‘Aile ve Nüfus On Yılı’ genelgesi: Kadınları ev içi şiddete hapsediyor
- 09:01 26 Mayıs 2026
- Güncel
ANKARA - Aile Yılının devamı olarak ilan edilen ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ genelgesiyle kadınların ev içi şiddete hapsedilmesini ön gördüğünü belirten Fatma Koçyiğit, “Çok sorunlu bir genelge, bu şekilde kadının nasıl yaşayacağı, nasıl davranacağı üzerinden tahakküm kuruyor” dedi.
İktidarın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesinin ardından, 2026-2035 yılları da "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak açıklandı. Genelge doğrultusunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda 10 yıllık bir vizyon belgesi ve eylem planı yürürlüğe konuldu. Kadın katliamlarının ve şiddetin en çok aile içinde yaşandığı bir dönemde, iktidar kadınları bedeni ve doğurganlığı üzerinden ele alan nüfus politikalarına yönelmesi kadınların tepkisine neden oldu. Söz konusu genelgeyle nüfus artışı ve evlilik teşvik edilirken, "Dijital aile kalkanı" adı altında yeni dijital sınırlamalar öngörülüyor. Düzenleme kapsamında, her yıl Mayıs ayının son haftası ise ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak.
Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Koordinasyonu'ndan Fatma Koçyiğit, genelgenin kadınları ev içi şiddete hapsetmeyi öngördüğünü belirterek, şiddeti meşrulaştıran bir yerde durduğunu ifade etti.
Kadınlar eve hapsedilmek isteniyor
2 Mayıs'ta "Aile ve Nüfus Politikası 10 Yılı" adıyla bir genelge çıktığını hatırlatan Fatma Koçyiğit, “Bu genelge kadını birey olarak değil, aile içinde annelik kimliğine sıkıştıran, toplumsal cinsiyet rollerine sıkıştıran, kaç çocuk doğuracağına ve nasıl doğuracağına karar veren bir zihniyetin ürünü olarak görmek lazım. Daha Mayıs ayı bitmedi, 24 kadının öldürüldüğünü gördük. Baktığımızda en büyük cinayet mahalli evler. Kadınlar en yakınları tarafından katledilirken, böyle bir genelge yayınlanıyor. Bu genelge ile amaçlanan kadınları daha çok eve hapsetmek, daha çok çocuk doğurmaya yöneliktir"
‘Çok sorunlu genelge’
Fatma Koçyiğit, genelgede nüfus politikalarına bir bakıma işaret ederek, bakım emeğini kadınlar üzerinden yeniden tarif edildiğini söyledi. Fatma Koçyiğit, “Böyle bir ekonomik krizde hastalara ya da evde bakıma çok cüzi bir destek tarzı var. Aslında ‘sadaka tarzı’ bir şey ve onu bile kadın için vermiyor. Bakımı üstlenen kadına vermiyor o ücreti, bakıma muhtaç olanın tıbbi gereçlerine veriyor. Şuan bir yaşlıya bakan kadına iki üç asgari ücret verilmesi gerekiyor. Ama kadına diyor ki ‘Sen evde çocuk doğur ama bunu sezaryenle yapma normal doğum yap. İş piyasasına katımla evdeki yaşlıya bakıma muhtaca sen bak.’ Şimdi böyle bir tablo çiziliyor ve çok net bu tabloda tek bir aile var. Bu milli bir aile, her mayıs ayının sonunda milli aile haftası ilan ediyorlar. Bu aile tanımı da Sünni Türk çocuklu aile bu şekilde tarif ediliyor. Başka aile yapısının da olabileceği ya da ailenin dışında da bir hayat olabileceği yok sayılıyor. Çok sorunlu bir genelge, bu şekilde kadının nasıl yaşayacağı, nasıl davranacağı üzerinden tahakküm kuruyor” diye belirtti.
25 yıllık AKP politikasının toplamı
Genelgede sosyal medyadaki haber takibine de bir sınırlamanın olduğunu söyleyen Fatma Koçyiğit, “Düşünün öyle bir genelge; İnsan haklarına aykırı, anayasa ihlali var bir bütünen bir sürü yaşam alanına yönelik bir saldırı var. Kendi çerçevesi içinde hapsetme durumu var. Biz onların belirledikleri bir biçimde yaşamayacağımızı, onların belirlediği kalıplarda biçimlenmeyeceğimizde her daim söyledik. İktidarda asıl sorunu görmeme hali var. Asıl sorunun üstünü örtme hali var. Bu sorunlar neler; yoksulluk, güvencesizlik, kadına yönelik şiddetin artmasıdır. Bir ev hayal kurmayı bırakın artık aileler neredeyse evde üç aile, beş aile yaşıyor. Eski tarza zorunlu dönüş hali var. Asıl bu sorunu görmeyen yerden genelgede ‘kıra dönüş’ başlığı var. Kentte yaşamanın zorlukları o kadar fazla ki 90’lı yıllarda Kürdistan'da köyle boşaltıldı. İnsanlar göç etmek zorunda bırakıldı. Şimdi bunu da dillendirmiyorlar. Oralarda tüm tarım alanları, meralar yakıldı, yıkıldı, yok edildi. Batıda zaten yani inanılmaz bir ekolojik kırım var. Bu belge AKP’nin 25 yıllık iktidarının tüm sonuçlarını kadın üzerinden üstünü kapatmaya çalıştığı bir belgedir” ifadelerini kullandı.
‘Kadını evi içi şiddete hapsedecek'
Yıllarca kadın hareketleri olarak Türkiye’de hem devletten hem de erkeklerden alacaklı olarak kampanyalar yaptıklarını hatırlatan Fatma Koçyiğit, yıllarca sokaklarda mücadele ettiklerini dile getirdi. Yayınlanan genelgede içeriğin nasıl bir niyetle yapıldığına dikkat çeken Fatma Koçyiğit, kadın mücadelesinin on yıllık genelgelere sığmayacağını aktardı. Fatma Koçyiğit, kadınların tekil bir ailede ya da birey olarak atfedilmiş kimliklere yaşamayacağını söyleyerek şöyle devam etti: “Bu genelge kadını çalışma yaşamında konumlandırmıyor. Aile ve nüfus üstünden konumlandırıyor. Bu aslında otoriter rejimlerin en büyük ideolojik tutunmalarıdır. Bir sürü uygulamanın, eksikliğin üstü böyle kapatılır. Bu iktidarda bundan azade değil. Şimdi yasalarla kadını korumak yerine, İstanbul Sözleşmesinden bir gecede iptal edildi. 6284 o dönem bile tam uygulanmıyordu. Şimdi uygulamada çok büyük eksiklikler var. Bunun bir sürü kadın cinayetleri davalarında görmek mümkün. Şimdi bu genelge aslında güçlenmiş kadınları aileye hapsederek ve bir biçimiyle daha çok çocuk, daha çok bakım yükleri arttırarak kadını tamamen aileye hapsedip dört duvar arasında yaşanan şiddeti, yokluğu, yoksunluğun üstünü kapatıyor. Cezasızlık politikaları almış başını gitmişken, nafaka hakkına da saldırıyor. Kadınların, bilfiil böyle kazandıkları her hakka saldırarak elden almaya çalıştıkları bir noktada erkekler ve erkeklik hali tabii ki çok güçleniyor. Farkındaysanız erkeğe genelgede hiçbir sorumluluk yüklemiyor. Aileden kastı aileye ayakta tutan ‘kadın’ olarak görüyor. Kadının çocuk doğurması, kadının bakım yükünü üstlenmesi, kadının gerekirse işte işgücüne katılması gibi bir tablosu var. Yani onun dışında hiçbir şey vaad etmiyor.”
‘Aileye sığmayız’
Genelgenin kadınlara daha çok şiddet, yokluk, açlık ve ölüm vaat ettiğini dile getiren Fatma Koçyiğit, “Şiddet de çok artacak. Katliamları rakam olarak telaffuz etmek biz kadınları çok rahatsız ediyor. Kadın örgütlerinde, platformlarda, feminist harekette, Kürdistan'da Kürt kadın hareketi bir bütünen kadınlar bu genelgeye asla böyle yaklaşmayacağımız zaten aşikâr. Mayıs'ın son haftası ‘Milli Aile’ yılı ise biz de kadınlar olarak biz bu aileye sığmayız diyerek bu genelgeye karşı planlamalarımızı çıkarıyoruz. Buna karşı çıkmak kadınların örgütlenmesinden, kadınların dayanışmasından geçiyor. O anlamıyla Türkiye'nin her yerinde tüm kadın örgütleri, kadın kurumları, sokakta olduysak gücümüz yettiğince karşı çıkacağız. Bu genelgeye sadece karşı çıkıyoruz demekle yetinmeyeceğiz. Çok uzun vadede iktidarın kadın bakış açısının ürünü biz bunla zaten mücadele ediyorduk” dedi.
“Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz’
Bu genelgeye karşı kadın örgütleri, inisiyatifleri olarak birlikte mücadele edeceklerini ifade eden Fatma Koçyiğit, “Haklarımızdan da hayatlarımızdan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Bakım yükünün, bakım emeğinin biz kadınların değil, toplumun, devletlerin sosyal politikalarla çözebileceğine inanıyoruz. Bunun için de elimizden ne gelirse yapmaya devam edeceğiz. İlişkilerimizi genişleteceğiz. Kadınların örgütlü olmasının ya da örgütlenmesinin önündeki engellerin kalkması için de mücadele edeceğiz. Dayanışarak bu süreçten kadınlar olarak mücadele ettiysek yine öyle mücadele edeceğiz” diye konuştu.







