Çocuklar için değil sistem için işleyen düzen (1)
- 09:01 15 Nisan 2026
- Dosya
‘Eğitim sistemi güvenli alan olmaktan çıktı’
Elfazi Toral
İSTANBUL - Çocuk hak ihlallerinin bir “sistem politikası” olduğunu vurgulayan Hatice Göz, bireysel korunma çabalarının yetersizliğine dikkat çekerek, çocukları korumanın yolunun ancak toplumsal ve örgütlü bir mücadele hattından geçtiğini söyledi.
Türkiye ve Kürdistan kentlerinde son yıllarda çocuklara yönelik şiddet, cinsel saldırı, ihmal ve çocukların suça sürüklenmesi ve benzeri olaylarda yaşanan artış, artık “tekil olaylar” olarak açıklanamayacak bir boyuta ulaştı. Okullar, sokaklar ve hatta çocukların korunması gereken tüm alanlar, giderek daha fazla riskli hale gelirken; çocukların yaşam hakkı, güvenliği ve sağlıklı gelişimi sistematik politikaların gölgesinde zayıflıyor. Eğitim politikalarından sosyal hizmet mekanizmalarına, yargı süreçlerinden ekonomik koşullara kadar uzanan geniş bir alanda derinleşen bu tablo, çocuklara yönelik hak ihlallerinin yapısal bir nitelik kazandığını ortaya koyuyor.
Son olarak Riha’nın Sêwreg (Siverek) ilçesinde bir okulda yaşanan silahlı saldırı, çocukların en güvenli olması gereken alanların dahi artık güvencesiz hale geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar ve hak savunucuları, bu tür olayların yalnızca bireysel değil; toplumsal, siyasal ve ekonomik politikaların bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk hakları savunucuları ise artan şiddet sarmalına karşı yalnızca güvenlikçi tedbirlerin değil, bütünlüklü ve hak temelli politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dosyamızın bu bölümünde çocuklara yönelik artan hak ihlallerinin arka planını, eğitim sisteminin dönüşümünü, cezasızlık politikalarını ve toplumsal çürümenin çocuklar üzerindeki etkilerini uzman görüşleriyle ele alıyoruz.
TÖP Çocuk Hakları Meclisi Sözcüsü Hatice Göz, çocuklara yönelik şiddet, cinsel saldırı ve çocukların suça sürüklenmesine ilişkin JINNEWS’e konuştu.
Çocuğa yönelik hak ihlallerinin her geçen gün arttığını söyleyen Hatice Göz, yaşanan ihlallerin üzerinin örtüldüğünü belirtti. Çocuğa yönelik her türlü suçu, “ülkenin genel gidişatı” olarak değerlendiren Hatice Göz, “Bu çerçevede ülkede giderek artan çocuk hakkı ihlalleri bir ülkedeki genel gidişatın bir parçası” dedi.
Toplumsal anlamda bir çürümenin yaşandığını vurgulayan Hatice Göz, “Çünkü her bir çocuk hak ihlalinin arkasında mutlaka başka hak ihlalleri, bir suç zinciri ve sistemle ilgili egemenlerin yararına olan bir çerçeve vardır. Bir çocuk şiddete maruz kaldığında sadece şiddete maruz kalmış sayılmaz. Yüksek olasılıkla ihmalden beslenme sorunlarına, eğitim problemlerinden diğer pek çok etkene kadar birçok sorun aynı anda devrededir. Biz sadece onun şiddete uğramış halini görürüz; aynı durum istismar için de geçerli olduğu gibi sadece çocuklarla da sınırlı değildir. Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Fatma ve kızı olayına baktığımızda bile, bir istismar döngüsünün içinde pek çok şeyin iç içe geçtiğini ve sistemin bunu yıllarca nasıl bu şekilde bırakabildiğini görüyoruz. Bu, en yakın ve en acı örneklerden biriydi ancak daha pek çok örnek verebiliriz; dolayısıyla son yıllarda bu olayların artması tesadüf değildir ve aksini düşünmek herhalde saflık olur.
Çocuklar da bu sistemin ve toplumun içinde yaşadıkları için kadına yönelik şiddetin yoğunlaştığı, sermayenin önünün açıldığı ve ekolojik yıkımın bu safhaya geldiği bir bağlamda çocukların da bunları yaşaması, faşizmin toplumsallaşmasına ve kurumsallaşmasına uygundur; bu nedenle asıl nedenlere bakmamız gerekiyor” dedi.
Çocuklar da bu sistemin ve toplumun içinde yaşadıkları için kadına yönelik şiddetin yoğunlaştığı, sermayenin önünün açıldığı ve ekolojik yıkımın bu safhaya geldiği bir bağlamda çocukların da bunları yaşaması, faşizmin toplumsallaşmasına ve kurumsallaşmasına uygundur; bu nedenle asıl nedenlere bakmamız gerekiyor” dedi.
‘Şiddet tesadüf değildir’
Hatice Göz devamında şu ifadeleri kullandı: “Toplumda sınıfsal eşitsizlik yoğunlaştığında, uluslar arasında gerilimler yaratıldığında veya göçmenlik ile engellilik gibi farklı bağlamlar oluştuğunda; faşizm tüm bu süreçlerin içine sızarak egemenler adına yerleşmekte ve birçok olumsuzluğun önünü açmaktadır. Az önce çerçevesini çizdiğimiz hiçbir şiddet vakası tesadüf değildir; aksine bu durum yoksulluktan ve şiddetin önünün açılmasından beslenmektedir. Çetelerin, mafyaların ve uyuşturucu baronlarının sermayeyle olan ilişkisine baktığımızda, bunun bir benzerinin tarikatlar için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.
Bugün tarikat ve cemaat ilişkileri aracılığıyla toplumun inancının egemenlerin yararına nasıl kullanıldığını, bu yapıların tamamen maddi çıkar şebekelerine dönüştürüldüğünü ancak topluma bu şekilde yansıtılmadığını görüyoruz. Diğer taraftan şiddet ilişkilerinin bizzat iktidar eliyle önünün açıldığını gözlemliyoruz; nitekim on yıl öncesine kadar mahallelerde bu kadar yaygın olmayan çetelere, günümüzde çok küçük yaş grubundaki çocukların bile dahil olabildiğine şahitlik ediyoruz. Burada çok açık bir politika izlendiğini düşünüyorum. İktidar ve devletin mevcut politikaları, genel siyasal ilerleme ile iç içe geçmiş bir çocuk politikası kurgulamış durumdadır; yani tüm bunların önü bile isteye açılmaktadır ve burada aşmamız gereken ciddi bir handikap bulunmaktadır.”
Eğitim sistemi
Hatice Göz, eğitim politikasının çocuklar üzerindeki etkilerine işaret ederek, “Örneğin yıllardır yükseltilen nitelikli ve ücretsiz okul yemeği talebine bütçe ayrılmaması da bu bilinçli politikanın bir parçasıdır. Hiçbir çocuk hakkı ihlali tesadüfi değildir; iktidar koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği için çocuklar ihmal ve saldırıya maruz kalmaktadır. Özellikle bu yıl 'Maarif Eğitim Modeli' ile okullarda yükseltilen laiklik karşıtı ve iktidarın kendi İslami çerçevesinde dayattığı içerikler, eğitim sisteminin çocuk haklarının en temel bileşenlerinden biri olduğu gerçeğiyle çelişmektedir” dedi.
‘Çözümler yerine polis görevlendirilmesi oldukça hatalı’
Eğitim sistemine ayrılan bütçenin yetersizliği, sosyal hizmet uzmanı ve okul psikoloğunun bulunmaması ile rehber öğretmen sayısının azlığının, temel sorunların başında geldiğine işaret eden Hatice Göz, birkaç hafta önce öğretmen Fatma Nur Çelik’in katletmesiyle başlayan tartışmaların da bu eksikliği gösterdiğini belirtti. Hatice Göz, söz konusu öğrencinin daha önce defalarca rehberlik servisine yönlendirildiğini ancak bütünlüklü bir çocuk politikası oluşturulmadığı ve sistemdeki boşluklar giderilmediği için iyileşmesini sağlayacak mekanizmaların devreye sokulamadığını ifade etti.
Bu olay üzerinden yürütülen tartışmaların, gerçek çözümler yerine okul güvenliğinin polis görevlendirilmesiyle artırılmasına odaklanmasının oldukça hatalı olduğunu söyleyen Hatice Göz, çocukların tüm ihtiyaçları karşılanmış gibi bir tablo çizildiğini, oysa mevcut durumun bunun tam tersi olduğunu kaydetti.
‘Yüksek bir mücadele hattı örülmelidir’
Çocuk hakları için yapılan çalışmalara da dikkat çeken Hatice Göz, “Sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü projeler, doğası gereği sınırlı süreleri kapsadığı ve kalıcı çözümler üretmek yerine raporlama ve araştırma odaklı olduğu için tek başına yeterli değildir. Çocuk hakları odaklı çalışmalar kıymetli olsa da şiddetin serbest bırakıldığı ve toplumun faşistleştirildiği bir ortamda, bu sorunların sivil toplumun dar çerçevesiyle çözülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, çocuk hakları alanındaki karmaşık ve çok boyutlu sorunlara, çözümü tüm topluma yayan bir perspektifle bakmamız gerekmektedir. Mücadeleyi güçlendirecek toplumsal örgütlerin yanı sıra belediyelerden sol, sosyalist ve demokratik kurumlara; ebeveynlerden öğretmenlere ve uzmanlara kadar herkesin bir arada olabileceği güçlü alanlara ihtiyacımız vardır. Daha yüksek bir mücadele hattı örülmelidir” diye konuştu.
Çocuklar için örgütlü mücadele
Hatice Göz, çocuk hakları mücadelesi için örgütlü güce ihtiyaç olduğunu belirterek, “Toplumsal duyarlılık tek başına yeterli değildir; bu duyarlılığı sorumluluk alan ve adım atan örgütlü bir zemine taşımalıyız. Biz bu konuları tartışırken bile şiddet döngüsü durmadan ilerlemekte; bir çocuk saldırıya maruz kalmakta, ihmal edilmekte, çalışmak zorunda bırakılmakta ya da okula aç gitmektedir. Mahalleleri kuşatan çeteler ve uyuşturucu mafyaları gerçeği karşısında, makro politikalar ile pratik adımlar arasında güçlü bağlar kurarak kolektif ağlar yaratmalıyız. Çocuklar toplumsallığın organik bir parçasıdır. Çocukları sadece bir yerlerde saklayıp kollamak yetmez; her bireyin kendi bulunduğu alanda çocuk hakları noktasında sorumluluk almasıyla çok daha güçlü çocuklar etrafımızda olacaktır” dedi.
Yarın: Çocukların suça sürüklenmesinin sebebi sistem







