32 yıllık adalet arayışı: Failler bulunmadıkça yas bitmiyor

  • 09:04 17 Ağustos 2026
  • Güncel
Beritan Tunç
 
İZMİR - İzmir'de 5 Temmuz 1994’te kaybettirildikten sonra katledilen İkram Mihyaz'ın eşi Azize Mihyaz, cezasızlık politikalarının yas sürecini uzattığını ifade ederek, “Katiller kimse ortaya çıksın. Faillerle yüzleşmeden yasımızı yaşayamayacağız" dedi.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci yeni gelişmelerle devam ederken, Meclis'ten geçirilen "Kök Yasa"ya yönelik tartışmalarda sürüyor. Bu anlamda yakınlarını kaybeden ve yıllardır adalet talebinde bulunan ailelerin mücadelesi de sürüyor. Aileler süreç ile birlikte yıllardır süren adaletsizliklerin son bulmasını ve hakikat ile yüzleşme çağrısı yapıyor. 
 
Devletin Kürt halkına yönelik 1990’lı yıllarda sistematik olarak hayata geçirdiği imha ve inkâr politikalarının en ağır sonuçlarından biri olan zorla kaybettirmeler, faili meçhul katliamlar, işkence, köy yakmalar, zorunlu göç ve ajanlaştırma politikaları aradan geçen yıllara rağmen hakikatin üzerindeki perdeyi kaldırabilmiş değil. Binlerce kişi gözaltında kaybedilirken ve katledilirken, geride kalan aileler ise cezasızlık politikaları nedeniyle yıllardır aynı sorularla yaşamaya, adalet arayışını büyütmeye ve tamamlanamayan bir yasın yükünü taşımaya devam ediyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrıyla barışın ve çatışmasızlığın yeniden gündeme geldiği bu süreçte, toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşilmesi, kaybettirilenlerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması, faili meçhul katliamların aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasıyla mümkün olacağına dikkat çekiliyor.
 
5 Temmuz 1994’te İzmir'de kaybedildikten sonra katledilen İkram Mihyaz’ın katledilişinin üzerinden 32 sene geçti. Eşi Azize Mihyaz, sürdürdüğü hakikat ve adalet mücadelesini anlattı.
 
Adalet mücadelesindeki sürecin zaman içinde uzadığını söyleyen Azize Mihyaz, zaman aşımına uğradığı için kapanan dosyanın verdikleri mücadele sonucunda tekrardan açıldığını ancak bir süre sonra yeniden kapandığını ifade etti. Azize Mihyaz, “Avukatımız ile süreci yeniden başlatmayı düşünüyoruz. Dosyanın sonuçlanmasını istiyoruz. Kimin yaptığını öğrenmek istiyoruz. Kimin kaçırdığını, neden yaptığını bilmek istiyoruz. Eşim çok sakin, çok dürüst, çok iyi bir insandı. İşini çok seviyordu. Sendikacıydı. İzmir'deki ilk sendikayı o kurdu. Hiçbir sorunumuz yoktu. Sonradan öğrendiğimize göre herhâlde bir süre takip edilmiş. İki- üç ay takip edilmiş. Bir sabah saat 07.15'te işe gitmişti. Mevlana Camii durağındaydı. Oradan mı aldılar, başka bir yerden mi aldılar bilmiyoruz. Manisa Çiçekli Köyü'ne götürmüşler. Bunu köylüler söylüyor. Hemen köy muhtarına haber verilmiş. Muhtar da Bornova Karakolu'nu aramış. Oradan jandarma gitmiş. Nabzı hâlâ sıcaktı; daha yeni öldürülmüştü. Bornova Hastanesi'ne götürdüler. Ertesi gün sabah saat altı gibi kahveye haber gelmiş: ‘İkram vuruldu’ Ondan sonra akşama kadar bizim sokaktan polisler geçti. Beyaz taksilerle hiç durmadan dolaştılar. Gece saat bire, ikiye kadar sürdü. Bize sadece bir kez uğradılar. ‘İkram nerede, biliyor musunuz’ diye sordular. Biz de ‘İşe gitti, gelmedi’ dedik. Ertesi gün bize haber verildi, cenazeyi aldık" dedi.
 
'Yasımız sürüyor'
 
Geçen sürecin kendisi için oldukça zorlayıcı olduğunu belirten Azize Mihyaz, “Şimdi anlatıyorum ama yaşaması anlatıldığı gibi değildi. Ailecek çöktük. Benim için çok zor geçti. Hâlâ da öyle. İnsanlar gülerken ben gülemiyorum. Oğlum büyüdü, torunum var. Yıllar geçti. Oğlum babasının ses tonunu hatırlamıyor, nasıl biri olduğunu tam olarak bilmiyor. Yasımız da tamamlanmadı. Sonuçlanırsa belki tamamlanacak. Kim yaptı, kim ettirdi? Bunları öğrendiğimiz zaman belki ‘Tamam’ diyeceğiz. O zaman bitecek. Yasımızı yaşayacağız. Ben katillerin bulunmasını istiyorum. Kim yaptıysa; devlet mi, başka biri mi; ortaya çıksın istiyorum. Katili bulunsun. Yapan insanlarla yüzleşmek istiyorum" diye belirtti. 
 
'Bu kadar insan nerede?’
 
Binlerce insanın benzer acılar yaşadığını söyleyen Azize Mihyaz, isimler değişse de faillerin aynı olduğunu vurguladı. Seneler geçmesine rağmen kayıpların akıbetinin ortaya çıkmamasının kabul etmediklerini dile getiren Azize Mihyaz, “Eğer öyle olmasa, iki komşu kavga ettiğinde ambulans da geliyor, polis de geliyor, insanlar yakalanıp götürülüyor. Ama bu kadar insan ölmüş, kaybolmuş ya da bulunamamış. Hiç bulunamayan insanlar var. Nerede bu insanlar? Kim saklıyor onları? Kim kapattı bu dosyaları? Neredeler? Hani derler ya, ‘Nerede bu devlet?’ Devlet arasın, bulsun. Katiller kimse ortaya çıkarsın. Bu kadar insan nerede?" diye sordu.