Cumartesi Anneleri: Güçlükonak Katliamı için soruşturma başlatılmalı
- 13:19 10 Ocak 2026
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, bu haftaki eyleminde Güçlükonak katliamına dikkat çekerek, soruşturma başlatılmasını istedi.
Cumartesi Anneleri'nin her hafta Galatasaray Meydanı’nda gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle düzenlediği eylemin bin 85'incisini gerçekleştirdi. Eylemde, kayıpların fotoları ve karanfiller taşındı. Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde bu hafta Güçlükonak Katliamı'na dikkat çekildi. Açıklamayı yapan İHD üyesi Jiyan Kaya, bu hafta 30 yıldır aydınlatılmayan; fail ve sorumluları cezasızlıkla korunan Güçlükonak Katliamı için adalet talebiyle bir arada olduklarını ifade etti.
Jiyan Kaya, katliama dair şu ifadeleri kullandı:
"10–12 Ocak 1996 tarihlerinde askerler, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın düzenledi. Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç bu baskınlarda evlerinden gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Taşkonak Jandarma Taburu’na götürüldü. Burada ağır işkenceye maruz bırakılan altı köylü yaşamını yitirdi.
Güçlü Konak katliamı
15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltındakilerin serbest bırakılacağını söyleyerek, onları almak üzere tabura bir minibüs gönderilmesini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi; korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak, Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti.
Yalnızca minibüs ve sürücüsünü bekleyen askerler, tanık bırakmamak amacıyla korucuları da öldürdü. Daha önce öldürülen altı köylüyle birlikte toplam 10 kişinin cansız bedeni minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına çuval geçirildi. Minibüs, jandarmanın kontrolünde yola çıkarıldı; güzergâh askerler tarafından trafiğe kapatıldı. Tamamı güvenlik güçlerinin kontrolünde olan yolda minibüse ağır silahlarla saldırı düzenlendi. Saldırı sonucu minibüsle birlikte içindeki cansız bedenler yandı. Neredeyse kül olan bedenler ailelere teslim edilmedi; güvenlik güçleri tarafından toplu halde gömüldü. Buna karşın, yanan bedenlere ait kimlikler hiçbir zarar görmeden ailelere teslim edildi. Genelkurmay, Ankara’dan bir grup gazeteciyi Güçlükonak’a götürdü. Yapılan resmî açıklamada, köylerine gitmekte olan köylülerin PKK tarafından saldırıya uğradığı iddia edildi; öldürülenlerin gözaltında bulunan kişiler olduğu inkâr edildi. Ancak köylülerin yakınları ve olayın tanıkları, yaşanan katliamdan devleti sorumlu tutuyordu.”
Devlet katletti
Bu gelişmeler üzerine aydın ve sanatçılardan oluşan Barış İçin Bir Arada Çalışma Grubu'nun, 13 Şubat’ta katliamı incelemek üzere Güçlükonak’a gittiğini hatırlatan Jiyan Kaya, heyetin yaptığı incelemelerin ardından katliamın devlet güçleri tarafından gerçekleştirildiği açıklandığını söyledi. Jiyan Kaya, “Genelkurmay Başkanlığı hakkında suç duyurusunda bulundu. Dönemin Devlet Bakanı Adnan Ekmen’in, olaydan 13 yıl sonra basına yansıyan ‘Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı, JİTEM’in işiydi, söyleyemedik’ ve “Gerçeği bildiğim hâlde bunu kamuoyuyla paylaşamadığım için vicdanen rahatsızım” sözleri, Güçlükonak Katliamı’nın devletin sorumluluğu dâhilinde gerçekleştiği ve üzerinin bilinçli biçimde örtüldüğü yönündeki iddiaları teyit etti. Tüm girişimlerine rağmen iç hukukta etkili bir başvuru yolu bulamayan aileler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, davada Türkiye’yi; etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve ailelerin ulusal bir merci önünde etkili bir başvuru hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm etti” diye belirtti.
'Soruşturma başlatılmalı'
AİHM kararına rağmen iç hukukta cezasızlığın devam ettiğini kaydeden Jiyan Kaya, bu durumun, yalnızca Güçlükonak’ta yaşamını yitirenlerin ailelerinin adalet arayışını değil, toplumun hakikat ve adalet talebini ve hukuk devleti beklentisini de yok sayıldığına işaret etti. Jiyan Kaya, “Güçlükonak Katliamı’nın 30. yılında bir kez daha hatırlatıyor ve talep ediyoruz. Devletin yükümlülüğü, suçun üzerini örtmek değil; hakikati tüm açıklığıyla ortaya çıkarmak, failleri tespit etmek, yargılamak ve cezalandırmaktır. Güçlükonak Katliamı’na ilişkin etkili bir soruşturma derhâl başlatılmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve bu katliamla ilgili olarak toplumun hakikati öğrenme hakkı güvence altına alınmalıdır" diye konuştu.
Eylem, Cumartesi Anneleri’nin kayıpları için Galatasaray Meydanı’na bırakılan karanfillerin ardından son buldu.







