Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri belirlendi
- 14:15 15 Eylül 2026
- Güncel
AMED - 33’üncü Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödüllerinin sahipleri belli oldu.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından bu yıl 33’üncüsü düzenlenen Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödüllerinin sahipleri belli oldu. Ödüllere dair yapılan açıklamada, “Gazetecilerin yoğun ilgi gösterdiği yarışmaya bu yıl toplam 72 başvuru yapıldı. Yarışmaya gönderilen her bir eser, Özgür Basın ve hakikatin savunulması açısından bizler için kıymetlidir. Başvuruda bulunan tüm gazetecilere emekleri ve ilgileri için teşekkür ediyoruz.
Başvuruların yoğunluğu nedeniyle jüri üyeleri de değerlendirme sürecinde oldukça zorlandı. Titiz bir değerlendirme sonucunda Türkçe Haber Dalı’nda üç eser ödüle layık görülürken, bir esere de Jüri Özel Ödülü verilmesi kararlaştırıldı.
Kürtçe Haber Dalı ve Fotoğraf Dalı’nda ise birincilik ödülünün yanı sıra Mansiyon Ödülü verildi.
Bu yılki başvurular, gazetecilerin tüm baskı ve zorluklara rağmen mesleklerini sürdürme ve hakikati kamuoyuna ulaştırma konusundaki ısrarını bir kez daha ortaya koymuştur. Yarışmaya gösterilen yoğun ilgi, gazeteciliğin ve özgür basın geleneğinin yaşatılmasının önemini de göstermektedir.
DFG olarak ödüle layık görülen tüm gazetecileri kutluyor, yarışmaya katılan bütün meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz” denildi.
Türkçe haber’e 3 ödül
Birincilik Ödülü: “Fabrikalarda Uzuv Kayıplı Kaza Gerçeği” haberiyle Evrensel’den Filiz Gazi /Özlem Temana, İkincilik Ödülü: “Kürdün dağı taşı yağmalanıyor” haberiyle Yeni Yaşam’dan Reyhan Hacıoğlu’na, üçüncülük Ödülü ise “Trans kadın öğretmen zoe hedef gösterildi, işine son verildi” başlıklı haberle Bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a verildi.
Jüri Özel Ödülü ise “Kandil dağlarında üç gün” başlıklı haberler 1+1 Ekspress’ten İrfan Aktan’a verildi.
Türkçe haber ödüllerine dair jüri değerlendirmesi ise şöyle yer aldı: “JÜRİ: Ali Duran Topuz, Candan Yıldız, Faruk Bildirici, Mahmut Bozarslan, Özlem Akarsu Çelik, Serdar Altan
Birincilik ödülünü Evrensel gazetesinden Filiz Gazi ve Özlem Temana ‘Fabrikalarda uzuv kayıplı kaza gerçeği’ başlıklı haberle kazandı. İş kazalarında ‘uzuv kaybı’ yaşayan işçileri görünür kılan haber üretim süreçlerindeki işçi bedenlerinin nasıl metalaştığını, işçi ve ailelerinin hukuki, ekonomik ve sosyal olarak ne tür sorunlar yaşadığını ortaya koyduğu için de birinciliğe değer görülmüştür.
Yeni Yaşam gazetesinden Reyhan Hacıoğlu'nun ‘Kürdün dağı taşı yağmalanıyor’ başlıklı haberi de ikincilik ödülünü aldı. Silahların susmasıyla ve onu takip eden süreçle birlikte Kürt illerindeki doğa talanını, sayıları artan maden arama projelerini, ÇED raporlarındaki sorunları ortaya koyan haber yeni dönemde ekolojik mücadelenin coğrafyasının nasıl genişleyeceğinin habercisi olması nedeniyle ikincilik ödülüne değer bulundu.
Bianet'ten Tuğçe Yılmaz'ın ‘Trans kadın öğretmen Zoe hedef gösterildi, işine son verildi’ haberi üçüncülük ödülünü aldı. Tuğçe Yılmaz'ın söz konusu haberi LGBTİQ'lara dönük baskılara dair nasıl bir sistematik işletildiğini, yaşam alanlarının nasıl daraltıldığını göstermesi bakımından ödüle değer görüldü.
Juri bu yıl ‘Özel Ödülü’, 1+1 Express'ten İrfan Aktan'ın ‘Kandil dağlarında üç gün’ başlıklı haberine verdi. Barış sürecinin Kandil'deki yansımalarını ve PKK militanlarının düşüncelerini, nesnel gözlemleri eşliğinde satırlara dökerek röportaj tekniğinin başarılı bir örneğini sergilediği için Jüri Özel Ödülü'ne değer görüldü.
Kürtçe haber ödülü Ajansa Welat’a
Kürtçe haber ödülü ise “Dek û dolabên rêveberên AKPê yên Şirnexê (6 dosya)” başlıklı dosya haberiyle Ajansa Welat’tan (AW) Nedim Oruç’a verildi.
Kürt Haber’in mansiyon ödülü ise Ajansa Welat’tan Heval Önkol’un “Yado û têlî xanime pîya ameyî qirkerdene” haberine verildi.
Kürtçe Haber jüri değerlendirmesi ise şöyle: “Jüri: Botan Germiyanî, Elîf Can Alkan, Mehmet Alî Ertas, Munever Karademîr, Turabî Kîşîn, Zinar Yildiz
Ajansa Welat (AW) muhabiri Nedîm Oruç, ‘Şırnak’taki AKP yöneticilerinin hileleri ve usulsüzlükleri’ başlıklı dosya haberiyle Birincilik Ödülü’ne layık görüldü. Nedîm Oruç, bu haberiyle AKP belediyelerinin gerçek yüzünü, hile, usulsüzlük ve yolsuzluklarını belgeleyerek ortaya çıkardı. Hazırladığı araştırma dosyalarıyla AKP belediyelerinin görünmeyen yüzünü aydınlattı. Haber refleksi, araştırma ve inceleme çabası ile konunun çok yönlü ele alınması nedeniyle çalışması ödüle değer görüldü.
AW muhabiri Heval Önkol, yazar ve gazeteci Dr. İsmet Konak’tan Yado ve Têlî Xanime’nin hikâyesi hakkında aldığı bilgiler doğrultusunda hazırladığı ‘Îsmet Konak: Yado û Têlî Xanime pîya ameyî qirkerdene’ başlıklı haberiyle Mansiyon Ödülü’ne layık görüldü. Haberin, Yado ve Têlî Xanime’nin hikâyesine ilişkin gerçekleri gün yüzüne çıkarması nedeniyle mansiyona değer bulundu.”
Video haber ödülü
Video haber ödülü ise Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirine Emrullah Acar’ın “Bir mezar taşı peşinden 88 yaşında Strazburg’tan Cûdî’ye” başlıklı video haberi ödüle layık görüldü. Ödülün hikayesine ise şöyle yer verildi: “Gazeteci Emrullah Acar kamerasıyla, 20 yıldır oğlunun mezarını arayan 88 yaşındaki Fatime Ülüş, solunum cihazıyla bir mezar taşı fotoğrafının peşinden Fransa’nın Strazburg kentinden 4 bin 600 kilometre yol kat ederek Şirnex’teki Cûdî Dağı’na çıkışını belgeledi” denildi.
Video habere dair jürinin (Banu Güven, Heval Arslan, Kazım Kızıl, Kesira Önel, Turgut Dedeoğlu): değerlendirmesi ise şöyle: “Yapılan değerlendirme sonucunda; jüri üyelerinin ortak kararı ile Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni en hayati yerinden yakalamış, ayrıca gazetecinin emeği, detaya gösterdiği özen ve yalın anlatımı nedeniyle Emrullah Acar’ın ‘Kırık Mezar Taşı’ adlı haberi ödüle layık görüldü. 88 yaşındaki Fatime Ülüş’ün, çatışmalı süreçte yaşamını yitiren oğlunun mezarını 20 yıldır araması ve artık solunum cihazına bağlı olmasına rağmen Fransa’nın Strazburg kentinden Şırnak’taki Cudi Dağı’na ulaşmak için 4 bin 600 kilometrelik bir yolculuğa çıkması, tek başına güçlü bir video hikâyesi oluşturuyor. Karavan yolculuğu, yaşlı bir annenin fiziksel mücadelesi, elindeki mezar taşı fotoğrafı ve Cudi Dağı’na ulaşma çabası görüntüyle doğrudan aktarılabilecek güçlü unsurlar.
Haberin en çarpıcı taraflarından biri ise bu yolculuğun yalnızca bir mezar arayışı olmaması. Fatime Ülüş’ün oğlunun toprağına ulaşma ve toprağını koklama isteği, kayıp yakınlarının yıllardır yaşadığı belirsizliği, yas hakkını ve hafızayı görünür kılıyor. Bu nedenle hikâye, bireysel bir acının ötesine geçerek çatışmalı dönemlerin geride bıraktığı toplumsal yaraya da işaret ediyor.
Video habercilik açısından hikâyenin güçlü bir görsel dramaturgisi var: Strazburg’dan başlayan yolculuk, 4 bin 600 kilometrelik mesafe, karavan, mezar taşı fotoğrafı, solunum cihazı ve Cudi Dağı… İzleyiciyi başlangıçtan sonuca taşıyan doğal bir yol hikâyesi kurulabiliyor. Özellikle annenin kendi sözleri ve yolculuk sırasında yaşadıkları, haberi dışarıdan anlatılan bir dosya olmaktan çıkarıp izleyicinin doğrudan tanıklık ettiği bir hikâyeye dönüştürebilir. Oğlunun yattığı, 2013 sürecinde yapılan mezarlığın 2015’ten sonra bombalanmış hali, barışın şu an nasıl bir zemin üzerine kurulduğunu da hatırlatıyor.20 yıl önce savaşta kaybettiği evladının mezarına ulaşma çabasının son bölümünde önüne çıkan engeller, bugün barışa uzanan yolda karşılaşılan engelleri ya da barışa giden yolun taşlarının henüz döşenmediğini anlatır gibi. Yazılı haberde anlatılabilecek bir hikâye olmanın ötesinde, video sayesinde yolculuğun kendisini izleyiciye yaşatabilecek; duygu, mekân, beden ve hafızayı aynı anda görünür kılabilecek bir haber niteliği taşıyor.”
Fotoğraf ödülü ise Serbest Gazeteci Ardıl Batmaz’ın “Yitirenlerin ışığında” adlı fotoğraflarına verildi. Eser Bilgisi şöyle yer aldı: “Fotoğraf, 42 yıl süren çatışmalı dönemin ardından düzenlenen toplu anma töreninde çekilmiştir. Kadrajın odağındaki kadın, (Remziye Bulut) kucağında çatışmalı süreçte kaybettiği kızının (Yeter Bulut-Melsa GORSÊ) vesikalık fotoğrafıyla topluluğun ortak kederini taşır. Arkadan süzülen doğal ışık, hem geçmişin ağır hafızasını hem de geride kalanların yaşamı sürdürme çabasını simgeler.”
Fotoğraf dalında mansiyon ödülü ise Dokuzsekiz Haber’den Sultan Kılıç’ın “Rojin için adalet” fotoğrafına verildi. Rojin İçin Adalet Komisyonu’nun 30 Ocak 2026 tarihinde Ankara’da Adalet Bakanlığı Önünde Rojin Kabaiş için gerçekleştirdiği eylem fotoğrafına verildi.
Fotoğraf dalında jüri değerlendirmesi ise şöyle yer aldı: "Jüri: Gülşin Ketenci, Aylin Kızıl, Mehmet Masum Süer, Bülent Kılıç, Özcan Yaman, Abdurrahman Gök
Jürinin değerlendirmesinin sonucunda; çatışmalı sürecin ardından Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda düzenlenen toplu anma töreninde çekilen ve derin keder, adanmışlık, toplumsal hafıza ve sessiz bir direnç duygusunu aynı anda barındıran güçlü bir görsel kompozisyona sahip olduğu için, Jüri üyeleri Ardıl Batmaz’ın ‘Yitirilenlerin Işığında’ fotoğrafını ödüle değer buldu. Fotoğraftaki arka plandan süzülen güneş ışığı, yaşanan tüm trajediye ve kedere rağmen geride kalanların adalet, barış, aydınlık bir gelecek arayışını-umudunu sembolize ettiği duygusunu paylaşan jüri üyeleri, annenin yüzündeki vakur ama acılı ifade ve elindeki fotoğraf ile; adalet, kayıp ve yas temasını evrensel bir dille anlattığı sonucuna vardı.
Fotoğraf Jürisi yürüttüğü tartışma sonucunda mansiyon ödülünün de serbest gazetecilik yapan Sultan Kılıç’ın ‘Rojin İçin Adalet’ fotoğrafına verilmesine karar verdi. Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde taşınan ‘ROJİN İÇİN ADALET’ pankartı, bireysel bir acının nasıl toplumsal bir mücadeleye dönüştüğünü gösteriyor. Arkadaki heybetli ve soğuk kolonlara sahip adliye binası önünde toplanan kararlı kalabalık, adaletin kendiliğinden gelmediğini, talep edilmesi ve mücadele edilmesi gereken bir olgu olduğunu vurgulayarak izleyicide hak arama bilinci uyandırıyor. Sultan Kılıç’ın bu fotoğrafı kadın cinayetlerine karşı duyulan derin öfkeyi, adalet sistemine yönelik güçlü talebi ve kaybedilen canların anısını yaşatma iradesini kayda geçirirken yoğun bir empati ve haklı bir isyan duygusu yaratıyor.”
Karikatür ödülü
Karikatür ödülü ise Ereğli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutsak olan Mahmut Ulusan’ın “Voltran Voltran Voltran” adlı karikatürüne verildi.
Jüri Değerlendirmesi ise şöyle: “Eserleri; fikir özgünlüğü, esprinin gücü, kompozisyon, desen ve mesajın yalınlığı açısından değerlendirdik. Erhan Yaşar Babalık’ın çalışması güçlü kompozisyonu ve renk kullanımıyla, Mehmet Boğatekini’nin çalışması sade ve evrensel anlatımıyla öne çıktı. Mahmut Ulusan’ın çalışmasını ise fikrinin özgünlüğü ve güçlü esprisiyle dikkat çekici bulduk. Mahmut Ulusan’ın çalışması, ayrıca kadınların mücadelesini görünür kılan ve onurlandıran güçlü bir fikir taşıyor. Bu yönleriyle Mahmut Ulusan’ın eseri birincilik için öne çıkmıştır.”
Hüseyin Aykol basın özgürlüğü ödülü MEBYA-DER
Bu yıl ilk kez verilen Hüseyin Aykol Basın Özgürlüğü Ödülü ise özgürlük mücadelesi sırasında farklı tarihlerde yaşamını yitirenlerin yakınlarıyla dayanışma amacıyla çalışmalar yürüten Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği’ne (MEBYA-DER) verildi.
Ödül töreni 23 Eylül’de
Ödül töreni ise 23 Eylül Çarşamba günü saat 19.00’da ÇandAmed Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek







