DEM Parti Sözcüsü: Mutlak butlan süreci gölgelemeye yöneliktir

  • 13:05 23 Mayıs 2026
  • Siyaset
ANKARA - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararına ilişkin, “Bu karar, Türkiye’nin demokratik geleceğine dönük doğrudan bir müdahale. Dolayısıyla demokratik siyaset alanına yönelen bir karar olarak görüyoruz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük adımlar olarak değerlendiriliyor” dedi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), CHP’nin 21 Mayıs’ta 37. Kurultayı’nı iptal eden “mutlak butlan” kararına ilişkin dün olağanüstü Merkez Yürütme Kurulu toplantısı aldı. Değerlendirmelerin ardından bugün DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, genel merkez binalarında basın açıklaması gerçekleştirdi.
 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını tanıyıp tanımayacaklarına ilişkin ise Ayşegül Doğan, hiçbir muhalefet partisinin parçalanmasından yana olmadıklarını, CHP’nin ortaya koyacağı tutum ve yol haritasına göre kendilerinin de buna göre tutum alacağını ifade etti. Ayşegül Doğan, CHP’ye yönelik ziyaretin ise program uygunluğuna göre kurullarında tartışacaklarını belirtti.
 
‘İlkemiz demokrasi saldırılarının karşısında olmak’
 
MYK toplantısında “mutlak butlan” kararını ve olası yaratacağı riskleri ve sonuçları tartıştıklarını ifade eden Ayşegül Doğan, kararın hukuka aykırı olduğunu söyledi. Ayşegül Doğan, “DEM Parti olarak ilkesel tutumumuz dün olduğu gibi bugün de demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında yer almaktır. Bunu geçmişten bugüne hep bu şekilde düstur edindik, bundan sonra da böyle olacak. Dolayısıyla mutlak butlan kararı yalnızca bir siyasi partinin yönetimini, delegelerini ya da ona gönül veren milyonlarca seçmeni değil, demokrasiyi esastan etkilediği için hepimizi, tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Sorun yalnızca bir siyasi partinin geleceği veya tırnak içerisinde hukuki varlığı ile ilgili değildir. Mesele Türkiye’nin demokrasi meselesi. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Yarın herhangi bir belediyenin de aynı şekilde geleceğine, yapacaklarına, kararlarına müdahale edilebilir demektir. Halk iradesi doğrudan müdahaleye açık hale getiriliyor. Bu karar, Türkiye’nin demokratik geleceğine dönük doğrudan bir müdahale. Bu yüzden sadece CHP’ye değil, böyle değerlendirmek eksik kalır; ya da sadece CHP’nin iç meselesiymiş gibi görmek değil, daha geniş bir açıdan nasıl bir öngörülemezlik yaratabileceğini de iyi değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla demokratik siyaset alanına yönelen bir karar olarak gördüğümüzü de ifade etmek isterim” diye konuştu.
 
‘Süreci gölgelemeye dönük adımlar’
 
Sürecin tam ortasındayken CHP belediyelerine yönelik 19 Mart operasyonlarının da gerçekleştirildiğini söyleyen Ayşegül Doğan, “Bir yandan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni konuşurken, bir yandan 27 Şubat 2025 çağrısı konuşulurken ne oldu? 19 Mart operasyonları başladı. Şimdi de yasal düzenlemeleri tartışmaya başladığımız, hatta eşiğine geldiğimizi düşündüğümüz bugünlerde alınan mutlak butlan kararı açıkça Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni gölgelemeye dönük adımlar olarak değerlendiriliyor. Bizim tarafımızdan böyle değerlendiriliyor. Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz. Hepimizin bu konuda karamsarlıktan çok iyimserliğe, umuda ihtiyacı var. Güvensizliğe değil, güvene ihtiyacı var, inançsızlığa değil inanç duymaya ihtiyacı var. Toplumsal barışı sağlama çabalarının yoğunlaştığı böylesi tarihsel bir dönemde hukuk dışı her karar, her uygulama anti-demokratik, her gölge ancak ve ancak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne olan inançsızlığı büyütür ve kutuplaştırmayı arttırır. Dolayısıyla yargı, siyasi alanı düzenlemenin ya da muhalefeti şekillendirmenin aracı olmamalı. Artık siyasetin emrinde yargı görüntüsünden Türkiye kurtulmalı. Yargının görevi hukukun üstünlüğünü korumaktır. Milyonlarca seçmenin demokratik iradesine ve siyasi tercihini yok saymak değil” diye belirtti.
 
‘Olduğumuz taraf demokrasidir’
 
Devamında ise Ayşegül Doğan şunları söyledi: “Bütünlüklü muhalefet yine demokratik ülkelerde olur ve muhalefet sadece demokrasilerde vardır. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin de bu zor günleri bütünlüklü duruşunu koruyarak yine bütünlüklü bir şekilde aşacağına inanıyoruz. Tekrar etmek isterim ki, DEM Parti olarak her zaman demokrasi ve hukukun yanında olduk. Dün de öyleydi, bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Mücadelemiz adil, özgür, eşit, demokratik bir yaşam için. Hepimizin soluk alabileceği, hepimizin eşit bir şekilde soluklanabileceği bir ülke için. O yüzden bizim tarafımız net. Demokrasi, demokrasi, demokrasi. İşte olduğumuz taraf tam olarak burası. Bu ülkede yüreği demokrasiyle atan milyonlarca yurttaşla bir aradayız, yan yanayız. Bir arada ve yan yana olmaya devam edeceğiz.
 
İmralı ziyareti
 
Yakın zamanda, yani bayramdan önce DEM Parti İmralı heyeti Sayın Öcalan'la İmralı Adası'nda bir görüşme gerçekleştirecek mi sorusuydu. Onu da hemen yanıtlayayım isterseniz. Beklentimizin bu yönde olduğunu söylemiştik. Bir aksilik olmazsa İmralı heyetimiz pazar günü İmralı'da Sayın Öcalan ile görüşmeyi planlıyor. Umarız bir aksilik olmaz ve bu görüşme gerçekleştirilebilir. Bu havada da olsa, bu koşullarda da olsa moralimizi yüksek tutup, umuda sarılarak bayrama gidiyoruz malum. Bayram tadında gerçekten günler yaratmak için Türkiye'de mücadeleyi birlikte yükseltmeye devam edeceğiz diyorum.”