Rojava Devrimi: İnşa edilen 14 yıllık özgürlük mücadelesi

  • 09:04 18 Temmuz 2026
  • Güncel
Jiyan Gencan
 
KOBANÊ - Kadın özgürlüğünü toplumsal yaşamın merkezine yerleştiren 19 Temmuz Rojava Devrimi, 14'üncü yılında elde ettiği kazanımları koruma mücadelesi veriyor. Eşbaşkanlık sisteminden kadın öz savunma güçlerine uzanan devrimin kazanımları, bugün yeni Suriye tartışmalarının da merkezinde yer alıyor.  
 
Ortadoğu'da savaşların, erkek egemen yönetimlerin ve kadınların kamusal yaşamdan dışlandığı bir dönemde başlayan 19 Temmuz Rojava Devrimi, aradan geçen 14 yılda kadın özgürlüğünü toplumsal yaşamın merkezine yerleştiren bir toplumsal dönüşüme dönüştü. Kadınların öncülüğünde inşa edilen eşbaşkanlık sistemi, kadın öz savunma güçleri ve demokratik toplum modeli bugün yalnızca Rojava'nın değil, yeni Suriye tartışmalarının da en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
 
Abdullah Öcalan'ın fikir ve felsefesi temelinde geliştirilen 19 Temmuz Rojava Devrimi, yıllar içerisinde halkların ve kadınların özgürlük devrimine dönüştü. Kadınların mücadelesi, fedakârlığı ve iradesiyle siyasi, toplumsal ve güvenlik alanlarında önemli kazanımlar yaratan devrim, bugün çok sayıda engelle karşı karşıya olsa da aynı fikir ve felsefe doğrultusunda kazanımlarını koruma ve geliştirme mücadelesini sürdürüyor.
 
19 Temmuz Rojava Devrimi, Kürtlerin yakın tarihindeki en önemli gelişmelerden biri olmasının yanı sıra Ortadoğu'da derin dönüşümler yaratan devrimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu devrim, yalnızca siyasi bir değişim değil; demokratik, özgür ve eşitlikçi bir toplum inşasını hedefleyen toplumsal, kültürel ve felsefi bir yaşam tarzı olarak da öne çıkıyor.
 
Neden ‘Kadın Devrimi’?
 
 
19 Temmuz Devrimi'ni Ortadoğu'daki diğer toplumsal dönüşümlerden ayıran en önemli özellik, kadın özgürlüğünü devrimin temel ilkesi olarak kabul etmesi oldu. Bu nedenle birçok araştırmacı ve kadın hareketi tarafından bu süreç "Kadın Devrimi" olarak tanımlanıyor. Rojava tarihinde ilk kez kadınlar yalnızca devrimin destekleyicileri olmadı. Kadınlar; yönetici, karar verici, savaşçı, öğretmen, siyasetçi ve yeni sistemin kurucuları olarak toplumsal yaşamın her alanında yer aldı. Bu dönüşüm, Kürt kadınların uzun yıllara dayanan mücadelesi ve örgütlenmesinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
 
Devrimin ardından toplumsal demokrasi, eşbaşkanlık sistemi, kadın özgürlüğü ve halkların kardeşliği ilkeleri üzerine kurulu Demokratik Özerk Yönetim modeli inşa edildi. Savaş, ambargo ve sürekli saldırılara rağmen varlığını sürdüren bu model, dünya kamuoyunun da dikkatini çekti.
 
Devrim nasıl başladı?
 
2011 yılında Arap ülkelerinde başlayan halk ayaklanmalarının ardından Suriye de siyasi ve askeri kriz sürecine girdi. Ülkenin birçok kentinde Baas rejimine karşı protestolar düzenlenirken, hükümetin sert müdahaleleri iç savaşı derinleştirdi. Bu süreçte Rojava farklı bir tabloya sahipti. Kürtler onlarca yıldır temel haklarından mahrum bırakılmıştı. Çok sayıda kişi vatandaşlık hakkından yoksun bırakılmış, Kürtçe eğitim yasaklanmış, Kürtçe yer isimleri değiştirilmiş ve bölgede Araplaştırma politikaları uygulanmıştı. Bu nedenle Kürtler uzun yıllar boyunca örgütlenme ve öz savunma temelinde çalışmalar yürüttü.
 
Devrimden önceki on yıl içerisinde çok sayıda komite, meclis ve toplumsal örgütlenme gizli ya da yarı gizli biçimde oluşturuldu. Amaç, koşulların değişmesi halinde toplumun kendi kendisini yönetebilmesi ve oluşabilecek yönetim boşluğunu doldurabilmesiydi.
 
Devrimin ilk kıvılcımı: Kobanê
 
 
19 Temmuz 2012'de Kobanê'de rejim güçleri birçok resmi kurumdan çekildi. Bunun ardından öz savunma güçleri ve bölge halkı yönetim kurumlarını düzenli bir biçimde devraldı. Bu tarih, resmi olarak Rojava Devrimi'nin başlangıcı olarak kabul edildi.
 
Takip eden günlerde süreç Efrîn ve Cizîrê bölgelerine yayıldı. Birçok kentte büyük çatışmalar yaşanmadan yerel yönetimler halk tarafından oluşturulan kurumlara devredildi. Temel amaç, ne bir yönetim boşluğu oluşması ne de bölgenin savaş ve kaos ortamına sürüklenmesiydi.
 
Bu devrimin en önemli özelliklerinden biri, merkezi bir iktidar modeli yerine toplumun örgütlenmesine öncelik vermesiydi. Bu doğrultuda komünler, mahalle meclisleri, kent meclisleri ve sivil kurumlar oluşturularak halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımı sağlandı.
 
Kadınlar neyi değiştirdi?
 
Rojava Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasetten ekonomiye, eğitimden öz savunmaya kadar yaşamın tüm alanlarında özne haline geldi. Kadın özgürlüğü ilkesi temelinde eşbaşkanlık sistemi hayata geçirilirken, kadın meclisleri ve kadın akademileri kuruldu. Kadınların toplumsal yaşamda eşit temsiliyetini esas alan eşbaşkanlık sistemi, devrimin en önemli kazanımlarından biri olarak kabul ediliyor. Her kurumun bir kadın ve bir erkek tarafından birlikte yönetilmesini öngören sistem, kadınların karar alma mekanizmalarında etkin rol üstlenmesini sağladı. Kadınların ekonomik alanda güçlenmesi amacıyla kooperatifler kuruldu, Jineoloji çalışmalarıyla kadın özgürlük paradigması toplumsal yaşamın merkezine taşındı.
 
Kobanê direnişi kadınların görünürlüğünü artırdı
 
Rojava Devrimi'nin dünya kamuoyu tarafından tanınmasında Kobanê direnişi önemli bir dönüm noktası oldu. Özellikle Kadın Savunma Birlikleri'nin (YPJ) DAİŞ'e karşı yürüttüğü mücadele, kadınların öz savunma hakkına ilişkin tartışmaları da dünya gündemine taşıdı. Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), bölgenin savunulmasında önemli rol üstlenirken, YPJ'nin kurulması Ortadoğu'da ilk kez kadınlardan oluşan bağımsız bir askeri gücün örgütlenmesi açısından tarihi bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Kobanê direnişiyle birlikte Kürt kadınların mücadelesi uluslararası alanda görünürlük kazandı. YPJ, askeri bir güç olmanın yanı sıra kadınların öz savunma iradesinin sembollerinden biri haline geldi.
 
14 yıl sonra Rojava Devrimi
 
 
Aradan geçen 14 yılda Rojava Devrimi, Ortadoğu'da kadın özgürlüğünü toplumsal yaşamın merkezine alan en önemli deneyimlerden biri olarak varlığını sürdürüyor. Ancak devrim bugün yeni siyasi ve askeri tartışmalarla karşı karşıya bulunuyor.
 
Suriye'de Baas rejiminin sona ermesinin ardından başlayan yeni siyasi süreçte ülkenin geleceği tartışılırken, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin statüsü de en önemli başlıklardan biri haline geldi. Kadınların 14 yılda elde ettiği kazanımların yeni Suriye'nin inşasında nasıl yer alacağı ise tartışılmaya devam ediyor.
 
Kadın kazanımları tartışmaların merkezinde
 
Bugün kadınlar, elde edilen kazanımların yalnızca Rojava için değil, demokratik ve çoğulcu bir Suriye'nin inşası açısından da korunması gerektiğini belirtiyor. Eşbaşkanlık sistemi, kadın meclisleri, kadın akademileri ve kadın öz savunma güçleri devrimin en önemli kazanımları arasında yer alırken, kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsiliyetinin geleceği de siyasi tartışmaların merkezinde bulunuyor.
 
YPJ'nin statüsü tartışılıyor
 
Bugün en önemli tartışma başlıklarından biri de Kadın Savunma Birlikleri'nin statüsü. DAİŞ'e karşı yürüttüğü mücadeleyle dünya genelinde tanınan YPJ'nin, Suriye'de oluşturulması planlanan yeni askeri yapılanmada nasıl yer alacağı henüz netlik kazanmış değil. Şam yönetimi tüm silahlı güçlerin merkezi bir askeri yapı altında toplanmasını savunurken, kadınlar ise YPJ'nin yalnızca askeri bir güç olmadığını, aynı zamanda kadınların öz savunma iradesi ve devrimin temel kazanımlarından biri olduğunu vurguluyor.
 
Mücadele sürüyor
 
Aradan geçen 14 yılda 19 Temmuz Rojava Devrimi, kadınların siyasi temsiliyetle beraber, öz savunmasını, ekonomik ve toplumsal örgütlenmesini de merkeze alan bir toplumsal dönüşüme dönüştü.
 
Savaşlar, siyasi krizler ve statü tartışmalarına rağmen kadınların öncülüğünde inşa edilen kazanımların korunması ve geliştirilmesi mücadelesi sürüyor. Rojava'da kadınlar, kadın özgürlüğü ve demokratik toplum anlayışının yeni Suriye'nin inşasında vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak, 19 Temmuz Devrimi'nin ortaya çıkardığı kazanımları savunmaya devam ediyor.