Gültan Kışanak: Newroz Kürtlerin politik sözünün en güçlü ifadesidir
- 09:02 21 Mart 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Geçmişten bugüne Newroz alanlarının Kürt halkının barış, çözüm ve demokratik toplum talebinin en güçlü ifadesi olduğunu dile getiren Gültan Kışanak, 2013 Newrozu’nda ilan edilen diyalog ve çözüm sürecinin bugün de demokratik çözüm arayışının temel referanslarından biri olduğunu vurguladı.
Newroz, Kürt halkı açısından yalnızca tarihsel bir bayram değil; direnişin, özgürlük arayışının ve demokratik çözüm talebinin kuşaktan kuşağa taşındığı en güçlü toplumsal ve siyasal zeminlerden biri olmayı sürdürüyor. Her yıl milyonların buluştuğu Newroz alanları, barış, eşitlik ve demokratik toplum talebinin en görünür adreslerinden biri haline geliyor.
Kürt siyasetçi Gültan Kışanak Newroz’a dair sorularımızı yanıtladı.
‘2013 Newrozunda çözüm süreci deklare edilmişti’
2012’deki açlık grevleri ve toplumsal direnişin ardından, İmralı’da görüşmelerin yeniden başladığının açıklanmasıyla 2013 Newrozu’na güçlü bir beklentiyle girildiğini belirten Gültan Kışanak, Amed Newrozu’nda okunan deklarasyon, çözüm sürecinin başlangıcı olarak değerlendirildi. Gültan Kışanak, o dönemi şu sözlerle anlattı: “ ‘Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun’ denilen açıklamada Sayın Abdullah Öcalan, demokratik çözüm için güçlü bir çağrı yaptı. Newroz alanında toplanan yüz binlerce insanın huzurunda, çok farklı çevrelerden gelen kişi ve heyetlerin şahitliğinde yapılan bu çağrı ile diyalog ve çözüm sürecinin başladığı ilan edildi. Bu süreç yaklaşık iki yıl sürdü.”
‘2015 Newrozu’nda Dolmabahçe mutabakatına yer verildi’
2014 ve 2015 Newroz mesajlarına da değinen Gültan Kışanak, “2014 yılında okunan mesajda, diyalog sürecinin yasal bir çerçeve ile müzakere aşamasına geçmesi gerektiği vurgulandı. 2015 Newrozu’nda ise Dolmabahçe mutabakatında yer alan 10 ilke etrafında çözümün mümkün olduğu ifade edildi. Ancak gerekli yasal düzenlemeler yapılmadı ve süreç 2015 Temmuz’unda kesintiye uğradı” sözlerine yer verdi.
‘On yıl boyunca baskılara rağmen Newroz alanları boş kalmadı’
2015 sonrasında yaklaşık on yılın siyasi operasyonlar, kayyım politikaları ve kesintisiz baskı politikalarına karşı mücadele ile geçtiğini belirten Gültan Kışanak, “Ancak Kürt halkı ve Newroz alanları barışta ve çözümde ısrar etti. Newroz alanlarının ortak vurgusu, Öcalan’ın muhataplığında barış için müzakere sürecine dönülmesi yönünde oldu” şeklinde belirtti. Gültan Kışanak, yeni sürece de değinerek, “2024 yılı Ekim ayından itibaren içine girilen yeni sürecin önünü, Newroz meydanlarını dolduran milyonlar açtı diyebiliriz” dedi.
‘Newroz, Kürtlerin politik sözünün en güçlü ifadesidir’
1990’lı yıllarla birlikte Newroz’un reel politik durumun en temel göstergelerinden biri haline geldiğini dile getiren Gültan Kışanak, “Tüm dünya, Kürtlerin politik sözünü ve duruşunu anlamak için Newrozlara katılımı ve verilen mesajları takip etmeye başladı. Newroz alanları, halkın varlığını ölüm dahil her türlü bedeli göze alarak savunduğu direniş sahalarıdır. Nice yasaklar, saldırılar ve katliamlar gördü ancak hiç boş kalmadı. Bu duruş, tarih sahnesine çıkma kararlılığını ifade ediyordu” diye belirtti.
‘2000’li yıllar barış ve çözüm talebinin yükseldiği dönemdir’
2000’li yıllarda devletin Newroz’u içeriğinden uzaklaştırma çabalarına karşı halkın kendi Newroz’unu politik anlamıyla koruduğunu dile getiren Gültan Kışanak, bu yıllar boyunca Newrozların ana temasının “demokratik çözüm, barış ve muhataplık” olduğunu kaydetti. Gültan Kışanak, “2001 Newrozu’nun politik mesajı ‘Ne inkâr ne ayrılık, demokratik cumhuriyet’ sloganı ile verildi. 2006 Newrozu’nda muhataplık talebi açık biçimde dile getirildi. ‘Barışın elçisi İmralı’da’ sloganı temel sloganlardan biri haline geldi” sözlerini kullandı.
'Muhataplık ve çözüm zemini tarihsel kazanımdır'
2013 Newroz deklarasyonunun tarihsel önemine işaret eden Gültan Kışanak, “2013 Newrozu ile muhataplık, diyalog ve müzakere zemini somutlaştı ve belli bir resmiyet kazandı. Çözüm süreci kesintiye uğrasa da bu zemin ortadan kalkmadı. Newroz alanları bu hakikatin izinden gitmeye devam etti” diye belirtti.
‘Newroz demokratik toplum arayışının ifadesidir’
Newroz’un özü itibarıyla uyanış, yenilenme ve toplumsallık temalarını taşıdığını belirten Gültan Kışanak, “Kürt halkı açısından ise diriliş, direniş ve varlığını tarih sahnesine çıkarma sürecini ifade eder. Demirci Kawa efsanesi bu tarihsel anlatının özüdür. İktidar odaklı uygarlık tarihi toplumu baskı altına almıştır. Ret, inkâr ve asimilasyon politikalarının temelinde bu zihniyet vardır. Newroz, bu anlayışa karşı toplumu savunan direnişin adı olmuştur” şeklinde dile getirdi.
‘Demokratik toplumun temeli hukuki güvence ve örgütlenmedir’
Demokratik toplumun temelinin, varlığın hukuki nitelik kazanması, örgütlenme ve siyaset yapma hakkının güvence altına alınması ve devletin demokrasiye duyarlı hale getirilmesi olduğunu ifade eden Gültan Kışanak, “Cumhuriyetin demokrasi ile buluşması gerekmektedir. Demokratik cumhuriyet çözümün önemli bir ayağıdır. Demokrasi ile buluşmayan devlet yapısı büyük krizler üretmektedir” sözlerini kullandı.
‘Ortadoğu için demokratik birlik modeli’
Farklı halkların, kimliklerin ve inançların demokratik temelde bir arada yaşamasını öngören modelin tarihsel önemde olduğunu belirten Gültan Kışanak, “‘Herkesin özgürce ve kardeşçe yaşayabileceği bir model arayışı ekmek ve su kadar ihtiyaçtır’ denilmiştir. Bu çağrıya gereken yanıt verilmediği için başta Suriye ve Filistin olmak üzere birçok yerde halklar ağır bedeller ödedi” diye belirtti.
‘Kürt meselesi hukuki ve siyasi bir konudur’
Kürt sorununun çözümüne değinen Gültan Kışanak, “Bu sürecin anahtarı hukuksal ve siyasal gerekliliklerdir. Kürt halkının varlığını kabul etmek, dilini ve kimliğini kabul etmek ve yönetime katılma hakkını tanımak anlamına gelir. 27 Şubat 2025 tarihli çağrıda yer alan ‘Kimliklere saygı, kendini özgürce ifade etme ve demokratik örgütlenme hakkı’ çözümün anahtarıdır. Kürt meselesi siyasi ve hukuki bir konudur” dedi.
‘Artık hukuk kapısı açılmalıdır’
Çözüm için somut adım çağrısında bulunan Gültan Kışanak, “Kürt meselesi uzun süredir hukuk kapısının önünde bekletilmektedir. Bu kapı artık açılmalı ve Kürt halkı tarihsel ve sosyolojik gerçekliğiyle birlikte haklarına kavuşmalıdır. Parlamentoda kurulan komisyonun ardından vakit kaybetmeden yasal düzenlemeler yapılmalı ve mutabakatla hayata geçirilmelidir. Ortaya çıkan bu tarihsel çözüm imkanı heba edilmemelidir” ifadelerini kullandı.









