Kürtçe için statü çağrısı: Birlik içinde anadilimizi yaşatalım
- 09:04 2 Haziran 2026
- Kültür Sanat
WAN- KURDÎGEH’te öğretmenlik yapan Sevim Keskin, Kürtçenin kamusal alanda kullanımının kabul edilmemesine tepki göstererek, “Dilini kaybeden bir toplum kendi kimliğinden de koparılır. Bu yüzden dilimize sahip çıkmak, varlığımıza sahip çıkmaktır” mesajı verdi.
Anadil hakkının güvence altına alınmaması, kültürel kopuşu derinleştirirken, toplumsal eşitlik ve demokratikleşme tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bu nedenle anadilin korunması ve kamusal alanda özgür kullanılması, politik bir talep olarak öne çıkmaya devam ediyor. Mecliste Kürtçenin yasal statü kazanmasına yönelik verilen “Kürtçenin kamusal alanda kullanımı” önergesinin AKP, MHP ve İYİ Parti tarafından reddedilmesi, “Barış ve Demokratik Toplum” süreci tartışmalarıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Bir yandan barış ve toplumsal uzlaşı söylemleri sürerken, diğer yandan anadil hakkına ilişkin adımların kabul edilmemesi dikkat çekerken, iktidarın anadile yönelik yaklaşımındaki çelişkilerde sürüyor.
Kürt Kültürünü ve Dilini Geliştirme Derneği (KURDÎGE) yönetiminde yer alan öğretmen Sevim Keskin, değerlendirmelerde bulundu.
‘Siz, neden Kürt dilini bu kadar yok sayıyorsunuz?’
Dilin önemine dikkat çeken Sevim Keskin, dilin insanlara Allah tarafından verildiğini belirterek, “Kuran’da ‘Ben her milletin rengini ve dilini farklı yarattım ki birbirlerini tanısınlar’ deniliyor” dedi. Dillerin farklı kültürler etrafında gelişip yeşerdiğini ifade eden Sevim Keskin, hiçbir dilin diğerinden üstün olmadığını vurguladı. Sevim Keskin, “Bütün dillerin önemi ve anlamı vardır. Dil, Allah'ın ayetleridir. Allah, ‘Benim için bütün diller kutluysa’ biz de bütün diller birdir diyebiliriz. Arapça ve Türkçe, Kürtçe’den üstün değil. Dünyada olan bütün dillere saygı duymamız gerekiyor. Madem Allah bile dilin öneminden söz ediyor, siz neden Kürt dilini bu kadar yok sayıyorsunuz? Kürtçeyi ayaklar altına alıyorlar. Kürt halkı az bir millet değil! 25 milyon Kürt halkı var. Kürt halkı kendi topraklarında yaşamaya çalışıyor, kimseye hakaret ve zulüm etmemiş, dilini yok saymamış ama onlar Kürt dilini hiçe sayıyorlar ve haksızlık yapıyorlar” dedi.
‘Asimilasyon ve yok etme politikalarını kabul etmiyoruz’
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Kürt dili üzerinde asimilasyon politikalarının sürdüğüne dikkat çeken Sevim Keskin, sadece dilin değil; sanatın, kültürün ve Kürt halkının yaşamının her alanının hedef alındığını belirtti. Kürt halkının bu politikalarla yok edilmek istendiğini vurgulayan Sevim Keskin, “Kürt halkı üzerinde gerçekleştirilen asimilasyon ve katletme politikalarını kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti işte tam da Kürtlerin yok edilmesi üzerine kuruldu. 100 yıl geçse de hâlâ o zihniyet devam ediyor. Kürt halkını her taraftan katletmeye çalışıyorlar. Bundan vazgeçsinler artık!” diye konuştu.
‘Barış sürecine rağmen Kürt dili kabul edilmiyor’
“Barış ve Demokratik Toplum” sürecine değinen Sevim Keskin, bir yandan barış söylemlerinin dile getirildiğini ancak birkaç gün önce Kürtçenin yasal statü kazanmasına yönelik atılan adımların reddedildiğini belirtti. Sevim Keskin, “Kürt dili neden kabul edilmiyor?” diyerek tepki gösterdi. Sevim Keskin, “Bir barış süreci olmasına rağmen milletin anadilini kabul etmiyorsunuz. Herkes gibi Kürt halkının da kendi anadilinde konuşması gerekiyor. Onların da kendi anadillerinde konuşmaya hakları var. Herkes kendi anadilinde konuşmak istiyor fakat neden kabul edilmiyor? Burada da iyi bir niyet görmüyoruz. Dilin kabul edilmemesi önemsiz bir konu değil! Bu, işgalcilerin zihniyetini bir kez daha gösteriyor. Onların niyetlerini de iyi anlıyoruz. Onlar iyi niyetli değil, yine bize baskı kurmak ve bizi ortadan kaldırmak istiyorlar. Biz işgalcilerin zihniyetini iyi tanıyoruz ve bunu kabul etmiyoruz. 100 yıldır sürdü, buraya kadar geldi ve bundan sonra da devam edecek. Biz bunlara boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Bir halkın dili yaşarsa kültürü, sanatı ve tarihi de yaşar’
Bir milletin dili yoksa varlığının da yok olduğunu kaydeden Sevim Keskin, sanatın, kültürün, yaşamın ve toplumsal hafızanın dil ile var olduğunun altını çizdi. İnsanların dil üzerinden kendilerini var ettiğini dile getiren Sevim Keskin, “Bir halkın dili yaşarsa kültürü, sanatı ve tarihi de yaşar. Dilini kaybeden bir toplum, kendi kimliğinden de koparılır. Bu yüzden dilimize sahip çıkmak, varlığımıza sahip çıkmaktır. Dilin olmazsa sen de ölü bir millet gibi olursun. Dil, yaşamdır ve varlığın kabulüdür. Onlar da bunu çok iyi bildikleri için dilimiz üzerinden bizi yok etmeye çalışıyorlar. 30 yıldır sürdürdükleri politikalarla, ‘İnsanların dilini ve varlığını nasıl yok edebiliriz?’ dediler. İlk olarak köy boşaltmalarla başladılar ve halk şehirlere yerleşti. Bunun bir sebebi de şehirlerde daha iyi Türkçe konuşmaları içindi. Şehirlerde okumak, çalışmak ve yaşamın her alanı Türkçe oluyor. Bu da ailenin içine kadar giriyor ve artık şartlardan dolayı konuşmak zorunda kalıyorsun” şeklinde konuştu.
‘Birlik içerisinde anadilimizi yaşatalım’
KURDÎGEH’in Kürt diline yönelik yürüttüğü çalışmalardan bahseden Sevim Keskin, gençler ve çocuklara dönük kültür ve sanat alanında Kürtçe etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Kürt dilinin, sanatının ve kültürünün yayılmasını amaçladıklarını belirten Sevim Keskin, “Kürt diline yönelik sınıflarımız ve kurslarımız var. Birinci sınıftan öğretmenliğe kadar sınıflarımızda dersler veriyoruz. Kurumumuzun kapısı herkese açık. Herkes burada Kürtçeyi öğrenebilir ve öğretebilir. Genç, yaşlı; temeli ne olursa olsun KURDÎGEH’e gelebilir. Çalışmalarımızın çoğu dil üzerinedir. Sadece burada değil, aynı zamanda dışarıda da çalışmalar yürütüyoruz. 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı için alanlarda çalışmalarımızı yürüttük. Çalışmalarımız ara ara değişebiliyor. Tabii çalışmalarımız sadece burada kalmamalı. Birlik içerisinde birbirimize yardım edelim ve anadilimizi yaşatalım” sözlerini kullandı.







