Ortak mesaj: Abdullah Öcalan’a statü sağlanmalı
- 09:01 9 Mayıs 2026
- Güncel
WAN - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a statü sağlanmadan barış sürecinin yürüyemeyeceğini vurgulayan siyasetçi kadınlar, “Önderimize inanıyoruz, arkasındayız. Barış sürecinde sorumluluk hepimize düşüyor” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta başlatılan “Barış ve Demokratik Toplum” süreci bir yılını geride bırakırken, iktidar tarafından henüz somut bir adım atılmaması kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor. Apocu Hareket Yönetimi, PKK’nin fesih yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada mevcut siyasal gelişmelerle birlikte “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine dikkat çekti. Açıklamada, çatışmalı ortamın son bulması ve demokratik çözüm zeminlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koşullarının kaldırılması, “Umut Hakkı”nın tanınması ve fiziki özgürlüğünün sağlanmasının barış sürecinin ilerleyebilmesi açısından temel bir eşik olduğu belirtildi. Sürecin yeniden inşası için Abdullah Öcalan’ın özgür ve çalışabilir koşullara sahip olması gerektiğine işaret edilirken, diyalog ve çözüm kanallarının açılmasının kaçınılmazlığına dikkat çekildi.
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) Wan Şube Eşbaşkanı Rengin Karaduman ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İpekyolu Eşbaşkanı Şengül Acı sürece dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Devlet bu sürecin olumlu ilerlemesini istemiyor’
Bir yılı aşkın süredir devam eden “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin tıkandığını ve iktidar tarafından herhangi bir adım atılmadığını belirten Şengül Acı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve Apocu Hareket’in üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini söyledi. Şengül Acı,
“Devlet bu sürecin olumlu ilerlemesini istemiyor. Ortadoğu’da yaşanan savaşlardan kaynaklı devlet bu süreçte hep geride durdu. Biz Kürt halkı olarak Önderimize inanıyoruz, Önderliğimiz ne derse her zaman arkasındayız. Barış sürecinde sorumluluk hepimize düşüyor. Bu süreçte bize ne düşüyorsa yapmalıyız, gece gündüz demeden çalışmalarımızı yürütmeliyiz” diye konuştu.
‘Önderliğe bir an önce statü tanınmalı’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a bir an önce statü tanınması gerektiğini vurgulayan Şengül Acı, sürecin olumlu ilerlemesinin sadece Kürt halkı için değil tüm dünya halkları için de ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Şengül Acı, “Devlet zora düşünce ve sıkışınca Kürtleri tanıyor, el sıkışıyor ama bizler artık bunu kabul etmiyoruz. Önderliğe statü tanındığı zaman cezaevinde olan ve sürgünde olan arkadaşlarımızın da yolu açılmış olur. ‘PKK silah bıraksın’ dediler, bıraktılar ama onlar için herhangi bir yasa öne çıkmadı. Önderlik kendisi de diyor; ‘At pazarı gibi pazarlık yapıyorlar, kabul etmiyoruz.’ Bizler de bunu kabul etmiyoruz. Artık atılan küçük adımları kabul etmiyoruz. İstediğimiz; Önderliğe statü sağlanması, silah bırakanların siyasi alanda yer alması, yasal güvencelerin tanınması ve siyasi tutsakların özgürlüğüdür” sözlerini kullandı.
‘Dört duvar arasında kimse siyaset yapamaz’
Sürecin bir yılı geride bıraktığına dikkat çeken Wan TUHAY-DER Eşbaşkanı Rengin Karaduman ise sürecin tek taraflı ilerlediğini ifade etti. Rengin Karaduman, iktidarın bir an önce adım atması gerektiğini belirterek Apocu Hareket’in üzerine düşeni yaptığını vurguladı. Rengin Karaduman, “Sayın Abdullah Öcalan’a statü sağlansın. Kürt halkı için herhangi bir adım atılmadı. PKK, üzerine düşen her şeyi yaptı. Kendini silah yakarak feshetti. Devletin henüz adım atmaması bizde büyük bir güvensizlik oluşturdu.
Sayın Abdullah Öcalan’a ‘Gel siyaset yap’ diyorlar ama statüsü sağlanmıyor. Sayın Abdullah Öcalan’a statü sağlanırsa o zaman siyaset yapar ve barış süreci için çalışma koşulları oluşur. Dört duvar arasında kimse siyaset yapamaz” diye kaydetti.
‘Sayın Abdullah Öcalan sürecin baş aktörü’
Barış sürecinin tek taraflı yürüdüğünün altını çizen Rengin Karaduman, barışın sadece istemekle değil uygulamakla mümkün olduğunu söyledi. Rengin Karaduman, barışın asıl kurucusunun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu dile getirerek, “Hem ‘barış’ diyorsunuz hem de barış istemeyenlerin yanında duruyorsunuz. Erdoğan, sürecin yürümesi için bir tane somut adım atmıyor. Sadece Sayın Abdullah Öcalan tarafından atılan adımlar var. Madem bir barış süreci var, gerekenlerin de yapılması lazım. Sayın Abdullah Öcalan sürecin baş aktörü. Barışı sadece isteyen kesim bizleriz. Erdoğan, ‘Barış süreci devam ediyor’ diyor ama ortada bir barış süreci görmüyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’a statü sağlanmıyor. PKK kendini feshetti ama onların Türkiye’ye dönmesi için güvenceli bir anayasa sağlanması lazım. Bir an önce bir adım atılması lazım” ifadelerini kullandı.
‘Sayın Abdullah Öcalan’a statü sağlanmalı’
Bir an önce hukuki sürecin başlaması gerektiğini kaydeden Rengin Karaduman, mevcut yasaların uygulanması gerektiğini vurguladı. Rengin Karaduman, cezaevlerinde sürdürülen tecridin bir an önce kaldırılmasını istedi. Rengin Karaduman, “Bir an önce yeni yasalar yerine mevcut yasalar dahi olsa hayata geçirilmesi lazım. Sayın Abdullah Öcalan’a statü sağlanması lazım. Hasta tutsakların serbest bırakılması lazım. Devlet, Sayın Abdullah Öcalan’a kendi hakkı olan şeyleri ona hediye ediyormuş gibi gösteriyor. Telefon, aile ve avukat görüşlerinin zaten olması lazım. Devlet bunları, ‘Barış sürecinden dolayı seni ailen ve avukatlarınla görüştürüyoruz’ diyerek sunuyor. Oysa bunlar Abdullah Öcalan’ın en doğal hakkı. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit hâlâ devam ediyor. Abdullah Öcalan ve yanında bulunan arkadaşları her türlü baskı altında. En doğal haklarından bile yararlanamıyorlar” diye konuştu.







