Ankara’da 4 Nisan etkinliği: Abdullah Öcalan özgür olmalı

  • 19:38 4 Nisan 2026
  • Güncel
ANKARA - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüyle Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesinin eş olduğu vurgulandı.
 
Demokratik Kurumlar Platformu, Ankara’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’nci yaş gününü dolayısıyla panel ve sinevizyon gösterimi gerçekleştirdi. Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il örgütünde gerçekleşen etkinliğe demokratik kurum temsilcileri, siyasi partiler ve çok sayıda kişi katıldı.  
 
Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının ve “Özgür önderlikle demokratik ulusal birliğe güneşin sofrasına hoş geldiniz” yazısının yer aldığı pankartın asıldığı etkinlikte, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Ebru Akkal ve DEM Parti MYK üyesi Doğan Erbaş konuşmacı olarak yer aldı. 
 
‘Umut hakkı 12 yıldır uygulanmayan bir karar’
 
İlk olarak konuşan Ebru Akkal, umut hakkının sadece Barış ve Demokratik Toplum Süreci itibarıyla gündeme gelen bir konu olmadığını belirtti. Ebru Akkal, “Uluslararası komplodan beri başkanın özgürlüğü ile ilgili hem hukuki hem de toplumsal bir mücadele süre gelmekte. Bugün vardığımız nokta itibariyle bu konunun toplumsal boyutu, siyasi boyutu ve hukuki anlamda vardığı nokta açısından umut hakkı bizim açımızdan önemli bir başlık. Bildiğiniz gibi başkanın Türkiye'ye getirildiği dönemde Türkiye'deki ceza yasalarında idam yasası vardı. Ama mecliste alınan bir kararla barış zamanlarında uygulanması askıya alınmıştı. Aynı dönemde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile uyum süreçleri ve Avrupa Birliği ile olan müzakereleri nedeniyle tüm dünyada da olageldiği bir şekilde idam cezası çağdaş ceza hukuku ilkeleri nedeniyle kaldırıldı ve başkanın cezası bu aşamada ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Buradaki ömür boyu hapis cezası müebbet ve ağır müebbet olarak ayırdığımız ikilemde ağır müebbet olarak geçen ve hiçbir şekilde tahliye imkânını öngörmeyen bir yasaydı.
 
16 Şubat 1999'dan itibaren Sayın Öcalan’ın vekilleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne çok sayıda başvuru yaptı. Göz altına alındığı koşullar, yargılandığı koşullar, verilen cezanın kendisi onlarca başvuruya konu oldu ve ilk gözaltına alınması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bir ihlal kararına konu oldu. İşkence yasağının, adil yargılanma hakkının ve kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilk kararla hükmetti. 2014 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  başvurular hakkında bir başlığı da umut hakkı ile ilgili olmak üzere ömür boyu hapis cezasının kendisinin işkence yasağına, kötü muamele yasağına aykırı olduğuna hükmetti. Bugün konuştuğumuz umut hakkına ilişkin karar aslında 12 yıldır uygulanmayan bir karardır” dedi.
 
‘İrade varsa umut hakkı bir haftada uygulanır’
 
Ekim 2024'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çıkışı ve Abdullah Öcalan'ın başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne girildiğini hatırlatan Ebru Akkal, Türkiye’nin umut hakkına dair önceki pratiklerinden farklı bir tutum sergilemediğini söyledi. AİHM’nin umut hakkı için süreç kapsamında kurulan Milli Birlik Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu'nu işaret ettiğini dile getiren Ebru Akkal, bu kapsamda Türkiye’ye 9 aylık bir süre verdiğini belirtti. Ebru Akkal, “Haziran 2026 itibariyle komitenin Türkiye'ye umut hakkının uygulanması ile ilgili tanıdığı süre dolmuş oluyor. Gerekli yapısal değişikliklerin yapılması 4 tane temel yasa maddesinin değiştirilmesine bakıyor. Yani bunun meclise gelip görüşülüp Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp resmi gazetede yayınlanması hepsi bir hafta bile almayacak bir mesele  eğer o irade olursa çok kolaylıkla gerçekleşebilir. Komitenin bu kararı hukuki bir denetim içerisinde aslında Sayın Öcalan'ın politik konumunu da işaret eden, bunu gören bir alt metin de içeriyordu. Dolayısıyla bu meselenin iki boyutu var ve bu iki boyutuyla değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.
 
‘Sayın Öcalan ve Kürt halkının özgürlüğü bir’
 
Umut hakkının evrensel bir hak olduğuna dikkat çeken Ebru Akkal, bu haktan yararlanacak binlerce kişinin olduğunu vurguladı. Abdullah Öcalan şahsında umut hakkının uygulanmasının salt bir hukuki gereklilik olarak değerlendirmediklerini belirten Ebru Akkal şöyle konuştu: “Gelinen aşamada kendisinin halkına,  topluma ulaşabildiği en ufak seslenebildiği ihtimalin dahi hayatlarımızda meydana getirdiği değişikliklere son bir buçuk yıldı aynı zamanda 2013-2015'te de hepimiz tanıklık ettik. Dolayısıyla kendisine Sayın Öcalan’a olan yaklaşımla Kürt halkına olan yaklaşımın doğru orantılı olduğunu, eşzamanlı ilerlediğini görmek ve bunu doğru okumak gerekir diye düşünüyorum. Tecrittin derinleştiği yıllarda yaşadıklarımız, maruz kaldıklarımız, gördüklerimizle son bir buçuk yıl içerisinde gördüklerimizin arasında bir nedensellik bağı var. Dolayısıyla başlıkta söylenen o güneşin sofrasına yürünen yolda Sayın Öcalan'ın özgürlüğü ile Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesi arasında doğrudan bir nedensellik bağı var. Bunu bireysel bir özgürlük, salt fiziksel bir özgürlük olarak da görmek doğru olmayacak. Nitekim kendisi de videolu çağrısında bunu bu pencereden ele almadığını ifade etmişti. Dolayısıyla umut hakkı vardır, uygulanması gerekir. Ama tüm dünya örneklerinde çatışma çözüm süreçlerinde olduğu gibi baş müzakerecinin hukuki statüsü de yalnızca bir mahkeme kararına dayandırılacak bir durum değildir.”
 
‘Müzakere mücadele olmadan başarıya ulaşmaz’
 
Barış ve Demokratik Toplum sürecine dair konuşan Doğan Erbaş ise Abdullah Öcalan’ın “Soykırım kıskacındaki bir halkı savunuyoruz” sözüne atıfta bulunarak, “Ortadoğu'da olup bitenleri hep beraber izliyoruz. Emperyalistlerin ABD, İsrail, İngiltere başta olmak üzere nasıl oyunlar kurduklarını, halkları nasıl yüz üstü bıraktıklarını, nasıl vahşi katliamlar gerçekleştirdiklerini hep beraber görüyoruz. ‘Soykırım kıskacı’ bu süreci anlatmaya, anlamaya, yorumlamaya yarayacak kavramlardan biridir.  Böyle bir döngü bugüne kadar geldi. Ama son isyan bir masaya kadar geldi.  Kürt tarafı Sayın Öcalan’ın şahsında onun çağrısıyla, onun çabalarıyla çok önemli tarihsel sonuçlar doğuracak olan kararlar aldı ve uyguladı. Ama tek taraflı olarak bugüne kadar geldi. Şimdi yeni bir aşamadayız. Tek taraflı olarak yürütülen süreç şimdi artık diyalogdan anlamlı bir müzakereye geçiyor. Müzakere nasıl sonuçlanır? Ne zaman sonuçlanır? Yasal düzenlemeler hangi içerikle çıkarılır? Bütün bunlar elbette tartışılacak ama müzakere mücadele olmaksızın başarıya ulaşmaz” diye belirtti.
 
Konuşmaların ardından panel soru cevap kısmıyla son buldu. 
 
Panelin ardından Abdullah Öcalan’ın yaşamını konu alan sinevizyon gösterimi yapıldı. 
 
Etkinlik halay  ve “Rojbuna ta pîroz be ey serok apo”, “Bijî serok apo” sloganlarıyla son buldu.