SOHR: 8 ayda 118 kadın yaşamını yitirdi

  • 13:06 4 Eylül 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - SOHR, yılın ilk 8 ayında Suriye’de 118 kadının yaşamını yitirdiğini açıkladı. 
 
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), yılın başından Ağustos ayının sonuna kadar Suriye’nin farklı bölgelerinde 118 kadının yaşamını yitirdiğini belgeledi. 
 
Kadınlar; katliam, silahlı saldırılar, mezhepsel infazlar, iç çatışmalar ve rastgele açılan ateşin yanı sıra savaş kalıntıları, bombardımanlar, bombalar ve patlayıcı düzenekler nedeniyle yaşamını yitirdi. Toplu mezarlarda bulunan kadınların da verilere dahil edildiği belirtildi.
 
Veriler, kadınların doğrudan güvenlik olaylarından savaşın geride bıraktığı patlayıcılara ve silahlı şiddete kadar farklı tehditlerle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Toplu mezarlarda 6 kadına ait kalıntıların bulunmasının yanı sıra bazı kadınların bilinmeyen koşullarda yaşamını yitirdiği kaydedildi.
 
SOHR'un dün yayımladığı verilere göre, kadınların en fazla yaşamını yitirdiği kent 37 kadınla Helep oldu. Helep’i 17 kadınla Şam kırsalı ve 11 kadınla Humus izledi.
 
Diğer kentlerdeki veriler ise şöyle sıralandı: Rakka 8, Süveyda 8, Hesekê 7, İdlib 6, Dêrazor 6, Lazkiye 5, Hama 4, Şam 3, Dera 3 ve Tartus 3.
 
Kadınların en fazla katledildiği ay ocak oldu
 
Aylara göre dağılımda en yüksek sayı 33 kadınla ocak ayında kaydedildi. Temmuz ayında 16, Mayıs ve Şubat aylarında 15’er, Haziran ayında 13, Ağustos ayında 10, Nisan ayında 9 ve Mart ayında 7 kadın yaşamını yitirdi.
 
‘Şiddet farklı biçimlerde yansıyor’
 
SOHR, ülkenin güvenlik ve istikrarın sağlanmasının beklendiği yeni bir döneme girdiğini ancak 8 ayda 118 kadının yaşamını yitirmesinin, savaşın etkilerinin çatışmaların sona ermesiyle ortadan kalkmadığını ve şiddetin farklı biçimlerde sivillerin yaşamını etkilemeye devam ettiğini ortaya koyduğunu belirtti. Gözlemevi, söz konusu verilerin yeni dönem açısından bir uyarı niteliğinde olduğunu vurguladı. İhlallerin durdurulması ve sorumluların hesap vermesinin yanı sıra kadınların korunmasının ve karar alma mekanizmalarındaki temsillerinin güçlendirilmesinin devletin yeniden inşa sürecinin somut bir parçası olması gerektiğini kaydetti.