Cumhuriyet konferansında kadın konfederalizmi önerisi
- 11:27 14 Haziran 2026
- Güncel
İSTANBUL - Konferansta "Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü" başlığıyla sunum yapan Ruşen Seydaoğlu, demokratikleşmesinin kadın özgürlüğüyle mümkün olabileceğini belirterek, ulus devletlerin ve ulus ötesi sermayedarların bürokrasisine karşı enternasyonal bir sistem olarak Demokratik Kadın Konfederalizmi önerisi yaptı.
İstanbul’da 29 aydın, yazar, siyasetçi ve sanatçının çağrısıyla düzenlenen, "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı" 2'nci gününde Cem Karaca Kültür Merkezi'nde sürüyor. Çok sayıda kişinin dinleyici olarak katıldığı konferansta, bugün de 4 oturum ile sunumlar yapılacak.
Konferansında 4'ncü oturumu, "Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları" başlığı ile yapıldı.
Moderatörlüğünü Akın Birdal'ın yaptığı oturumda, Şükrü Aslan, "Cumhuriyetin Tekçi Siyaset ile Baskılanan Çoğul Sosyolojik Dokusu" Ruşen Seydaoğlu, "Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü", Mehmet Bekaroğlu, "Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?", Özgür Erol "Cumhuriyet, Kürtler ve Demokratik Hukuksal Dönüşüm İmkânı" başlıklarında sunum yaptı.
Tevgera Jinên Azad TJA'lı Ruşen Seydaoğlu, "Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü" başlığında sunum yaptı. Ruşen Seydaoğlu, hazırladığı sunum metninde kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, talep ve önerileriler de bulundu.
Demokratik Cumhuriyet ve Kürt kadınları
Ruşen Seydaoğlu, başta ulus devletin kendisi olmak üzere ordusu ve ailesinin cumhuriyette belirleyici bir nitelik taşıdığını anımsatarak, "Tüm bunları ulus devletin hemen her politikasında özellikle de kadınları ele alış biçiminde görebiliyoruz" dedi. Ruşen Seydaoğlu, tam da bu sebeple özgürlük, eşitlik, demokrasinin esas alındığı demokratik cumhuriyetin Kürt kadınları için de kendi kaderini tayin etme noktasında önemli olduğunu söyledi.
Kürt kadınları katmanlı saldırılara maruz kaldı
Kürt kadınlarının kadınlık ve Kürtlük olmak üzere her iki kimliğinde de katmanlı olarak her türlü baskı ve saldırıya maruz kaldığını söyleyen Ruşen Seydaoğlu, "Bu nedenle kadınların demokratik cumhuriyet tartışmasının yalnızca bir çatışma çözümü, hukuki reform ya da siyasal uzlaşma başlığı olarak ele alınmamasına, içine hem devletin hem toplumun hem de erkeğin demokratikleşmesini, özgür ve eşit yurttaşlığın geliştirilmesini ve sistemin yeniden inşa edilmesini alırken bunların olmadığı zeminin kadını yok sayan, kırımdan geçiren zemin anlamına geldiğini acı deneyimlerle de olsa gördü, çözümledi ve çözüm önerisini de bu yaşam deneyiminden çıkardı" diye belirtti.
'Kalıcı barış eşitlikle mümkün'
Kalıcı barışın ancak yapısal eşitsizliklerin, dışlanma mekanizmalarının ve tahakküm ilişkilerinin dönüştürülmesiyle mümkün olabileceğini söyleyen Ruşen Seydaoğlu, Kürt kadınlarının dönüşümündeki en büyük başarının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın olduğunu söyledi. Ruşen Seydaoğlu, "Abdullah Öcalan, erkek egemen Türkiye toplumunda, erkek egemen Kürdistan toplumunda Kürt kadınların yoldaşı olmayı seçen ve özgürlük mücadelesindeki başarıyı Kürt kadınların özgürlüğüne dayandıran bu akıl ve pratik kadınların-sadece fiziksel bir genişlik değil düşünsel önerileriyle zihniyet açısından da daha geniş alanlara yayılmasının, örgütlenmesinin önünü açtı" ifadelerini kullandı.
'Sürecin başarısı kadın özgürlüğüne bağlı'
Kadınların son 50 yılda teorik, kavramsal ve kuramsal üretimleri ile direnişinin bütünleştiği bir hakikat yarattığını söyleyen Ruşen Seydaoğlu, "Milliyetçilik, dincilik ve sermaye üzerine kurulu bir sistem kadınların da cehennemi anlamına geliyordu. Ve demokratikleşme kadınların bu cehennemden çıkışının anahtarı olarak ele alındı. Bugün de çok açık bir ölçü koyuyoruz, barış ve demokratik toplum sürecinin başarısı kadın özgürlüğünün esas almasına bağlı, diyoruz" dedi.
TJA'nın talepleri
Ruşen Seydaoğlu, Cumhuriyetin 2'nci yüzyılında kadınların beklenti ve taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:
"* Hegemonik kadın-erkek ilişkilerine karşı erkeğin değişimi ve dönüşümü ve özgür eşyaşam, siyasi partiler rejimini aşan,
* Pozitivist, erkek egemen, kapitalist öğretiye dayalı bilim karşısında jineolojî,
* Kapitalist dünya sistemine karşı yerel ekolojik ekonomiler ya da demokratik komünal ekonomi modelleri,
* Tekçi siyasete karşı özgün özerk örgütlenme ile demokratik siyasete katılım,
* Ulus devletlerin ve ulus ötesi sermayedarların bürokrasisine karşı enternasyonal bir sistem olarak Demokratik Kadın Konfederalizmi ve bunun demokratik ilişki ve ittifak politikaları."
Zihniyet dönüşümü olacak mı?
Ruşen Seydaoğlu devamında demokratik bir cumhuriyetin oluşması için zihniyet dönüşümünde olması gerekenler hakkında şu soruları yöneltti:
"* Asıl mesele şu, diğer ötekiler bilinçli ya da bilinçsiz ulus devletlerin kadın düşmanı sisteminde ısrar mı edecekler yoksa bu meselenin turnusolünün kadın özgürlükçülük olduğuna denk bir tutum mu alacaklar? Bizim açımızdan bu tutum demokratik cumhuriyetin inşa edilip edilmeyeceğinin de cevabını oluşturuyor.
* Kadınlar yerine söz kurmaktan vazgeçecekler mi mesela Ya da bir kadın doğrudan ya da örtülü olarak fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet uyguladıklarını söylediklerinde özeleştirel yaklaşıp sorumluluk alacaklar mı? Kadına karşı işlenmiş suçları topluma karşı işlenmiş suçlar gibi görüp tavır alacaklar mı?
* Pozitivist bilimin kadın bilgisini, yaşam deneyimini ve üretimlerini ters yüz eden, küçük gören yaklaşımına meydan okuyabilecekler mi?
* Masada kadınlar da olsun diye en az kendilerinin olması gerektiğini düşündükleri kadar pratik mücadele yürütebilecekler mi?
* Olası bir anayasa düzenlemesinde Kürt kadınlar bizler anayasal ve yasal olarak tanınmak istiyoruz ya da komün sistemiyle cumhuriyete katılmak istiyoruz dediklerinde bu onların da talebi haline gelecek mi?
* Ortak mücadele zeminlerinde farklı hiyerarşik eğilimlerini, yaş, deneyim vb. bir tarafa koyup bir adım geri atıp kadınlara alan açacakları mı, kadınların siyasete katılımı, yetki ve karar verme inisiyatifini paylaşabilecekler mi?
* Kadınların kendi sistemlerini kurdukları gibi diğer ötekiler de yalnızca siyasal süreçlere müdahale eden değil, aynı zamanda yeni bir toplumsallığın değerlerini, normlarını ve kurumlarını inşa eden pratikler açığa çıkarabilecekler mi?
* Yalnızca temsil mekanizmalarının genişlemesine değil, farklı toplumsal kesimlerin kendi öz örgütlülüklerini geliştirmesinin de mücadelesini verebilecekler mi? Kadın hareketleri, emek örgütleri, ekoloji mücadeleleri, gençlik hareketleri ve farklı kimlik gruplarının mücadelesinin aynı inanç ve kararlılıkla savunulması ve gelişmesine katılacaklar mı?"







