Dönüşüm atölyesi: Önce erkek değişmeli

  • 09:01 28 Temmuz 2026
  • Güncel

  

Gülistan Gülmüş 
 
RIHA - "Demokratik Toplumun İnşasında Erkeğin Dönüşümü" atölyesine katılan erkekler, kadın özgürlüğünün erkek egemen zihniyetin aşılmasıyla mümkün olacağını ifade ederek, değişimin önce kişinin kendisinde ve evinde başlaması gerektiğini dile getirdi.
 
Barış ve Demokratik Toplum süreci, sahada toplumsal dönüşümü hedefleyen çalışmalarla derinleşiyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'taki çağrısının ardından Kürdistan ve Türkiye'nin birçok kentinde demokratik toplumun inşasına yönelik halk buluşmaları, komün tartışmaları ve erkek egemen zihniyetin dönüşümünü esas alan atölyeler gerçekleştiriliyor. Bu çalışmalar kapsamında Riha'da düzenlenen "Demokratik Toplumun İnşasında Erkeğin Dönüşümü" atölyesinde, demokratik toplumun erkeklik anlayışını nasıl dönüştüreceği tartışıldı. 
 
Demokratik toplumun inşasının erkek egemen zihniyetin dönüşümünden geçtiğini belirten Riha'daki atölye katılımcıları, erkeğin değişiminin neden zorunlu olduğunu anlattı.
 
‘Erkeğin korkusu, toplumda var olma meselesidir’
 
Müslüm Coşkun, erkek egemen sistem zihniyetinin çok uzun yıllar öncesine dayandığını belirterek, “İnsan doğası gereği vahşidir, insanı insan yapan sosyalleşmedir. Biz, benliğimizdeki egoyu kırdığımızda empati duygusu ve sevgi ortaya çıkar. Biz bunu hâlâ kırmış değiliz. Ataerkil sistemden baskıcı rejimlere, geçmişten günümüze yaşanan savaşların hepsinde erkek egemen sistemi yer almıştır. Erkeğin korkusu, toplumda var olma meselesidir. Bu baskıdan çekindiği için kadını baskılıyor. Öncelikle kendi iç egomuzdan arınmamız lazım. Kadın hareketini sadece kadınlara bağlayarak değil, kadın ve erkek olarak toplumsal bir dayanışmayla mücadele içine girmemiz lazım. Bunu daha evrensel bir nitelikle var etmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
 
‘Atölyelerin daha fazla olması lazım’
 
Erkek egemen sistemin kırılması için önce herkesin kendi evinde pratik yapması gerektiğinin altını çizen Müslüm Coşkun, “Kadın hareketi de Kürt hareketi ile başladı ve evrene yayıldı. Ancak ne yazık ki erkeklerin baskısı yüzünden kadınların çoğu hâlâ kendi farkına varamıyor. Bizim baskılarımız yüzünden kadın daha da korkar hâle geliyor. Kadına, ‘sen bu haklara sahipsin’ diyerek değil, daha geniş çaplı düşünmeliyiz. Bizim en büyük sorunumuz zihniyet sorunu. Bu sorunu aştığımızda daha aydınlık bir gelecek mümkün olacak. Bu tür atölyelerin daha fazla olması lazım. Bu tartışmaların yürütülmeye devam etmesi lazım. Dar açıdan baktığımız için göremediğimiz şeyleri birbirimize aktarmamız gerekiyor. Öz eleştiri vermemiz gerekiyor. En büyük sorunlarımızdan biri de bu” diye konuştu.
 
‘Başkanın pratiğini daha çok uygulamaya çalışacağız’
 
Seracettin Olgun da verilen erkeklik atölyelerinin yaşamlarına olumlu yönde etkisi olacağını kaydederken, farkındalığın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri ile oluştuğunu söyledi. Seracettin Olgun, “Bu atölyeleri güzel buluyorum. Bizler de bu parti sayesinde birçok şeyi aştık. Artık kadınlar ve erkekler eşit olsun diyoruz. Kadınlar baskı altında olmasın. Daha önce kadınlar hep baskı altındaydı. Başkan’la beraber kadınlar özgürleşmeye başladı. Kadınlar artık kendilerinin farkına vardılar ve irade sahibi oldular. Erkekliğin bir anda ortadan kalkabileceğine inanmıyorum çünkü ağır bir tahribatı var. Neolitik Çağ’dan bu yana erkeklik iktidarını sürdürüyor. Kürt hareketinin 50 yıllık varlığı içinde erkeklik kavramı ve pratiği biraz değişti. Bizler Başkan’ın pratiğini daha çok uygulamaya çalışacağız. Eşimle oturduğumuzda ortak yaşamı nasıl öreceğimizi konuşuyor, tartışıyoruz. Bu meseleyi evimizde de konuşuyoruz” dedi.
 
‘Din adı altında kadınlara tahakküm kuruluyor’
 
Zafer Akcan, İslam dininin alet edilerek kadınlar üzerinde büyük bir tahakküm kurulduğunu, erkeklik zihniyetinin yok edilmesi için ilk olarak bu tür anlayışlardan kopulması gerektiğini dile getirdi. Zafer Akcan, “Dinin kadın hakları üzerinde büyük bir etkisi var. Din toplumu diye bir grup var, ‘kadın hakları yok’ diyorlar. Adalet de hukuk da yok. Kadın öldürülüyor, birçok şey yapılıyor. Buna karşı erkek ve kadınların yeri farklı, herkes ona göre hareket etmeli diyerek, ‘bizler erkeğiz’ anlayışını bir hak meselesi hâline getiriyorlar. Her erkek başta evinde eşitsizliğe son vermeli. Kendi erkek arkadaşlarımızla da bunun üzerine sık sık tartışmalar yürütmeliyiz. Ben uzun zamandır bu partinin içerisindeyim. Herkes evinin içini bu tür programlara katarsa, bu tür tartışmalarda yer alırsa bu erkeklik de kırılır. Kadınlar eskiden bizim yüzümüzden izin almadan bir yere gidemiyorlardı” sözlerini kullandı.
 
‘Bu atölyeler daha fazla görülmeli’
 
Ramazan Demir ise, “Jin, jiyan, azadî” felsefesi etrafında özgür eş yaşam modelinin örgütlenmesi gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: “Bu atölyelerin çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bu tür atölyelerle erkeklik anlayışının değişmesi gerekiyor. Bu tür atölyeler sayesinde kadın hakları, ifade özgürlüğü gibi kavramların öneminin farkına varıyoruz. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ demeye devam etmeliyiz. Bu zihniyeti başta evimde uygulayarak başlamalıyım, sonra dört parça Kürdistan'a ve dünyaya yaymamız gerekiyor. Kadının olduğu her yer güzeldir. Bu atölyeler daha fazla görülmeli. Değişime çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Şiddet ve kadın katledilme vakaları çok fazla. Bu atölyelerle bu sistemin de değişeceğine inanıyorum.”