Hangi başlık hakikati anlatıyor?
- 09:10 1 Şubat 2026
- Medya Kritik
Rozerin Gültekin
HABER MERKEZİ – 6 Ocak’tan bu yana çeteler eliyle gerçekleştirilen saldırılara ve halkların direnişine gözlerini yuman yandaş basın, bir gün “SDG bitti” diye manşet atarken bugün “Anlaşma sağlandı” başlığını attı. Tam da bu noktada sormak gerekiyor: Hangi başlık gerçek?
Herkesin bildiği üzere 6 Ocak’ta HTŞ ve Türkiye destekli çeteler tarafından Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılar başlatıldı. Ateşkes ve sivillerin korunmasına yönelik çağrılara rağmen bu saldırılar çeteler tarafından derinleştirilerek sürdürüldü. Buna karşı Rojava halkı, kendi toprağını ve varlığını korumak için özsavunmasını geliştirdi. Kadınların köleleştirmeye ve kendinden olmayanı yok etmeye dayalı zihniyete karşı Rojava’da direniş sürerken, iktidara yakın ve “Kürt annesini görmesin” anlayışıyla basıncılık yapan medya ise hakikati değil, kirli bilgileri topluma yaymayı tercih etti.
Bu süreçte en çok gündem olan ve yandaş basın tarafından çarpıtılan başlıklara birlikte bakalım.
Hastanedeki siviller hedef alındı
Savaş suçu işleyen HTŞ, Xalid Fecir Hastanesi’nde bulunan sivilleri doğrudan hedef aldı. İçerisinde yaşlılar ve sivillerin bulunduğu hastaneye yoğun saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırılarda 70’ten fazla kişi yaralanırken, Mihemed Ebdurehman Berekat adlı 8 aylık bebek yaşamını yitirdi. Ancak iktidar basını tüm bu vahşeti görmezden gelerek, hastanedeki sivillere yönelik saldırıyı meşrulaştıran haberler yaptı.
“YPG/SDG’nin Şeyh Maksud’da karargaha dönüştürdüğü hastaneyi görüntüledi”, “Halep’te hayat normale dönüyor: YPG/SDG’nin karargaha dönüştürdüğü hastane görüntülendi” başlıkları bunlardan sadece birkaçıydı. Başlıklar farklı olsa da Anadolu Ajansı, Yeni Şafak, Sabah ve Milliyet neredeyse aynı içerikle, adeta aynı merkezden çıkmış gibi sözde gazetecilik yaptı.
Çetelerin cezaevinden kaçışı ‘özgürlük’ diye sunuldu
Binlerce IŞİD üyesinin ailelerinin bulunduğu Hol Kampı’na yönelik çetelerin gerçekleştirdiği yoğun saldırılar sonrası Demokratik Suriye Güçleri (QSD), sivillerin güvenliği için kamptan çekilme kararı aldı ve güçlerini Kürt bölgelerinin çevresine yeniden konuşlandırdı. Bu geri çekilmenin ardından cezaevinde tutulan IŞİD’liler çeteler eliyle serbest bırakıldı. Bu durum, IŞİD’in yeniden canlandırılmak istendiğinin somut bir göstergesi oldu. Tüm dünya için tehdit oluşturan bu kişilerin cezaevinden çıkışı, iktidar medyası tarafından yine algı operasyonlarıyla çarpıtıldı.
“Terör örgütü YPG'nin hapishanede işkence ettiği çocuklar”, “Rakka’da özgürlük günü: SDG/YPG’nin kadın ve çocuk zindanları boşaltıldı” gibi başlıklarla, cezaevinde tutulanların kim olduğu ve neden tutuldukları gizlenmeye çalışıldı. Bu yayınların başını Anadolu Ajansı, A Haber, NTV ve Sabah gazetesi çekti. Kopyala-yapıştır içeriklerle toplumda tek tip bir algı yaratılmak istendi.
Kadın direnişini hedef alan manşetler
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırıları sürerken, dijital medyada yayılan ve kesilmiş bir YPJ savaşçısının örgüsü olduğu belirtilen görüntüler büyük tepki topladı. Bunun üzerine kadınlar, YPJ’li savaşçılarla dayanışmak ve kadın bedenine yönelik saldırılara karşı çıkmak amacıyla saç örgüsü kampanyası başlattı. Kampanya kısa sürede tüm dünyaya yayıldı ve geniş destek gördü. Ancak yandaş basın bu kampanyayı da hedef aldı.
Yeni Şafak, Yeni Çağ Gazetesi ve Cumhuriyet gibi yayın organları, “terör örgütü YPG’ye ‘saç’ desteği”, “Tepki çeken akıma kayıtsız kalınmadı”, “YPG’li teröristlere destek için saç ördüler”, “Saçlarla sözde Kürdistan’ın sınırlarını örmek” gibi başlıklarla bu kez de kadınları hedef göstermeye devam etti.
Kürt düşmanlığının vardığı yer
Yaşananlar, “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur” sözünü doğrular nitelikteydi. Çünkü saldırıların bir tarafında Türkiye’nin yer aldığına dair propagandayı daha önce “Türk zırhlısının görüntüsü yetti, YPG/SDG Suriye ordusu tarafından Fırat’ın doğusuna sürülüyor” başlığıyla yapan medyanın, bugün saldırılara ve halkın direnişine nasıl yaklaşacağı belliydi. Ancak asıl sorulması gereken şu: Hakikate değil de iktidarın politikasına göre yayın yapanlar, kendilerini gerçekten gazeteci olarak görüyor mu? Filistin’de yaşanan vahşeti ve direnişi yazanlar, neden Rojava’daki direnişi görmezden geldi? Bunun cevabı açık: Yüzyılı aşan Kürt düşmanlığı. Bu düşmanlık öyle bir noktaya vardı ki kadınları köleleştiren, insanları yalnızca Kürtçe “heval” dediği için katleden HTŞ zihniyeti dahi “kurtarıcı” olarak sunulabiliyor.
Hangi başlık gerçek?
Bugün gelinen noktada direnişin sonucunda QSD ile HTŞ arasında ateşkes ve entegrasyon anlaşması imzalandı. Dün “SDG çöktü”, “SDG bitti” diye manşet atanlar, bugün “Anlaşma sağlandı” başlığını atarken ne düşündü? Hangisinin gerçek olduğunu hiç sorguladı mı?







