Elif Bulut: Toplumsal talepler Meclis’te yasalaşmalı

  • 09:02 5 Nisan 2026
  • Siyaset
Melike Aydın
 
İSTANBUL - DEM Parti MYK Üyesi Elif Bulut, 27 Mart’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından sürecin kritik bir eşiğe geldiğini belirterek “Toplumsal talepler elbette mücadeleyle ortaya konur ama nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Meclisi’nde yasalaşması gerekir. Bu gerçekleşmeden süreç tam anlamıyla ilerleyemez” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Kürt, Mithat Sancar, Özgür Faik Erol Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 27 Martta 5 saati bulan görüşme gerçekleştirdi. Heyet görüşmeye dair yazılı bir açıklama gerçekleştirdi. 
 
DEM Parti MYK Üyesi Elif Bulut, gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Elif Bulut, bu görüşmenin ardından sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini ifade ederek, komisyon çalışmalarının tamamlandığını ve artık yasal düzenlemelerin gündemde olduğunu söyledi. Elif Bulut, “Şimdi bir yasa taslağı hazırlanıyor. Genel kurulda bunun çalışması yapılıyor. Bu aşama önemli bir eşik. Artık somut bütün taleplerin karşılığını göreceğimiz yer burası olacak” dedi. Elif Bulut ayrıca “Komisyon kurulması, Meclis çalışmaları, yapılan görüşmelerin hepsi birer aşamaydı. Ama artık önümüze bir yol haritası koyacak bir eşikteyiz” ifadelerini kullandı.
 
“Meclis belirleyici olacak”
 
Meclis’in tarihsel rolüne dikkat çeken Elif Bulut, demokratikleşmenin yasalarla güvence altına alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. Elif Bulut “Toplumsal talepler elbette mücadeleyle ortaya konur ama nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Meclisi’nde yasalaşması gerekir. Bu gerçekleşmeden süreç tam anlamıyla ilerleyemez” diye konuştu. Düzenlemelerin bayram sonrasına ertelenmesini de eleştiren Elif Bulut “Toplumun en çok beklediği şey demokratikleşmenin yasal karşılığıdır. PKK kendini feshetti, ancak geri dönüş süreci, cezaevindekilerin durumu, sürgünler, bunların hepsi yasal çerçeveyle düzenlenmek zorunda” dedi. 
 
‘Abdullah Öcalan’ın doğrudan iletişim kurma koşulları sağlanmalı’
 
Sürecin baş müzakereci olarak değerlendirdiği Abdullah Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini dile getiren Elif Bulut “Bir müzakere yürütülüyor ama en önemli aktör hâlâ tutsak. Görüşmelerin sağlıklı ilerlemesi için özgür çalışma koşulları sağlanmalı. Tecrit kırılmış gibi görünse de bu yeterli değil. Doğrudan iletişim imkânı ve geniş temas olanakları sağlanmalı. Aslında resmi olarak bazı hukuki zorunlulukları hayata geçirmiş oldular. Görüşmelerin hayata layıkıyla geçebilmesi için, o çalışmaların sağlanması için özgür bir ortamın yaratılması gerekiyor. Adaya gidiş gelişlerin izne tabi değil de daha rahat bir ortamda gerçekleşmesi Sayın Öcalan'ın fikirlerini rahat tartışabileceği bir aracı acıyla değil de doğrudan iletebileceği, basının dahi rahat görüşebileceği bir ortamın yaratılması gerekiyor. Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğünden bahsettiğimiz alıp adadan başka bir yere götürmek değil, o çerçeve yasalarla belirlenir” şeklinde konuştu. 
 
‘Kendisinin statüsü belirlenmeden konuta geçmesinin anlamı yok’
 
Umut hakkının baştan hayata geçirilmesiyle zaten bütün bu sorunların kendinden kalkacağını dile getiren Elif bulut “Yer yer iktidar kanadı da zaten umut hakkını belirtmiş durumda. Bir yandan yine ada içerisinde başka bir konuta geçme durumu konuşuluyor. Fakat Sayın Öcalan'ın da iletmiş olduğu gibi bu konutun statüsü belirlenmeden, kendisinin statüsü belirlenmeden geçmesinin bir anlamı yok” şeklinde ifade etti.
 
‘Silahlı mücadele dönemi kapandı, devlet adım atmalı’
 
Silahlı mücadelenin sona erdiğine yönelik vurguların artık netleştiğini belirten Elif Bulut, bunun devlet açısından da sorumluluk doğurduğunu söyledi Elif Bulut “Bir taraf artık savaşmıyoruz diyor. Bu durumda devletin de savaş hukukuyla hareket etmemesi gerekir. Yasalar buna göre değişmeli, uygulamalar buna göre uyarlanmalı. Aksi halde demokratikleşme gerçekleşmez” ifadelerini kullandı.
 
‘Demokratik entegrasyon sadece gerillalarla sınırlı değil’
 
Entegrasyon sürecinin çok boyutlu olduğunu belirten Elif Bulut, yalnızca gerillaların dönüşüyle sınırlı olmadığını dile getirdi. Sürecin halkların kendini ifade edebilmesi, dilini ve kültürünü yaşatabilmesi ve bunların yasal güvence altına alınmasıyla ilgili olduğunu kaydeden Elif Bulut “Ayrıca hasta tutsakların durumundan hak ihlallerine kadar birçok şey eksik. Bu konu bu yasaların düzenlemesiyle birbirine bağlantılı. Hem Türkiye'nin demokratikleşmesi hem toplumun rahatlaması hem Kürt sorununa demokratik bir çözümün üretilebilmesinin yeri meclistir. Eğer siz bu ayağı Meclis’te hayata geçiremezseniz toplumsal talepler, toplumsal mücadele bunların hepsi tabii ki sizi zorlar, devletin değişimini zorlar, iktidarın ya da muhalefetin bir dönüşüm için mücadeleye bir zemin yaratması için zorlar. Binlerce insanın entegrasyonundan söz ediyoruz. Bu insanlar yasalarla güvence altına alınmadan süreç ilerlemez” diye belirtti. 
 
“Kadınlar sürecin öncü gücü olmalı”
 
Kadınların rolünün barış süreçlerinde ve barışın kalıcılaşmasında daha önemli olduğunu belirten Elif Bulut “Savaşın en ağır bedelini kadınlar ödedi. Dolayısıyla barışı kuracak olanlar da kadınlar olmalı. Kadınların aktif rol almadığı süreçler kalıcı olmaz. Kadın örgütleri bu sürecin toplumsallaşmasında belirleyici olacak” şeklinde dile getirdi. 
 
‘Bölgesel gelişmeler süreci doğrudan etkiliyor’
 
Ortadoğu'daki gelişmelerin müzakere sürecini etkilediğini belirten Elif Bulut, “Suriye’de yaşananlar, Rojava’daki gelişmeler süreci doğrudan etkiledi. Güven sarsıntısı yarattı ve Meclis çalışmalarını da durma noktasına getirdi. Uluslararası müdahaleler hem Türkiye'deki süreci hem de Kürt halkının durumunu etkiliyor. İlk gidildiğinde ABD ve İsrail İran'da PJAK üzerinden bir beklenti oluşturdu ancak kendi politikalarını, Üçüncü Yolu net bir şekilde çizmiş oldular. Aslında 4 parça Kürdistan'da politika olarak deneyimli. Artık diplomasiyi de aşan savaş alanında iyi götürebildikleri için biraz daha bu kazanımları koruyarak ilerliyorlar ama bu her türlü Türkiye'nin de sürekli gözü dört parça Kürdistan'da olduğu için hem süreci olumsuz etkileme olasılığı yüksek oluyor, hem de Türkiye'deki yaşayan Kürt halkını çok ilgilendiriyor” şeklinde belirtti. 
 
‘İfade özgürlüğü olmadan demokratikleşme olmaz’
 
İfade özgürlüğü korunmuş olsaydı pek çok sorunun yaşanmıyor olacağını ifade eden Elif Bulut kanunların erkek egemen ve ayrımcı yapısının hem demokratikleşmeyi hem de toplumsal barışı zedelediğini söyledi. Elif Bulut “Kadınlar gerçekten korunmuş olsaydı şiddet bu boyuta ulaşmazdı ancak buna rağmen kadın hareketi güçlü bir mücadele yürütüyor. Bu nedenle kanunların kadınları koruyan, eşitlikçi bir çerçeveye kavuşturulması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi ve 6284’ün etkin uygulanması bile birçok kadının hayatını kurtarabilir. Sorunların çözümü, erkek egemen zihniyetin değişmesi ve halkların birlikte hareket etmesiyle mümkündür” şeklinde dile getirdi. 
 
‘Halklar birbirini dinlemeli’
 
Kadınları koruyan yasalar da uygulanmış olsaydı bu kadar kadının katledilemeyeceğini kaydeden Elif Bulut “Bu süreç ancak halkların birbirini dinlemesi ve birlikte hareket etmesiyle başarıya ulaşabilir. Aksi halde geçmişte olduğu gibi tıkanma riski her zaman var” dedi.