Beritan Güneş: Ekolojik yıkıma uğratılan Mardin'de halk göçe zorlanıyor
- 11:14 6 Nisan 2026
- Ekoloji
ANKARA - DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş, taş ocakları, enerji projeleri ve madencilik faaliyetleriyle derinleşen ekolojik kırımın yalnızca doğayı değil, Mêrdîn’in binlerce yıllık tarihsel dokusunu ve toplumsal hafızasını da yok ettiğini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Düzenlediği basın toplantısında Beritan Güneş Altın, Kürdistan’daki ekolojik yıkımı tarihi bir kent ve hafıza merkezi olan Mêrdîn üzerinden örnekler ile anlattı.
‘Taş ve mermer ocakları yaşanılmaz bir toprak bırakıyor’
Mêrdîn’in yatırım ve kalkınma adı altında halkın yaşam alanlarının kırıma uğratıldığını belirten Beritan Güneş, “Mardin’de, ihtiyacın çok çok üstünde açılan taş ve mermer ocakları yeraltı suları için en büyük tehditlerden birisi. Bunu sadece biz söylemiyoruz, Ekoloji Örgütleri de söylüyor üstüne devletin kendi kurumu olan Devlet Su işleri de taş ocaklarının yer altı sularını tehdit ettiğini söylüyor. Yani patlatılan her dinamit, yer altındaki suyu bitiriyor, yaşamımızı kısaltıyor, elimizden alıyor ve köylüye, yurttaşa yaşanılmaz bir toprak bırakıyor. Taş ocakları köylerde deprem etkisi yaratıyor, evlerin duvarlarını çatlatıyor, yoğun hava kirliliği yaratıyor. Birçok araştırmayla da taş ocağı yakınlarında yaşayanlar, ciddi hastalık riskleriyle karşılaşıyorlar. Bunun yanında ocaklar, bitki yapraklarını kaplayan toz ile fotosentezi engelleyerek tarımsal verimi de düşürüyor. Yani yaşam ve üretim alanlarına kurulan her taş ocağı, insanı, hayvanı, toprağı, ağacı, suyu bir bütünen ekosistemi tehdit ediyor” sözlerini kullandı.
‘Kerşaf köyünde üretim ve yaşam bitirilecek’
Kayyım rejiminin, köylünün tüm itirazlarına rağmen Kerşaf köyünün hemen girişine taş ocağı ve mezbaha yapımı başlattığını belirten Beritan Güneş, “ Bu bir yatırım değil, aksine bir köyde üretimi ve yaşamı bitirmektir. Köy halkı, tozun, gürültünün, çevre kirliliğinin içinde sağlıklarının da elinden alınacağını belirtiyor. Tüm bu itirazlara rağmen projenin sürdürülmek istenmesi ise halkın iradesinin yok sayıldığını ve açıkça karar alma süreçlerinin dışında bırakıldıklarını göstermektedir” dedi.
‘Kelehka Şêx Ehmed köyü göçe zorlanıyor’
“Nusaybin-Midyat arasındaki Beyazsu mevkiinde faaliyet gösteren bir beton ve mıcır tesisi var. Bu tesisin patlattığı dinamitler yüzünden doğanın dengesi altüst olmuş durumda” diyen Beritan Güneş, “Çıkan toz bulutları ekinleri boğuyor, içme suları risk altında. İnsanlar, hayvanlar gün boyu gürültünün ve sarsıntının içinde bırakılıyor. Adeta göçe zorlanıyor bir köy! Patlamalar sebebiyle ekosisteme bir bütünen zarar veriyor, kaya ve toprak kayması geri dönülemez şekilde bozuluyor. Tüm bunlara rağmen bu işletmelerin ÇED Raporları nerede bilmiyoruz! Denetim nerede, raporlar nerede diye buradan da soruyoruz! Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Aksu (Qesra) Köyü’nün hemen yanı başında faaliyet yürüten Demal Madencilik isimli mucur fabrikası, yarattığı ağır tahribat nedeniyle yurttaşların yaşamını ciddi biçimde sekteye uğratıyor! Köylüye her gün suni deprem yaşatıyorlar! Konuya dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına defalarca kez soru önergesi vermemize rağmen tarafımıza iletilen cevaplar ciddiyetten uzak ve ‘her şey yolunda’ sıkıntı yok minvalindedir” diye belirtti.
‘Yeşil Enerji’ maskesi altında tarihi kıyımı
Devamında ise Beritan Güneş şunları söyledi: “Mardin’de yıllardır artış gösteren GES’ler, yenilenebilir enerji adı altında, köylünün merasını, tarım arazisini elinden alıyor. Üretim bitirilmek isteniyor! Yenilenebilir enerji için onca çorak, tarıma elverişsiz arazi varken ısrarla köylünün merasına tabiri caizse çökülmeye çalışılmasının altında, bölgede üretimi bitirmek ve insansızlaştırmak amacı yoktur da ne vardır! Mardin’in Artuklu ilçesine bağlı Akbağ (Akres) Mahallesi’nde, köylülerin ortak kullanımında bulunan mera ve tarım alanına Güneş Enerji Santrali (GES) kurulmak isteniyor. Köylünün yıllardır ortaklaşa kullandığı, hayvanını otlattığı, ektiği biçtiği meraya GES kuruluyor, kuruyorlar. Tüm hukuki itirazlara rağmen şeffaflıktan uzak bir süreçle inşaata fiilen başladılar. Savur ilçesine bağlı Taşlık bölgesinde planlanan GES projesi, köylülerin açtığı dava sonucunda mahkeme kararıyla iptal edildi. Ancak şirket, hukukun etrafından dolanmayı birilerinden öğrenmiş olacak ki, bu iptal kararının ardından projeden vazgeçmeyip, ufacık bir yer değişiklik yapıp yeni bir ÇED süreci başlattı! Proje alanı sadece 130 metre kaydırıldı! Halkın aklıyla, toprağın ruhuyla dalga geçmektir bu!
Dicleres RES Projesi
Derik, Mazıdağı ve Kızıltepe’yi kapsayan, ÇED olumlu kararı verilmiş devasa bir yıkım projesi... Kurulacak 50 türbinin 46'sı nerede biliyor musunuz? Ormanlık alanlarda ve meralarda! Daha da korkuncu, bu türbinlerden birini Birinci Derece Arkeolojik SİT alanı olan, Roma döneminden kalma tarihi Rabat Kalesi'nin harabelerinin üstüne kurmak istiyorlar. GAP Şelalesi'ne sadece 700 metre mesafede! Tarımı, doğayı ve binlerce yıllık Roma mirasını, rant uğruna pervanelere kurban ediyorlar.
Derik Biyokütle Enerji Santrali
2018 yılında devreye giren tesis, tarımsal atıkları yakarak enerji üretiyor. İlk bakışta kulağa masum ve çevreci bir şeymiş gibi geliyor! Ancak bilimsel veriler bize bu santrallerin kömürlü termik santrallerden daha fazla zehirli gaz ve partikül yaydığını söylüyor. Derik’te halk, santralden kaynaklanan ağır koku nedeniyle nefes alamıyor! Astım, alerji, Koah gibi hastalıklarda ciddi artış yaşanıyor. Yani kar ve rant uğruna halk sağlığı hiçe sayılıyor! Fosfat kayası üretimi yapan tesis 2011’de özelleştirilip Cengiz Holding'e devredilen bu devasa tesis, tam bir ekolojik yıkım makinesi gibi çalışıyor. Mazıdağı’na adını veren o "mazı" (meşe) ormanları sistematik olarak yok ediliyor. Fabrikadan çıkan sülfürik asit ve alçıtaşı atıkları toprağımızı, suyumuzu zehirliyor. İnsanlar kimyasal gazlardan nefes alamıyor ve üstüne bir de kamulaştırma baskısıyla göçe zorlanıyor.
Topyekûn ekolojik kırım
Mardin birbiriyle topyekun bir ekolojik kırımla karşı karşıya! GES, RES ve Biyokütle şeklindeki enerji projeleri; fosfat ve taş ocakları şeklinde madencilik faaliyetleri; havayı kirlekte, doğayı tahrip etmekte yaşanamaz bir kent ortaya çıkarmaktadır. O sebeple hem bizim hem de Mardin Ekoloji Derneğinin de altını çizdiği taleplerimizi kısaca sıralayacak olursak: GES ve RES projeleri tarım alanlarından ve meralardan derhal çıkarılmalıdır. Tarihi Rabat Kalesi ve GAP Şelalesi bölgesi amasız fakatsız ‘kesin koruma’ altına alınmalıdır. Biyokütle santralinin ve fosfat tesislerinin yaydığı zehir, bağımsız kuruluşlarca ölçülmeli, halk sağlığı raporları kamuoyuyla şeffafça paylaşılmalıdır. Köy yerleşim alanlarını cehenneme çeviren, suları kurutan ve Qesra köyünde olduğu gibi deprem etkisi yaratan taş ocaklarının faaliyetleri durdurulmalı ve sıkı denetime tabi tutulmalıdır. Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde derhal Ziraat ve Fen fakülteleri kurularak, kentin bu yarasına bilimsel çözümler üretilmelidir.”







