Sîhiyan’da taş evlerin gölgesinde zorlu yaşam

  • 09:04 29 Ağustos 2026
  • Emek/Ekonomi
SÊRT - Geçim sıkıntısı nedeniyle yıllarca zozanlara çıkan ve mevsimlik tarım işçiliği yapan Kesra Tilki, bu yıl da dolu nedeniyle ürünlerinden verim alamadıklarını söyledi.
 
Sêrt’in Misirc (Kurtalan) ilçesine bağlı Sîhiyan (Bağlıca) köyü, asırlık taş evleri ve evlerin arasından geçen tünelli sokaklarıyla geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Ancak köyün kendine özgü mimarisinin ardında, geçim sıkıntısı, mevsimlik işçilik ve üretimde yaşanan kayıplarla şekillenen zorlu bir yaşam bulunuyor. Buğday, arpa ve kırmızı mercimek üretiminin yanı sıra küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler, yıllar içinde ekonomik nedenlerle farklı kentlere mevsimlik tarım işçisi olarak gitmek zorunda kaldı.
 
Köyde yaşayan Kesra Tilki’nin yaşamı da bu mücadelenin izlerini taşıyor. Çocuklarını büyütürken ağır yoksullukla karşı karşıya kalan Kesra Tilki, ailesinin geçimini sağlayabilmek için 7 yıl boyunca zozanlara çıktı, ardından farklı kentlere pamuk toplamaya gitti. Köyün içinde bulunan karakol nedeniyle çocuklarına dahi rahatça seslenemedikleri bir dönem yaşadıklarını belirten Kesra Tilki,  bugün koşulların geçmişe göre kısmen iyileştiğini ancak üretimdeki sorunların sürdüğünü söyledi. Hayvanlarını sattıktan sonra tarıma yöneldiklerini anlatan Kesra Tilki, son 2 yıldır dolu nedeniyle üzüm, badem, sumak ve armut gibi ürünlerden verim alamadıklarını dile getirdi.
 
‘Her türlü zorluğu yaşadık’
 
Kesra Tilki, önceden köyde çocuklarına bile seslenemediklerini söyleyerek, “Köy güzel ama köyde bir gelirimiz yok. Çok fazla zorluk yaşadım. Çocuklarım küçüktü, bir gelirimiz yoktu. Bazen sadece salatalık soyup onlara veriyorduk. Şimdi ekonomik durumumuz eskiye göre daha iyi. 300-400 tane keçi ve koyunumuz vardı. 7 yıl boyunca Zozanlara gittik. Zozandan sonra Anadolu’ya pamuk toplamaya gittik. Her türlü zorluğu yaşadık” diye belirtti. 
 
‘Çocuklarımıza seslenemiyorduk’
 
Kürtlerin hiçbir zaman rahat bir şekilde yaşayamadığını belirten Kesra Tilki, “Köyümüzün içinde karakol vardı. Çocuklarımıza bile seslenemiyorduk. Karakol şu an en tepeye taşındı. Hayvanlarımızı sattık. Şimdi sadece buğday, mercimek ve fıstık ekiyoruz. Normalde üzümlerimiz de var ama dolu vurduğu için hiçbir şey kalmamış. Üzüm, badem, sumak ve armut vardı ama dediğim gibi, dolu vurduğu için iki senedir pek bir ürün elde edemiyoruz” diye konuştu.