Arzu Fırat: Kadınlar ortak yaşamın asli kurucularıdır
- 09:05 31 Temmuz 2026
- Güncel
Devrim Fındık
İSTANBUL - Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendiren DEM Parti PM üyesi Arzu Fırat, kalıcı barışın ancak kadınların iradesiyle inşa edilebileceğini vurgulayarak, "Kadınların ortak mücadelesi toplumdaki kutuplaşmayı azaltacak, farklı kimlikler arasında güven köprüleri kuracaktır. Kadınlar, demokratik toplumun, hukukun ve ortak yaşamın asli kurucularıdır" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nin AKP yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmeler ve süreç çerçevesinde gündeme gelen hukuki ve siyasi düzenlemeler, toplumun tüm kesimlerinde olduğu gibi kadın hareketleri tarafından da yakından takip ediliyor. Sürecin kadınlar açısından taşıdığı anlamı, hukuki zemin ihtiyacını ve kadın hareketlerinin ortak barış mücadelesini DEM Parti Parti Meclisi (PM) üyesi Arzu Fırat değerlendirdi.
'Hukuki düzenlemeler kadınların yaşam güvencesidir'
Barış süreçlerinin yalnızca silahların susmasından ya da siyasi aktörlerin müzakeresinden ibaret olmadığını belirten Arzu Fırat, kalıcı barışın hukuk, demokrasi ve eşit yurttaşlık temelinde yükselebileceğinin altını çizdi.
Çatışmalı süreçlerin en ağır bedelini yerinden edilme, yoksulluk ve artan erkek şiddetiyle kadınların ödediğini hatırlatan Arzu Fırat, gündemdeki hukuki reformların doğrudan kadınların günlük yaşamını ilgilendirdiğini söyledi. Arzu Fırat, "Gündeme gelen hukuki düzenlemeler kadınlar açısından sadece teknik değişiklikler değil, yaşamın yeniden örgütlenmesidir. Kadınların beklentisi, demokratik hakların genişletilmesi, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının işletilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan kamu politikalarının yaygınlaştırılmasıdır. Barışın hukuki zemini güçlendikçe kadınların örgütlenme alanı da genişleyecektir" ifadelerini kullandı.
Üç esas üzerinden mücadele hattı
Kadınların barış süreçlerinde yalnızca "mağdur" olarak tanımlanmasının eksik ve edilgen bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Arzu Fırat, kalıcı bir barışın ancak kadınların karar mekanizmalarına aktif katılımıyla mümkün olacağını belirtti. "Jin, jiyan, azadî" felsefesinin kadınlara kurucu bir rol yüklediğini ifade eden Arzu Fırat, mücadele hattının şu esaslar üzerine kurulması gerektiğini kaydetti: “Siyasi alanda; Müzakere süreçlerinde, barış komisyonlarında ve yerel yönetimlerden parlamentoya kadar tüm kademelerde eşit temsilin korunması ve kadın katılımının güvenceye alınması. Toplumsal ve ekonomik alanda; Mahallelerden köylere kadın meclislerinin güçlendirilmesi, kadın kooperatifleri ve kadın emeğini esas alan üretim modelleriyle ekonomik bağımsızlığın barışın temeli kılınması. Kültürel alanda; Anadilde kültürel çalışmaların desteklenmesi ve barış kültürünü besleyen kadın hafızasının görünür kılınması.”
'Militarizm ve erkek şiddetine karşı bütünlüklü mücadele'
Çatışma ve savaş ortamlarının militarizmi, toplumsal kutuplaşmayı ve erkek egemen kültürü beslediğine dikkat çeken Arzu Fırat, barış yönünde atılacak adımların kadınlar için bir nefes alanı açacağını vurguladı. Ancak barış sürecinin tek başına erkek şiddetini sonlandırmayacağının altını çizen Arzu Fırat, "Nefes alanının oluşması; kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının güçlendirilmesi, sığınakların yaygınlaştırılması ve etkin koruma politikalarının demokratikleşme süreciyle eş zamanlı yürütülmesine bağlıdır" dedi.
'Ortak mücadele barışı toplumsallaştıracak'
Kürt Kadın Hareketi ile Türkiye’deki kadın ve feminist hareketlerin tarihsel ittifakına da değinen Arzu Fırat, ortak mücadelenin barışın toplumsallaşmasındaki kilit rolüne işaret etti. Kadınların şiddetle mücadele, eşit temsil, ekoloji ve insan hakları gibi birçok ortak başlıkta buluştuğunu hatırlatan Arzu Fırat, sözlerini şöyle tamamladı: "Kadınların ortak mücadelesi toplumdaki kutuplaşmayı azaltacak, farklı kimlikler arasında güven köprüleri kuracaktır. Ortak kadın konferansları, yerel barış buluşmaları ve kadın ağları gibi mekanizmalarla barış, sadece siyasi aktörlerin değil, tüm toplumun ortak talebi haline gelecektir. Kadınlar, demokratik toplumun, hukukun ve ortak yaşamın asli kurucularıdır."







