Sömürüye karşı yükselen direniş (4)
- 09:01 28 Nisan 2026
- Dosya
Digel Tekstil işçileri: Direniyoruz ve ayaktayız
Nujin Nazlıcan Yıldız-Beritan Tunç
İZMİR - İş yerlerindeki baskıya, tacize ve mobbinge karşı bir buçuk yıldır direnişte olan Digel Tekstil işçisi kadınlar, 1 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını söyledi. Kadınlar, “Direniyoruz ve ayaktayız" mesajı verdi.
1 Mayıs, emekçiler tarihsel mücadelesinin, sömürüye, güvencesizliğe ve eşitsizliğe karşı yükselttiği ortak iradenin ifadesi olmaya devam ediyor. Bugün de emekçiler; düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, sendikal baskılar ve artan yaşam maliyetleri karşısında hakları için mücadeleyi sürdürürken, özellikle kadın emekçiler çok katmanlı bir sömürü ve görünmez emek yüküyle karşı karşıya bırakılıyor.
Bu tablo, İzmir’in Gaziemir ilçesindeki Ege Serbest Bölge’de faaliyet gösteren Digel Tekstil işçilerinin direnişinde somutlaşıyor. Alman menşeli erkek giyim firması Digel Tekstil’de sendikalaştıkları gerekçesiyle işten çıkarılan ve büyük çoğunluğu kadın olan işçilerin bir buçuk yılı aşkın süredir sürdürdüğü direniş, hem sendikal haklara yönelik baskıyı hem de kadın emeğinin maruz bırakıldığı koşulları gözler önüne seriyor.
Dosyamızın dördüncü bölümünde, Digel Tekstil işçilerinin direnişi üzerinden kadınların örgütlenme deneyimlerini, karşılaştıkları hak ihlallerini ve 1 Mayıs’a giderken yükselttikleri mücadele çağrısını ele alıyoruz.
1 Mayıs’ın kendileri için emek mücadelesi, emeğin nasıl kazanıldığı ve nasıl mücadele edilmesi gerektiği olduğunu söyleyen Nurdan Kılıç, “Çadırımızda 461 gündür direniyoruz. 1 Mayıs'ın önemi de anlattığım gibi emeğin, eşitliğin, adaletin bayramı. Kadınların gücü çok büyük. İş yerinde mücadele, evde mücadele, evde emek, iş yerinde emek ama kadınların hep bastırıldığı, görünmez kılındığı bir düzende yaşıyoruz. O yüzden bütün emekçi kadın dostlarımızı yanımızda istiyoruz. Emeğini fark eden, sömürüldüğünü fark eden herkesi 1 Mayıs’ta alanlara davet ediyorum. Ben hem direnişçi olarak hem de bir anne olarak özellikle kadınların mücadelesine inanıyorum. Mücadele her şeydir. 1 Mayıs’ta da bu mücadeleye ortak olalım, omuz omuza olalım diyorum buradan” dedi.
‘Onurlu bir mücadele sergiliyoruz’
Rümeysa Kişi, uzun zamandır Digel Tekstil işçileri olarak çok temel bir haktan bahsettiklerini dile getirerek, “İnsan hakkından, çalışma özgürlüğünden bahsediyoruz. Çünkü Digel Tekstil Fabrikası'nda yaşadığımız tek sorun emeğimizin karşılığını alamamak, ücretleri alamamak değil. Aynı zamanda insan onuruna yakışmayan çalışma şartlarıydı. İşte regl günlerimizde aşağılanma, hamile kaldığımız için toplantılar yapılması, tuvaletlerin kısıtlanması gibi çok temel şeyleri tartıştığımız için şu anda buradayız. Bir buçuk senedir burada onurlu bir mücadele sergiliyoruz. Bir dirençle burada kalmaya devam ediyoruz. Bu mücadele de hiç kolay bir mücadele değil. Çünkü ücretler, şu anki çalışma şartları, ekonomik zorluklar bir yana, burada psikolojik olarak da bir savaşın içindeyiz. Biz kadınlar, aslında hem kadınlar hem işçiler, ne kadar güçlü olduğumuzun farkında değiliz. Bence hatayı burada yapıyoruz. Bizimle birlikte Temel Conta işçileri de kadın ağırlığı olan bir yer.
Digel Tekstil işçileri de aynı şekilde kadın ağırlığı fazla olan fabrikalar ve biz direniştekilerle birleştiğimizde ne kadar güçlü olduğumuzu, birbirimizin yüzüne baktığımızda anlıyoruz. Çünkü aynı sebeplerden dolayı bu mücadeleye başladık. Biz direnişteyiz. Onlar grevdeler. İki direnişin de ortak meselesi aynıdır” dedi.
‘1 Mayıs ve 8 Mart kolay kazanılmadı’
Kadın emekçilerin gücünün farkında olması gerektiğini söyleyen Rümeysa Kişi, “1 Mayıs, 8 Mart'ın kolay şekilde kazanılmadığını ve ona da hakkıyla gerçekten direnerek ve mücadele ederek sahip çıkmamız gerektiğini tekrar hatırlamamız gerekiyor. Bir buçuk yıl burada hiç kolay geçmedi. Bunları hatırlamamız ve birleşmemiz, örgütlenmemiz gerekiyor. 1 Mayıs’ta biz her sene olduğu gibi yine alanlarda olacağız. Buradan tüm işçi dostlarıma da çağrımdır: Lütfen gelin bizimle omuz omuza yürüyün. Çünkü bizim bizden başka hiç kimsemiz yok. Biz Digel Tekstil İşçileri Tekstil Sendikası olarak burada bir buçuk seneyi aşkın süredir gururla, onurla direniyoruz. 1 Mayıs bizim bayramımız, işçilerin bayramı. İşçiler o günlerde piknik alanlarına değil, grev alanlarına, direniş alanlarına, meydanlara çıkmalılar. Hep birlikte gücümüzü ne kadar ortaya çıkarabilirsek sesimizi o kadar yükseltmeliyiz” diye belirtti.
‘1 Mayıs'ta alanlarda yürüyelim’
Rümeysa Kişi, sözlerine şunları ekledi: “Biz birleşmezsek, biz örgütlenmezsek buraya gelen yabancı sermaye bizi sömürmeye devam edecek. Gördüğünüz gibi burası serbest bölge ama patronlara serbest, işçilere serbest değil. Biz sadece sendika üyesi olduğumuz için kapının önüne koyulduk ve şu anda içeri girmemiz yasak. İçeri giremiyoruz, arkadaşlarımızla görüşemiyoruz. Bizim şöyle bir artımız var: Hâlâ içeride örgütlüyüz. Hâlâ işçilerin gözü burada ve diğer fabrikalara da örnek oluyoruz. Onlar da buradan geçerken bizi selamlıyorlar. İşte o bizi selamlayan işçilere buradan çağrımdır: Lütfen gelin sarılalım, kucaklaşalım, omuz omuza 1 Mayıs’ta alanlarda yürüyelim.”
‘Bu ülkede kadın direnişçi olmak çok zor’
Digel Tekstil işçileri olarak Ege Serbest Bölgesi önünde direndiklerini kaydeden Bahar Tunçer de, “Asla geri adım atmayız. Bizim ülkemizde insan olmak zaten çok zor ama kadın olmak, işçi olmak, direnişçi olmak ve anne olmak çok zor. Üstüne direnen bir anneyseniz eğer işler daha da sarpa sarıyor. Çünkü iş yerinde zaten saatlik performans veriyoruz.
O saatlik performansları verirken adeta yarış atı gibi çalışıyoruz. Yetmiyor, eve gidiyoruz. Evde bizi bekleyen yemekler, çamaşırlar, çocuklar, ödevler, eş, varsa kayınvalide, baba, bakmakla yükümlü olduğumuz yaşlılarımız var. Ülkemizde insan olmak zor. Mücadele etmeden hiçbir şey kazanılmıyor. Biz günlerdir direniyoruz ve zaten kazandık. Bunun bilincindeyiz, başardık. O yüzden mücadelemiz en son halaylarla bitecek ama biz şu an kazandığımızın farkındayız. O yüzden gardımızı asla geri indirmedik. Ayaktayız, dimdik burada duruyoruz” diye konuştu.
Direnişteki ikinci 1 Mayıs
Direnişlerinden önce 1 Mayıs’ı bir tatil olarak gördüğünü paylaşan Bahar Tunçer, “Direnirken benim bu ikinci 1 Mayıs’ım olacak, kutladığım. Başka bir bahar, başka bir sevinç oluyor. O şenliği gördükten sonraki 1 Mayıs’ta ‘bu tatil değilmiş aslında. Bu işçinin gerçekten bir bayramıymış’ dedim. Herkesin alanlara gelmesi gerekiyor. Biz bunu tek başımıza Digel Tekstil işçisi olarak yapamayız. Tüm işçiler, anneler, kadınlar, çocuklar; gelin alanda hep birlikte yürüyelim” dedi.
Sendikaya üye oldukları için hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldıklarını ifade eden Yeliz Duman, geçen sene olduğu gibi bu sene de 1 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını söyledi. Yeliz Duman, “Yıllarca hem evde hem de iş yerinde çalışmış bir kadın olarak yaşadığımız birçok zorluk var. Erkeklere göre bize daha çok yükleniliyor. Çünkü iş yerinde çalışıyorsun, mobbinglere baskıya maruz kalıyorsun. Üstüne bir de eve gidiyorsun. Üstelik bir de çocuğun varsa hem çocuğuna hem de eşine yetişemiyorsun. Ev işleri, ondan sonra çocuğun okulu, ödevleri… Bir kadın olarak hakikaten de çok zor. 1 Mayıs için çağrımdır: Direnmekten korkmasın hiçbir kadın. Ben, birçok arkadaşımıza da örnek olduğumuzu düşünüyorum. Hiçbir şeyden korkmayın. Ben geç bile kaldığımı düşünüyorum. Hakkımızı alana kadar burada direnmeye devam edeceğiz ve 1 Mayıs’ta da bütün emekçi dostlarımızı sahalarda omuz omuza yürümeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.







