Kayıp yakınlarından adalet talebi
- 14:41 11 Temmuz 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Amed, Êlih ve Colemêrg'de bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, adalet talep etti.
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından, kayıpların akıbetini sormak, faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla üç kentte düzenlenen eylemler bu hafta da sürdü.
Amed
Amed’te İHD ve kayıp yakınlarının eylemlerinin 909’uncu haftasında Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelindi. Kayıpların fotoğraflarının yer aldığı pankartı açan kayıp yakınları, 1994 tarihinde katledilen İkram Mihyaz için adalet istedi.
İkram Mihyaz’ın hikâyesini paylaşan İHD Kayıp Komisyonu’ndan Berfin Elçi, İkram Mihyaz’ın 2 Mart 1994’te İstanbul’da gerçekleştirilen Tüm Bel-Sen Genel Merkez Kongresi’nin ardından İzmir’deki görevine döndüğünü, sendikal hakların savunulması konusunda yürüttüğü çalışmalar nedeniyle baskılara maruz bırakıldığını söyledi. İkram Mihyaz’ın 5 Temmuz 1994 tarihinde işine gitmek üzere evinden ayrıldığı sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiğini dile getiren Berfin Elçi, İkram Mihyaz’ın İzmir Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şubesi'nin kurucuları arasında yer aldığını, daha sonra şube başkanlığı görevini üstlendiğini ve kamu emekçilerinin sendikal örgütlenme mücadelesinde aktif rol aldığını ifade etti.
Berfin Elçi, katliamın ardından başlatılan soruşturmada, aile ve avukatların yaptığı tüm hukuki başvurulara rağmen dosyada somut bir ilerleme sağlanamadığının belirten Berfin Elçi, faillerin kimliklerinin tespit edilmediğinin ve dosyanın "faili meçhul" olarak kaldığının vurgulandığını aktardı. Berfin Elçi, aradan kaç yıl geçerse geçsin İkram Mihyaz için adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
Êlih
İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 745’inci haftasında da Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilen ve faili meçhul bir şekilde katledilen yurttaşların fotoğraflarının açıldığı eylemde, 10 Temmuz 1994 tarihinde Êlih merkez Zorava (Soğuksu) Mezrası'ndaki evinden maskeli ve silahlı kişiler tarafından götürülen İbrahim Çelik ve peşlerinden giden oğlu Edip Çelik’in akıbeti soruldu.
İbrahim Çelik ve oğlu Edip Çelik'in hikâyesini İHD Şube Eşbaşkanı Ahmet Şiray okudu: “Kayıp İbrahim Çelik’in eşi Medrese Çelik, oğlu ile beraber eşinin kayboluş hikâyesini şöyle anlatıyor: Eşim İbrahim Çelik ve oğlum Edip Çelik Batman merkeze bağlı Zorava köyünde ikamet ederken Temmuz 1994 tarihinde gece saat 20.00 sularında sivil giyimli, uzun namlulu silahlı 4 kişi evimize gelerek eşim İbrahim ve oğlum Edip’i sordular. Eşim ve oğlum dışarı çıkıp onlarla görüştükten sonra birlikte bahçeye indiler. Bahçede konuşurlarken ben de onlara bir şeyler ikram etmek için içeri girdim. Takriben 15 dakika sonra bahçeye indiğimde kimseyi bulamadım. Komşulara sordum, onlardan da gören olmamıştı. Ertesi gün Batman İl Jandarma Karakolu'na gidip yazılı başvuruda bulundum. Dünden beri eşim ve oğlum kayıp, onlardan bir haber alamadım. Gözaltında olup olmadığını sordum. Bana verilen cevap, ‘İbrahim ve Edip Çelik bizde gözaltında değiller, bu isimdeki kişileri görmedik’ diye oldu. O günden beri eşim ve oğlum kayıp. Sağ ya da ölü kendilerinden bir haber alamadım. Kaybettiklerimize ait birer mezarları olsa belki bu acıyı kabullenirdim. Maalesef acımız ilk günkü gibi taze. Aile daha sonra olayla ilgili Hizbullahçıların isimlerini vererek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak ailenin bütün başvuruları sonuçsuz kaldı. İbrahim Çelik ve Edip Çelik’ten bir daha haber alınamadı.”
Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.
Colemêrg
İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 235'inci haftasında Colemêrg'in Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Eylemde, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" pankartı açılırken, kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. Açıklama metnini İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Sibel Çapraz okudu. Bu hafta gerçekleştirilen eylemde Colemêrg'in Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde 1999 yılında evinde katledilen Abdulrezak Erdoğan'ın failleri soruldu.
Abdulrezak Erdoğan’ın hikâyesi şöyle: "Umut Kitabevi'nin bombalanmasının sanıklarından, dönemin generalleri tarafından 'iyi çocuk' olarak adlandırılan astsubay Ali Kaya, bölge halkına uzun yıllar boyunca büyük acılar çektirdi. Sınırsız yetki ve ilgililerin koruma zırhı ile tüm bölgeye nam salmış Astsubay Ali Kaya, bölgeye has giyilen kıyafetlerle köylerde dolaşıyor, insanları göz hapsine alıyor, taciz ediyor ve nihayetinde ortadan kaldırıyordu. Hayvancılıkla uğraşan Abdulrezak Erdoğan’ı göz hapsine aldı. Evinin hemen yanı başına iki kere bomba koyuldu. Astsubay Ali Kaya, defalarca Abdulrezak Erdoğan’ı bizzat akrabalarının yanında telefonla arayarak tehdit etti.
16 Temmuz 1999 tarihinde yöresel kıyafet giymiş bir grup, gece yarısı köyün içine geldi. Aralarında 'Bu taraftan gideceğiz, işte şu ev, iyice bakın' gibi konuşmalar yapan grup, Abdulrezak Erdoğan’ın evinin önüne geldi. Ev, topraktan ve tek katlıydı, odalar yere yakındı. Gece saat 02.00 sularında evin etrafında yine bir durum olduğunu anlayan Abdulrezak Erdoğan, pencere dibindeki yatağından perdeyi kaldırdı. O esnada pencerenin önündeki kişiler Erdoğan’ı 7 kurşun ile katletti. Yatağında kanlar içinde kalan Erdoğan’ın ailesi kapıya doğru yönelince yöresel kıyafetli, ama ayaklarında postal olan kişiler kaçmaya çalıştı. Ambulansa ve yetkililere haber verilmesine rağmen jandarma sabah saat 06.00 sularında eve geldi. Yerdeki tüm kovanlar toplatıldı, otopsi yapılacağı gerekçesiyle cenaze evden alındı ve Şemdinli Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Hiçbir işlem yapılmadan cenaze aileye teslim edildi. Hemen akabinde eve sürekli olarak tehdit mesajları gelmeye başladı. Bir mesajda, 'Bu olayı kapatın, soran soruşturan olursa akıbeti Abdulrezak gibi olur' denildi. Evinde 7 kurşun ile katledilen Abdulrezak Erdoğan için hiçbir adli araştırma yapılmadı ve dava açılmadı."







