Mayka Solves Estaban: Barış işçiler arasında eşitliğin ön koşulu
- 09:01 18 Mayıs 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA- OSTA Uluslararası Politika Ulusal Sekreteri Mayka Solves Estaban, “Birçok sendika, barışı işçiler arasında gerçek bir eşitliğin ön koşulu olarak görmektedir. Savaş, işçi sınıfını ulusal veya etnik kimliklere göre bölme eğilimindedir. Bir barış süreci, işçilerin ortak noktalarda birliğini kolaylaştırabilir” dedi.
İspanya, Bask, Katalan, Galiçya ve Endülüs’te yer alan büyük sendikalar ve diğer birçok bölgeden 15 işçi sendikası, Avrupa Konseyi’ne çağrıda bulunarak, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için umut hakkının tanınmasını ve barış sürecine katılımının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istedi. 27 Nisan’da sendikaların hepsi kendi logoları ve temsilcilerin imzaları ile birlikte ayrı ayrı Avrupa Konseyi’ne mektup gönderdi. Sendikalar başvurularını ortak yayınladıkları basın metni ile duyurarak, tüm ağır koşul ve zorluklara rağmen Kürt Halk Önderi’nin çağrılarını somut adımlarla hayata geçirme konusundaki kararlılığını gösterdiğini vurgulamış, 2014 yılında AİHM’in “umut hakkı” kararının tanınması için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne çağrıda bulunulmuştu.
Kürt Halk Önderi’nin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne tam katkı sunabilmesi için bunun yaşamsal bir adım olduğunun altı çizilerek özgür yaşar ve çalışır olması çağrısı yapılmıştı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için başlatılan Özgürlük Hamlesi’nden bu yana kesintisiz olarak hamleye destek sunan ve çeşitli etkinliklerle bunu gündemde tutan sendikalar, yanı sıra Kürt sorununa dair de çeşitli seminerler de gerçekleştirmeyi sürdürüyor.
Haber dizimizin ilk bölümünde İmzacı sendikalardan olan Aragon İşçileri Sendikal Örgütü (OSTA) Uluslararası Politika Ulusal Sekreteri Mayka Solves Estaban, değerlendirmelerde bulundu.
‘Etkimizi dolaylı kullanıyoruz’
Sendikalar olarak faaliyet alanlarını insan haklarını savunmaya doğru genişlettiklerini söyleyen Mayka Solves Estaban, Avrupa Konseyi gibi uluslararası mekanizmaların süreçte önemli rol oynayabileceğine işaret etti. Mayka Solves Estaban, “Biz sendikalar, barış süreçlerinin ‘doğrudan’ aktörleri haline gelmekten ziyade; faaliyet alanlarımızı siyasi, uluslararası insan hakları alanlarına doğru genişletiyor, sosyal baskıyı görünür kılarak etkimizi dolaylı bir şekilde kullanıyoruz. Yine uluslararası mekanizmalar bu süreçte önemli bir rol oynayabilir çünkü siyasi kapasiteye, denetleme gücüne, uluslararası meşruiyete, diplomatik ve itibar baskısına sahiptirler. Avrupa Konseyi, insan hakları konusundaki ihlallere işaret edebilir, bu da siyasi bedel gerektirir” dedi.
‘Net ve sürdürülebilir bir siyasi irade olmalı’
Ortak deklarasyonlarında belirtildiği üzere barış için geniş bir siyasi iradenin gerekliği olduğunu söyleyen Mayka Solves Estaban, “Kapsamlı bir siyasi irade olmadan barış mümkün olmadığı gibi, diyalog da tek başına ilerlemez; taahhütlere, cesaret ve gerçek anlaşmalara ihtiyacımız var. Barış; bağlılık, cesaret ve gerçek anlaşmalarla herkes tarafından ve herkes için inşa edilmelidir. Siyasi irade ve sorumluluk, istikrarı ve zamanı garanti eder. İhtiyatla; şiddetin bırakılması önemli ve olumlu bir adımdır, kilit niteliğindedir. Net ve sürdürülebilir bir siyasi irade olmalı yani, her iki tarafın müzakere yapması için sürekli ve kamuoyuna açık bir kararlılık gerektirir. Belirlenmiş bir gündemle resmi bir diyalog başlatılmalı ve her iki tarafın katılımı sağlanmalıdır. Üçüncü tarafların (uluslararası kuruluşlar, arabulucu ülkeler) katılımıyla gerçekleşecek uluslararası arabuluculuk, güven inşasına yardımcı olabilir ve taahhütlerin yerine getirilmesini sağlayabilir. Toplumsal destek ve meşruiyet ise süreçte esastır” sözlerini kullandı.
‘Barış olmadan etkin çalışma hakları olamaz’
“Sendikaların ‘sadece’ çalışma hayatıyla sınırlı kalması gerektiği düşüncesi oldukça dar bir bakış açısıdır” diyen Mayka Solves Estaban, sendikalar olarak barış süreçlerini neden desteklediklerini şöyle açıkladı: “Uygulamada sendikal hareketler her zaman daha geniş bir sosyal ve siyasi boyuta sahip olmuşlardır. Çünkü çalışma koşulları izole bir şekilde var olmaz. Çatışma ortamına, siyasi rejime ve demokratik hakların durumuna tabidir. Kürt sorunu davasında bu bağlantı oldukça açıktır: Barış olmadan etkin iş/çalışma hakları olamaz. Sendikalar sadece maaşları değil, ifade, örgütlenme ve toplu pazarlık gibi temel özgürlükleri de savunur. Kürt sorunu aynı zamanda siyasi, kültürel ve dilsel hakların tanınmasını da içerir. Bu tanınma olmadan, işçi sınıfının bir kesimi olan Kürtler yapısal bir dezavantaj içindedir. Bu nedenle birçok sendika, barışı işçiler arasında gerçek bir eşitliğin ön koşulu olarak görmektedir.
Temel çıkar nedir?
Savaş, işçi sınıfını ulusal veya etnik kimliklere göre bölme eğilimindedir. Bir barış süreci, işçiler arasında ortak çıkarlar olan maaşlar, koşullar, kamu hizmetleri gibi noktalar etrafında birliği kolaylaştırabilir. Sendikacılık için bu birlik, güç sahibi olmanın anahtarıdır. Askeri harcamalar, toprakların tahrip edilmesi ve nüfusun yerinden edilerek göç ettirilmesi; istihdamı, kamu hizmetlerini ve yaşam koşullarını doğrudan etkiler. Biz sendikaların temel çıkarı, bu kaynakların savaş yerine sosyal politikalara ayrılmasındadır.”
‘Kaçınılmaz olarak barıştan yana tavır almalı’
İşçilerin haklarını savunmak için bu hakları kullanacak koşulları da savunmak gerektiğini belirten Mayka Solves Estaban, “Şunu belirtmek isterim ki sendikalar olarak bizler rolümüzün dışına çıkmıyoruz, aksine gücümüzü genişletiyoruz. Çünkü işçilerin haklarını savunmanın, aynı zamanda bu hakların kullanılmasını mümkün kılan siyasi ve sosyal koşulları savunmak anlamına geldiğini anlıyoruz. Savaş ortamında bu savunma, kaçınılmaz olarak bir barış sürecinden yana tavır almayı gerektirir” diye belirtti.







