’de başta Sivas Katliamı olmak üzere bu topraklarda yaşanan Koçgiri, Dêrsim, Çorum ve Gazi ile ilgili hakiki bir yüzleşme ve resmi bir özür bekliyor bütün Alevi canlar. Bu özür gerçekleşmeli. Defaatle ifade ettik, buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Meclis resmi olarak Hakikatle Yüzleşme Komisyonu'nu kurmalı ve Sivas Katliamı başta olmak üzere Alevi canlarımıza yönelik ve bütün insanlığa karşı işlenmiş suçlarla hakikatle yüzleşmeli ve resmi özrünü dilemelidir.
 
Hakikat ile yüzleşmek istenilmedi
 
Bugün Madımak Oteli'nin önündeyiz. Alevi canlarımız tam 33 yıldır burası utanç müzesi ilan edilsin istedi. Fakat bu yerine getirilmedi. Çünkü bu hakikat ve bu gerçekle yüzleşilmek istenmedi. Bugün Alevi canlarımız ve Alevi kurumlarımızdan bir bilgi aldık. Kendileri bugün burada, tam arkamızda, fiili olarak kendi tabelasını astılar. ‘Madımak Utanç Müzesi’ tabelası şu an burada, Madımak Oteli'nin camına ve duvarına asılı durumda. Olması gereken bunun resmi kanallarla gerçekleşmesiydi. Ama Alevi canlarımızın vicdanında burası bir utanç müzesidir ve bir özrü hala beklemektedir.
 
Suçlar zaman aşımına uğramaz
 
Yine aynı şekilde altını çizmemiz gereken bir konu var ki insanlığa karşı işlenmiş suçlar asla ve asla zaman aşımına uğramaz. Hiçbir dava zaman aşımına uğramaz. Sivas'ta yaşamını yitiren canlarımızla ilgili devam eden davada böyle bir davadır. İçeride birçok siyasi mahpus, yaşlı olduğu için, hasta olduğu için hapishanelerde ya can vermeye bir gün kala salıveriliyor, bırakılıyor ya da cezaevinde canlarını yitiriyorlar. Ama Sivas'tan tutuklu olanlar Cumhurbaşkanı'nın özel affıyla serbest bırakıldılar. Bunu kabul etmek mümkün değil.
 
Alevilere yönelik katliamlar sürüyor
 
Değerli canlar, yine bir konu var ki altını çizmemiz gereken. O da Suriye'de hala devam etmekte olan  Alevi canlarımızın üzerindeki katliam. Savaş başladığı günden beri IŞİD ve uzantısı çeteler tarafından, şimdi de Şam yönetimi ve birçok uzantısı olan çeteler tarafından Aleviler hala katlediliyor. Alevi canlarımız İştibrak'ta katledildi. Lazkiye'de, Hama'da, Humus'ta katledildi ve bu katliamın ardı arkası kesilmiyor. Kasabaları, köyleri, mahalleleri, tarlaları, evleri yakıldı. Bu hala devam ediyor. En son Suriye'den gelen haberlere göre, Alevi genç kadınlar, üniversiteli kadınlar kaçırılıyor. Din değiştirmeye tabi tutulmak isteniyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil.
 
Burada nasıl Sivas'ta yitirdiğimiz bütün canlarımıza sahip çıkıyor, onların anılarını yaşatıyor, Türkiye'deki Alevi canlarımızın hakkı, hukuku için mücadele ediyorsak, aynı şekilde Suriye'deki Alevi canlarımız için de mücadele etmeye, onların sesi olmaya hep birlikte devam edeceğiz. Buradan bütün dünyaya, başta hak örgütleri olmak üzere, Alevi kurumları olmak üzere, daha güçlü bir sahiplenmeye davet ediyorum.
 
Mücadele sürüyor 
 
Evet değerli canlar bu topraklarda çok yakıldık, çok katledildik. Madımak'ta saz çalmaya gelen, semah dönmeye gelen, türkülerini, deyişlerini söylemeye gelen canlarımızın türküleri yakıldı, sazı yakıldı, semahları yakıldı. Ama Alevilik inancı varlığını dimdik bir şekilde sürdürmeye devam ediyor. Devletin resmi politikasının bütün asimilasyon politikalarına rağmen, devletin kendi Alevisini yaratmak için attığı bütün yasal kılıflara büründürülmüş asimilasyon politikalarına rağmen Alevi canlarımız, kendi inançlarında var olmaya devam ediyor, bunun mücadelesini vermeye devam ediyor.
 
Unutmadık, unutmayacağız
 
Özellikle bu süreçte, bu coğrafyanın en çok acı çeken iki kesimi olan Kürtler ve Aleviler olarak en büyük dayanışmayı tam da bu dönemde barış ve demokratik toplumun inşası için hep birlikte gerçekleştirmemiz gereken bir dönemdeyiz. Bu topraklara barış geldikçe, bütün farklı halklardan ve inançlardan insanların bu topraklarda demokratik bir zeminde, eşit yurttaşlar olarak kendi rengiyle, kendi diliyle, kendi inancıyla özgürce yaşayabileceği demokratik bir cumhuriyetin inşasının sözünü veriyoruz. Böylece bu katliamlara karşı güçlü, tek vücut bir şekilde karşı durmuş olur ve demokratik cumhuriyetin yolunu açmış oluruz. Bütün bu duygu ve düşüncelerle Madımak'ta yitirdiğimiz 33 canımızı saygıyla, minnetle anıyorum. Onları unutmadık, unutturmayacağız.”
 
Yüzleşme çağrısı 
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, cezasızlık politikalarına değinerek, “Türkiye’de yüzleşme, hakikat ve gerçeklerin açığa çıkması, barış, adalet ve demokrasi için hayati önemde. Madımak da bunlardan birisi. Bu katliamların devam etmesinin nedeni siyasi erkin yüzleşmekten imtina etmesidir” ifadelerini kullandı. 
 
Konuşmaların ardından Madımak Otel’inin önüne karanfiller bırakıldı, deyişler eşliğinde semaha dönüldü.