Halide Türkoğlu: Sayın Öcalan’ın özgürlüğü milyonların talebi oldu

  • 15:03 26 Mart 2025
  • Siyaset
 
 
ANKARA- Kadın gündemine dair gelişmeleri değerlendiren DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının derhal oluşturulması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması milyonların da talebi olmuştur. Bu talebe sessiz kalınmamalı ve derhal bu şartların oluşması için adım atılmalıdır” dedi.  
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. 
 
DEM Parti Kadın Meclisi üyesi ve Eş Genel Başkan Yardımcıları Sevtap Akdağ’ın ilk duruşmasının dün görüldüğünü ve tahliye edilmediğini belirten Halide Türkoğlu, iyi hal indirimlerini nasıl ve kimlere uygulandığını çok iyi bildiklerini kaydetti. Bir aya aşkındır HDK’ye yönelik operasyonda, Semiha Şahin, Esengül Demir, İlknur Menengiç ile birlikte otuz kişinin cezaevinde tutulmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti. Halide Türkoğlu, “Ne HDK kriminalize edilebilinir ne de tutuklanan arkadaşlarımız. HDK, kadınların birleşik mücadele ettiği bu toplumun demokratikleşmesinin yegane kurumudur. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.  
 
‘Bu yolun kolay olmadığını biliyoruz’
 
Kadın özgürlük mücadelesi, demokrasi, eşitlik mücadelesi ve emek mücadelesi veren kadınlara yargı sopasını gösterenlerin kadın mücadelesini tanıyamadığını ifade eden Halide Türkoğlu, “Bizler özgürlük ve eşitlik için çıktığımız bu yolun kolay olmadığını biliyoruz. Bizler bin yıllardır süren erkek egemen zihniyetin kodlarıyla yolumuza çıkan engebeleri aşarak, binbir emek ve bedel ödeyerek bugünlere geldik. Ve bugün de bu engeller karşısında direniş ve örgütlülüğümüzü büyüterek mücadelemizi yükseltiyoruz. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi bu kararlılıkla yürütüyoruz. Onurlu barış talebimizi bu inançla yürütüyoruz” diye belirtti. 
 
Çağrıyı en çok kadınlar sahiplendi 
 
“27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısı etrafında kenetlenen kadınların iradesi bunun göstergesidir” diyen Halide Türkoğlu, “Bu çağrıyı en çok da biz kadınlar sahiplendik ve sahiplenmeye devam edeceğiz. Barış ve Demokratik Topluma giden yolu kadınlar öncülüğünde öreceğiz. Bu topraklarda savaş siyasetinin acısını ve sonuçlarını en ağır şekilde yaşayan biz kadınlarız. Bir yerde savaş varsa, şiddet varsa o yerde derinleşerek artan kadına yönelik şiddet vardır. Sınırsız emek sömürüsü, derinleşen kadın yoksulluğu vardır. Zorla yerinden edilme, ırkçılığın hedefi olma hali vardır. İşte biz kadınlar tüm bu savaşın, yoksulluğun, işsizliğin, sömürünün karşısında Barış ve Demokratik Toplum çağrısı etrafında kenetlenerek 8 Mart alanlarına, meydanlarına aktık. Cinsiyetçi, milliyetçi, kutuplaştırıcı, militarist siyasete karşı ‘Kadın Özgürlük Mücadelesiyle Barışı Örgütlüyoruz’ şiarıyla onurlu barıştaki ısrarımızı en güçlü şekilde haykırdık” sözlerini kullandı.  
 
‘Ortak barış dili için çalışmalarımıza başladık’
 
Kürt sorunun demokratik çözümünün sağlanması için DEM Parti Kadın Meclisinin üzerinde düşen sorumluluğu en güçlü şekilde yerine getirmeye devam ettiğine vurgu yapan Halide Türkoğlu, “Bizler DEM Parti Kadın Meclisi olarak bu görev ve sorumlulukla çalışmalarımızı bir adım daha öteye götürdük. Bunun için önceliğimiz bu topraklarda ortak barış dilinin oluşturulmasıdır. Siyasetin kutuplaştırıcı, erkek egemen dilinin karşısında siyasetin asıl özneleri olan kadınların ortak barış dili ve söyleminin en güçlü şekilde hem mecliste hem sokakta hem de bulunduğumuz her yerde oluşması için çalışmalarımıza başladık” ifadelerini kullandı. 
 
Siyasi partilere yönelik ziyaretler 
 
Halide Türkoğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Kürt sorununun demokratik çözümünün sağlanacağı yer demokratik siyaset alanlarıdır, meclistir diyerek, Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin kadın yapıları ile bir araya geldik. Yaptığımız her görüşmede bu görüşme talebimizdeki amacımızı anlattık. Barışın toplumsallaşması için ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı siyasete karşı barışın dilini neden savunmamız gerektiği noktasında karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Hangi siyasi partiden olursa olsun içerisinde kadınların sesinin, sözünün, iradesinin olmadığı bir çözümün eksik olacağı noktasında fikirlerimizi sunduk. Ziyaret ettiğimiz her siyasi partinin kadın yapıları tarafından büyük bir nezaketle karşılandık ve yine memnuniyetle yanlarından ayrıldık. Tekrardan siyasi partilerin kadın kolları başkanları başta olmak üzere tüm kadın vekillerine teşekkür ediyorum. Görüşmelerde özetle açığa çıkan sonuç, barışın inşasının kadınlar için büyük önemde olduğu, barış inşasında kadın haklarının ve eşitliğinin mücadelesi daha fazla gündem olacağı vurgulandı. Kadınların parlamento zemininde aktif rol alması gerektiği özellikle belirtildi. Kadın dilinde siyaset yürütmenin önemi karşılıklı bir şekilde belirtildi. Ve yine bu görüşmelerin devam etmesinin önemi dile getirildi. Bu görüşmeler elbetteki kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu görüşmeler aynı zamanda farklılıklarımızla bir arada özgür ve eşit yaşayabileceğimize olan inancımızla gerçekleştirilmiştir. 
 
Gündemlerimizi oluşturacağız
 
Demokratik siyasette kadınların özne olması, demokratik toplumun inşasının da olmazsa olmazıdır. Kadına yönelik şiddet ve katliamlara karşı dayanışmayı büyütmenin yollarıdır. Kürt sorununda demokratik çözüm diyerek, bu sorunu şiddet ve çatışma zemininden hukuksal zemine getirecek olan öncü güç kadınların ortak barış dilini oluşturmasıdır. Kadınların ortak barış dilini oluşturması, tıkanan dönemlerin açılmasında yol gösterici de olacaktır. Elbette ki görüşmelerimiz sadece siyasi partilerle sınırlı kalmayacak. Bundan sonraki planlamamız ülkedeki tüm kadın örgütleri ve platformları ile bir araya gelerek barışın toplumsallaşmasında kadınların mücadelesini hep birlikte konuşacağız. Kadın özgürlük mücadelesi yürüten tüm kadınların, barışın inşasında özne olması için gündemlerimizi oluşturacağız.
 
Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının derhal oluşturulması lazım 
 
Evet, biz parti olarak, Kadın Meclisi olarak, kadınlar olarak bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Ancak 27 Şubat çağrısından sonra herhangi bir adımın olmaması halkların, kadınların barış umuduna zarar vermektedir. Sayın Öcalan, çağrısıyla hangi koşullarda neler yapabileceğini belirtmiştir. 8 Mart ruhuyla Newroz alanlarına akan kadınların iradesi bu çağrının gereği olarak yapılması gerekenleri haykırmıştır. Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının derhal oluşturulması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması milyonların da talebi olmuştur. Bu talebe sessiz kalınmamalı ve derhal bu şartların oluşması için adım atılmalıdır. Halkların, kadınların, gençlerin barış umuduna gölge düşürülmemelidir. Bu ülkede inşa edilecek onurlu barış, başta kadınlar olmak üzere herkesin, her kesimin yararına olacaktır. Bu sürecin tıkanmaması için bu adımların derhal hayata geçirilmesi kadar iktidarın da antidemokratik, hukuk dışı, halk iradesine darbe uygulamalarının son bulması elzemdir.
 
Kayyım rejimini kabul etmeyeceğiz 
 
Bu ülkenin demokratikleşmesini istiyorsak, Kürt sorunun demokratik çözümü esastır. Kürt sorunun demokratik çözümü için de bu ülkenin demokratikleşme sürecine girmesi gerekiyor. Ancak, iktidar halkları dinlemek yerine halka ve halk iradesine saldırmaya devam ediyor.İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şişli ve Beylikdüzü belediye başkanlarının görevden alınması, Şişli Belediyesine kayyım atanması, belediye başkanlarının tutuklanmasına ve tutuklamalara tepki gösteren kadınların, gençlerin hedef alınmasını asla kabul etmiyoruz.Kadınlara gözaltında çıplak arama dayatarak işlenen insanlık suçunun derhal son bulmalı. Halk iradesinin gasp edilmesi karşısında biz kadınlar, dün neredeysek bugün de oradayız. Kayyım rejimini asla kabul etmeyeceğiz. 9 yıl boyunca kayyımla yönetilen belediyelerimizde kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik saldırılar, rüşvet ve yolsuzluklar karşısında dün sessiz kalmadık bugün de kalmayacağız.
 
Suçlara karşı sesiz kalmayacağız 
 
Antidemokratik uygulamalara karşı iradesine sahip çıkan kadınları hedef alarak işkence eden kişiler hakkında derhal yasal işlem başlatılmalıdır. Bu suçu işleyenler yargı önünde hesap vermelidir. Ama gelin görün ki, iktidar şiddeti devam ettirmek istemektedir. Kask numarası olmayan polislerin şiddeti bunun kanıtıdır. Bunu belgeleyen, halka duyuran gazetecileri tutuklamak bunun kanıtıdır. Hiç kimse bizden bu suçlara karşı sessiz kalmamızı beklemesin. Bizler kayyımcı zihniyetten yana değil halk iradesinden, kadınların ve gençlerin iradesinden, demokrasiden, eşitlikten ve özgürlüklerden yana olmaya mücadelemizi bu anlamda büyütmeye devam edeceğiz. Tüm bu saldırıların karşısında durduğumuz gibi kadınlara yönelik gerçekleştirilen her türlü saldırının karşısında da olacağız. Sevgili Dilek İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen cinsiyetçi saldırıları lanetliyoruz. Dayanışma duygularımızı kendisine iletiyoruz.
 
16 kadın katledildi 
 
Bakın bu iktidarın utanç tablosudur. Bu ülkede sadece Şubat ayında erkekler tarafından 16 kadın katledilirken, 21 kadının şüpheli ölümü nasıl gizlenebilir. Cansever Sucu, Sultan Uçakan, Siyaset Alpgün, Nesibe Elgün, Fikriye Turgut, Sabriye Türköz son 1 haftada katledildiler. Elbette bu sadece basına yansıyan bilgiler, ne yazık ki kadın kırımı bu ülkenin gerçeğidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşerek arttığı bu ülkenin gerçeğidir. Bakın 8 Mart günü İstanbul’da bir öğretmen öğrencilere toplumsal cinsiyet eşitliği dersi verdiği için süresiz açığa alınıyor. Eğitim emekçisi sevgili Cansu Karyemez’in bu sebeple açığa alınması toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde ısrarın göstergesidir. Bu karar hukuksuzdur, Cansu öğretmen derhal görevine iade edilmelidir. Cansu öğretmeni görevden alma hadsizliğini gösteren kamu görevlilerine de acilen toplumsal cinsiyet eğitimine tabi tutulmalıdır.
11 yıldır devam eden ve bugün Şırnak’ta görülen istismar davasını aynı şekilde takip ediyoruz. Kadınlara, çocuklara yönelik suç işleyen çete mensuplarının korunmasına izin vermeyeceğiz. 6284’ün etkin uygulanması için, hayatlarımız ve kazanımlarımız için mücadele edeceğiz. Bizler bugünümüzü geleceğimizi hiçbir erkek egemen zihniyetin insafına bırakmadık, bırakmayacağız. 
 
Alevilere yönelik saldırılar 
 
Bir yandan Rojava’ya yönelik gerçekleştirilen saldırılar, diğer yandan Alevi kadınlara yönelik gerçekleştirilen saldırılar var. Bu insanlık suçlarına karşı asla sessiz kalmayacağız. Bu saldırıların derhal son bulmalıdır. Rojava’ya yönelik gerçekleştirilen her saldırı, halkların bir arada özgür ve eşit yaşamına yapılmaktadır. Suriyeli kadınlarla, Rojavalı kadınlarla, Alevi kadınlarla dayanışmayı büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bugün orada direnen yan yana gelen mücadeleyi büyüten kadınların her türlü çalışmasını selamlıyoruz. Bu vesileyle Rojava’da gerçekleştirilen Kürt Kadın Konferansını selamlıyor, başarılar diliyoruz. Kadınların bileşik mücadelesini büyüterek, barış ve demokratik toplum çağrısı etrafında kenetlenerek onurlu barışı hep birlikte biz kadınlar inşa edeceğiz. Hem 8 Martta hem Newrozda kadınlar alanlarda barışa dair desteklerini ifade ettiler. Bu kadınların iradesidir. Bu aynı zamanda demokratik topluma giden iradedir. Bu iradeyi selamlıyorum.”